San Francisco, 9 Ekim - Cumhuriyetçi bir yasa koyucu, Savunma Bakanlığı'na çağrıda bulunarak, aralarında üst düzey Amerikalı iş insanlarıyla bağlantılı bir üniversitenin de bulunduğu düzinelerce Çin üniversitesine ABD araştırma fonu kısıtlaması getirilmesini talep etti. Söz konusu çağrı, Washington ile Pekin arasında teknoloji ve akademik iş birliği alanında artan gerilimin son halkası olarak değerlendiriliyor.
Çağrının Arka Planı ve Kapsamı
Adı açıklanmayan Cumhuriyetçi vekil, Savunma Bakanlığı'na gönderdiği mektupta, mevcut kısıtlamaların yetersiz olduğunu savunarak, çok sayıda Çin üniversitesinin daha yakından incelenmesi gerektiğini belirtti. Mektupta, bu üniversitelerin Çin ordusuyla bağlantılı olduğu veya hassas teknolojilere erişim sağlayabileceği iddiaları yer aldı. Özellikle, Amerikalı iş dünyasının önde gelen isimleriyle ilişkili olduğu öne sürülen bir üniversite, çağrının merkezinde bulunuyor. Bu üniversitenin, ABD'li yöneticiler ve girişimcilerle kurduğu ortaklıklar aracılığıyla dolaylı olarak Amerikan araştırma fonlarından faydalanabileceği öne sürülüyor.
ABD Savunma Bakanlığı, halihazırda belirli Çin üniversitelerine araştırma fonu sağlanmasını kısıtlayan bir listeye sahip. Ancak eleştirmenler, bu listenin güncellenmediğini ve yeni ortaya çıkan riskleri yansıtmadığını savunuyor. Vekilin çağrısı, mevcut listede yer almayan ancak stratejik risk taşıdığı düşünülen kurumların da eklenmesi yönünde. Bu tür kısıtlamalar, ABD'li araştırmacıların bu üniversitelerle iş birliği yapmasını veya bu kurumlara federal fon aktarılmasını engelleyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabeti, son yıllarda akademik alana da sıçramış durumda. Washington, özellikle yapay zeka, kuantum bilişim ve yarı iletkenler gibi kritik alanlarda Çin'in ilerlemesini engellemek için çeşitli önlemler alıyor. Araştırma fonlarının kısıtlanması, bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor. Çin ise bu tür hamleleri "bilimsel iş birliğini siyasallaştırmak" olarak nitelendiriyor ve karşı önlemler alabileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların yalnızca ABD-Çin ilişkilerini değil, küresel araştırma ekosistemini de etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Birçok Amerikan üniversitesi, Çinli kurumlarla yapılan ortak projelerin bilimsel ilerlemeye katkı sağladığını savunuyor. Öte yandan, güvenlik endişeleri nedeniyle bazı iş birlikleri askıya alınmış durumda. Avrupa ve Asya'daki müttefikler de benzer adımlar atmaya başladı; ancak ekonomik bağımlılıklar nedeniyle bu süreç daha yavaş ilerliyor.
Çin'in ABD'deki en büyük yabancı öğrenci grubunu oluşturduğu düşünülürse, bu tür kısıtlamaların akademik hareketliliği de olumsuz etkilemesi bekleniyor. Bazı analistler, ABD'nin bu adımlarla Çin'in teknolojik yükselişini yavaşlatmayı hedeflediğini, ancak bunun karşılıklı güvensizliği artırarak iş birliğini daha da zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki araştırma fonu kısıtlamaları, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türk üniversiteleri, artan iş birliği talebiyle karşılaşabilir; ancak bu durum, Türkiye'nin ABD ve Çin arasında dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor. Özellikle savunma sanayii ve yapay zeka alanında Çin ile iş birliği yapan Türk kurumları, ABD yaptırımlarıyla karşılaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi araştırma ekosistemini güçlendirmesi ve dışa bağımlılığı azaltması kritik önem taşıyor. Bu gelişme, küresel teknoloji yarışında Türkiye'nin konumunu yeniden değerlendirmesi için bir uyarı niteliğinde.