Myanmar hükümeti, 11 yıl önce Rohingya azınlığının kimliğini sistematik olarak silmeye yönelik adımlar attı. 2014 yılında başlatılan nüfus sayımında Rohingyaların kendilerini 'Rohingya' olarak tanımlaması yasaklandı; onların yalnızca 'Bengalli' olarak kaydedilmesi istendi. Bu politika, ülkedeki Rohingya karşıtı ayrımcılığın ve şiddetin dönüm noktalarından biri oldu. Bugün Rohingya kimliğinin bastırılması, Myanmar'ın kapsayıcı bir siyasi düzen kurmadaki genel başarısızlığıyla doğrudan bağlantılı. Uzmanlar, ASEAN'ın artık bu gerçeği kabul etmesi ve harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor.
Rohingya Kimliğinin Silinme Süreci
Myanmar'da Rohingya Müslümanları onlarca yıldır sistematik ayrımcılığa maruz kalıyor. 1982 Vatandaşlık Yasası ile Rohingyalar vatandaşlıktan çıkarıldı ve 'yabancı' ilan edildi. 2014 nüfus sayımı, bu ayrımcılığı daha da derinleştirdi: Hükümet, Rohingyaların etnik kimliklerini beyan etme hakkını ellerinden aldı. Ardından 2017'de Rohingya militanlarının saldırılarını bahane eden Myanmar ordusu, Rakhine eyaletinde 'temizlik operasyonu' adı altında kitlesel şiddet uyguladı. Yüz binlerce Rohingya Bangladeş'e kaçmak zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler, bu olayları 'soykırım' olarak nitelendirdi. Bugün yaklaşık 1 milyon Rohingya mülteci, Bangladeş'in Cox's Bazar bölgesindeki kamplarda yaşıyor. Myanmar'a dönüşleri ise güvenlik endişeleri ve vatandaşlık haklarının tanınmaması nedeniyle imkânsız görünüyor.
Rohingya kimliğinin reddedilmesi, sadece bir azınlık meselesi değil; Myanmar'ın çok etnikli yapısını inkâr eden bir devlet politikasıdır. Ülkedeki diğer etnik gruplar (Şan, Kachin, Karen vb.) da benzer baskılarla karşılaşsa da, Rohingyalar en savunmasız kesim oldu. 2021 askeri darbesi sonrası ülke iç savaşa sürüklenirken, Rohingyaların durumu daha da kötüleşti. Askeri cunta, Rohingyaları hem silahlı gruplara karşı kullanmakta hem de onları kamplarda tutmaya devam etmektedir.
ASEAN'ın Sorumluluğu ve Bölgesel Dinamikler
Güneydoğu Asya Uluslararası Birliği (ASEAN), on yıllardır Myanmar'daki insan hakları ihlallerine karşı etkisiz kaldı. Örgütün temel ilkelerinden biri olan 'iç işlerine karışmama' politikası, üyelerin Myanmar'a yönelik somut adımlar atmasını engelliyor. Ancak 2017'den bu yana artan uluslararası baskı ve 2021 darbesi sonrası ASEAN, Myanmar konusunda daha fazla inisiyatif almaya başladı. 2021'de ASEAN, Myanmar'ın katılımı olmadan bir barış planı üzerinde anlaştı; ancak cunta bu planı uygulamadı. 2023'te Endonezya'nın ASEAN dönem başkanlığı sırasında Myanmar krizi öncelikli gündem maddesi oldu. Yine de örgüt, Rohingya meselesinde ortak bir tutum sergileyemedi. Malezya ve Endonezya gibi Müslüman çoğunluklu ülkeler Rohingya'ya destek verirken, Tayland ve Singapur gibi ülkeler ekonomik çıkarları önceliklendirdi.
Uluslararası toplum ise Myanmar'a yönelik yaptırımları artırdı. ABD, AB ve Kanada, cunta liderlerine ve askeri işletmelere yaptırım uyguladı. Ancak bu yaptırımlar, Rohingyaların acılarını dindirmedi. Bangladeş, mülteci yükünü tek başına taşıyamayacağını belirterek uluslararası yardım çağrısı yapıyor. 2023'te BM, Rohingya mülteciler için acil fon talebinde bulundu; ancak bağışlar yetersiz kaldı. Rohingya temsilcileri, uluslararası toplumun kendilerini unuttuğunu söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rohingya krizine karşı en duyarlı ülkelerden biri olmuştur. 2017'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Bangladeş'i ziyaret ederek kampları görmesi ve Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye yardım ulaştırması, Ankara'nın konuya verdiği önemi gösteriyor. Türkiye, Rohingya meselesini İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve BM gibi platformlarda sürekli gündeme taşıdı. Ancak Türkiye'nin Myanmar ile doğrudan ekonomik veya siyasi ilişkileri sınırlı olduğundan, etki alanı daha çok insani yardım ve diplomatik söylemle sınırlı kaldı. Yine de Türkiye'nin duruşu, ASEAN ülkelerine baskı yapılması ve uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesi açısından kritik. Türkiye, ASEAN ile diyalog ortaklığı çerçevesinde Myanmar konusunu daha güçlü bir şekilde gündeme getirebilir. Ayrıca, Rohingya mültecilerinin bir kısmının Türkiye'ye kabul edilmesi, Ankara'nın insani diplomasisini güçlendirmiştir. Bölgesel istikrar açısından, Myanmar'daki istikrarsızlık Güneydoğu Asya'da Çin'in etkisini artırırken, Türkiye'nin ASEAN ile ilişkilerini derinleştirmesi için bir fırsat sunuyor.