ABD'li Cumhuriyetçi senatör Markwayne Mullin'in, sığınmacı kentlerindeki havalimanlarından gümrük ve sınır koruma memurlarını çekme önerisi, İç Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas'ın sert uyarısına yol açtı. Mayorkas, planın 'siyasi görüş farkı gözetmeksizin tüm Amerikalılar için seyahat kaosuna' neden olacağını belirtti. Mullin'in önerisi, özellikle Demokratların kontrolündeki şehirlerde yasa dışı göçle mücadeleyi sertleştirme amacı taşıyor. Ancak eleştirmenler, planın 'naif veya aptalca' olduğunu savunuyor. Tartışma, ABD'nin göç politikalarındaki kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne seriyor.
Planın Detayları ve Gerekçeleri
Oklahoma senatörü Mullin, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 'sığınmacı kent' (sanctuary city) olarak adlandırılan ve yasa dışı göçmenleri koruyan yerel yönetimlerin bulunduğu bölgelerdeki havalimanlarına gümrük memuru göndermenin federal kaynakları israf ettiğini öne sürdü. Mullin'e göre, bu şehirler federal göç yasalarını uygulamadığı için, gümrük memurlarının orada bulunması anlamsız. Bunun yerine, kaynakların daha etkin kullanılabileceğini savunan Mullin, memurların sınır güvenliğinin daha kritik olduğu bölgelere kaydırılmasını önerdi.
Ancak İç Güvenlik Bakanı Mayorkas, Kongre'ye gönderdiği mektupta planın 'feci sonuçlar doğuracağını' ifade etti. Mayorkas, 'Havalimanlarındaki gümrük memurları yalnızca göçmenlik işlemlerini değil, aynı zamanda gümrük vergisi toplama, yasaklı maddeleri tespit etme ve biyogüvenlik önlemlerini de yürütüyor. Memurların çekilmesi, bu şehirlerdeki tüm seyahat operasyonlarını felç eder' dedi. Bakan, söz konusu havalimanlarının yıllık milyonlarca yolcuya hizmet verdiğini ve planın uygulanması halinde 'ekonomik zararın da cabası olacağını' vurguladı.
Siyasi Tepkiler ve Bölgesel Boyut
Mullin'in önerisi, başta Demokratlar olmak üzere geniş çapta eleştiri topladı. New York Senatörü Chuck Schumer, planı 'saf bir sabotaj girişimi' olarak nitelendirirken, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, 'Mullin Amerikan halkını rehin alıyor' ifadelerini kullandı. Sivil toplum kuruluşları ise planın, sığınmacı kentlerde yaşayan vatandaşların temel haklarını ihlal edeceğine dikkat çekti. Öte yandan, bazı Cumhuriyetçiler Mullin'e destek verdi. Eski Başkan Donald Trump'ın göç danışmanlarından Stephen Miller, 'Bu plan, federal hükümetin sığınmacı kentlerdeki kaosa son vermesi için bir fırsat' dedi.
Analistler, tartışmanın aslında ABD'deki derin siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olduğunu belirtiyor. Georgetown Üniversitesi'nden Prof. Sarah Montgomery, 'Mullin, kendi seçmen tabanına mesaj vermek için böyle bir öneri getirdi. Ancak pratikte uygulanabilirliği yok. Bu daha çok bir kültür savaşı hamlesi' yorumunu yaptı. Planın yasalaşması için Kongre'den geçmesi gerekiyor ve şu anda Demokratların çoğunlukta olduğu Senato'da kabul edilmesi zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu tartışma, Türkiye'nin göç politikaları açısından dolaylı da olsa bir bağlam sunuyor. Türkiye, yıllardır Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir sığınmacı nüfusunu barındırıyor ve bu konuda ABD'ye kıyasla daha merkezi bir politika izliyor. ABD'deki sığınmacı kent tartışmaları, federal sistemlerde yerel yönetimlerin göç politikalarını nasıl şekillendirebildiğini gösteriyor. Türkiye'nin üniter yapısı, bu tür yerel farklılıklara izin vermese de, ABD'deki gelişmeler uluslararası göç yönetiminde merkezi otoritenin önemini hatırlatıyor. Ayrıca, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın göç politikalarını kilitlediği bu örnek, Türkiye'nin AB ile göç anlaşmaları ve sınır güvenliği konularında daha pragmatik bir yol izlemesinin gerekliliğini ortaya koyuyor.