Tayland Dışişleri Bakanı, Myanmar ordusu (Tatmadaw) ile ülkedeki bazı etnik silahlı gruplar arasında diyalog kapısının aralandığını açıkladı. Açıklama, ASEAN'ın Myanmar Özel Temsilcisi Ma. Theresa Lazaro'nun Tayland'ın Pattaya kentinde düzenlediği toplantıların ardından geldi. Lazaro, cunta yanlısı müzakereciler ve altı farklı isyancı grupla ayrı ayrı bir araya gelerek, askeri darbenin ardından derinleşen iç savaşa siyasi bir çözüm bulunması yönünde adımlar attı. Bu gelişme, Myanmar'da 2021'den bu yana süren çatışmaların sonlandırılmasına yönelik uluslararası çabalar açısından kritik bir dönemece işaret ediyor.
Görüşmelerin Arka Planı ve Taraflar
ASEAN özel temsilcisi Ma. Theresa Lazaro, Pattaya'da yaptığı ikili görüşmelerde, Myanmar ordusunun siyasi kanadını temsil eden heyetle bir araya geldi. Görüşmelerin diğer tarafında ise Arakan Ordusu (AA), Ta'ang Ulusal Kurtuluş Ordusu (TNLA), Myanmar Ulusal Demokratik İttifak Ordusu (MNDAA) gibi altı silahlı etnik grup yer aldı. Bu gruplar, ülkenin kuzey ve doğu bölgelerinde orduya karşı uzun süredir çatışma halinde. Tayland Dışişleri Bakanı Maris Sangiampongsa, yaptığı basın açıklamasında, tüm tarafların müzakere masasına oturmaya istekli olduğunu belirterek, 'Bu, barış sürecinde somut bir ilerleme kaydedilebileceğine dair umut verici bir işaret' dedi. Toplantılar, ASEAN'ın Myanmar konusunda benimsediği 'şiddetin sona ermesi, diyalog, insani yardım ve seçimler' maddelerinden oluşan 5 maddelik mutabakat çerçevesinde gerçekleşti.
Myanmar'da 2021 darbesinden bu yana ordu, ülke genelinde sivil direniş güçleri ve etnik silahlı gruplarla çatışıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 3 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve insani kriz derinleşti. Ordu, ülkenin yaklaşık üçte birini kontrol etmekle birlikte, son aylarda özellikle kuzeydeki bazı bölgelerde isyancı grupların ilerleyişi karşısında gerileme yaşadı. Bu durum, cuntayı masaya oturmaya zorlayan temel etkenlerden biri olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki kriz, sadece ülke sınırları içinde kalmıyor; bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Çatışmalar nedeniyle Tayland, Hindistan ve Bangladeş gibi komşu ülkelere düzensiz göç akışları yaşanıyor. Ayrıca, Myanmar topraklarında faaliyet gösteren uyuşturucu kartelleri ve siber dolandırıcılık şebekeleri, bölge güvenliğini olumsuz etkiliyor. ABD ve Çin gibi küresel güçler, Myanmar'da yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor. Özellikle Çin, sınır bölgelerindeki isyancı gruplarla olan bağlantıları nedeniyle arabuluculuk çabalarında önemli bir aktör konumunda. ASEAN ise Myanmar krizine çözüm bulmakta zorlanırken, üye ülkeler arasında cuntaya yönelik yaklaşım farklılıkları bulunuyor. Bazı ülkeler sert yaptırımlardan yana iken, Tayland ve Kamboçya gibi ülkeler diyalogdan yana tavır alıyor.
Pattaya görüşmelerinin ardından tarafların ikinci bir toplantı için yeniden bir araya gelmesi bekleniyor. Ancak analistler, ordunun gerçek anlamda güç paylaşımına yanaşıp yanaşmayacağını, isyancı grupların da tek bir çatı altında birleşip birleşemeyeceğini zaman gösterecek. Öte yandan, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insani yardım kuruluşları, çatışmaların durması halinde milyonlarca insana yardım ulaştırılabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'da yaşanan insani krize kayıtsız kalmamakta, özellikle Arakanlı Müslümanların durumuna yönelik hassasiyetini sürdürmektedir. 2017'deki etnik temizlik sonrası binlerce Arakanlı Müslüman Bangladeş'e sığınmış, Türkiye bu bölgelere insani yardım göndermişti. Olası bir barış süreci, Arakanlı Müslümanların geri dönüşü ve güvenliğinin sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin ASEAN ile geliştirdiği diyalog ve Myanmar'da taraflar arasında arabuluculuk potansiyeli, Ankara'nın bu coğrafyada etkinliğini artırabilir. Ancak sürecin henüz başında olduğu ve cuntanın taahhütlerine ne kadar sadık kalacağı belirsizliğini korumaktadır.