Katolik Kilisesi'nin ABD doğumlu Papa'sı Leo, 1979 yılında hayatını kaybeden ve 1950'lerdeki televizyon programıyla televangelizmin öncülerinden biri olan Fulton Sheen'in kutsanma töreni arifesinde, vaizin ABD radyo ve televizyon yayıncılığındaki etkisini övdü. Vatikan'dan yapılan açıklamaya göre Papa Leo, Sheen'in "elektronik medyayı müjdeleme aracı olarak kullanmadaki öngörüsünü" takdir etti. Sheen, 1951-1957 yılları arasında yayınlanan "Life Is Worth Living" adlı televizyon dizisiyle milyonlarca izleyiciye ulaşmış, 1952'de Emmy Ödülü kazanmıştı.
Fulton Sheen kimdir?
Fulton John Sheen, 1895'te Illinois'de dünyaya geldi. Katolik rahibi olarak eğitim aldıktan sonra Louvain Üniversitesi'nde felsefe doktorası yaptı. 1920'lerden itibaren radyo vaazlarıyla tanınmaya başladı. 1930'da "The Catholic Hour" adlı radyo programını sunmaya başladı; bu program 20 yıl boyunca milyonlarca Amerikalının evine girdi. 1951'de DuMont Television Network'te başlayan "Life Is Worth Living" programı, bir din adamının sunuculuğunu yaptığı ilk düzenli televizyon dizilerinden biriydi. Sheen, ekranda sade bir görünümle, tebeşir ve karatahta kullanarak Hristiyan inancını anlatıyordu. Program, 1952'de Emmy Ödülü'nü kazandı ve Sheen, "Milky Way"deki en iyi sunucu dalında ödül aldı. 1957'ye kadar devam eden dizi, televangelizmin öncüsü kabul edilir. Sheen 1966'da Rochester Piskoposu olarak atandı, ancak 1969'da bu görevden ayrıldı. 1979'da New York'ta vefat etti. 2012'de Papa XVI. Benedictus tarafından "Saygıdeğer" ilan edildi; bu, kutsanma sürecinin ilk adımıdır.
Kutsanma süreci ve Papa Leo'nun vurgusu
Fulton Sheen'in kutsanması (beatification), Katolik Kilisesi'nde "Saygıdeğer" ilan edilmesinin ardından gerçekleşen bir aşamadır. Kutsanma için Kilise, Sheen'in şefaatiyle gerçekleştiği iddia edilen bir mucizenin onaylanmasını bekliyordu. 2019'da Vatikan, Sheen'in şefaatiyle bir bebeğin ölümcül hastalıktan kurtulduğunu kabul etti. Ancak süreç, Rochester piskoposluğundaki yönetim dönemine ilişkin bazı soruşturmalar nedeniyle yavaşladı. Papa Leo'nun bu arifede yaptığı açıklama, süreci hızlandırma sinyali olarak yorumlanıyor. Papa Leo, Sheen'in "iletişim araçlarını kullanarak inancı yayma konusundaki kararlılığının" günümüzde de örnek olduğunu belirtti.
Televangelizmin öncüsü olarak Sheen
Fulton Sheen, sadece bir din adamı değil, aynı zamanda bir medya figürüydü. 1950'lerde ABD'de televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte, dini içeriği kitlelere ulaştırmanın yeni yollarını aradı. Onun yöntemi, daha sonra ortaya çıkan televangelistlerden farklıydı: gösterişten uzak, entelektüel bir üslup kullanıyor, siyasi mesajlardan kaçınıyordu. Yine de onun başarısı, dini yayıncılığın ticari bir sektör haline gelmesinin kapısını araladı. 1970'ler ve 1980'lerde Oral Roberts, Billy Graham ve Pat Robertson gibi isimler, Sheen'in açtığı yolda ilerledi. Sheen'in programları, Katolik izleyicilerin yanı sıra Protestanlar tarafından da ilgiyle takip ediliyordu. Bu yönüyle Sheen, mezhepler arası bir köprü işlevi gördü.
Papa Leo'nun seçilmesi ve Amerikan Katolikliği
Papa Leo'nun ABD doğumlu olması, Katolik Kilisesi tarihinde nadir görülen bir durumdur. Bugüne kadar yalnızca bir ABD doğumlu papa olmuştur. Papa Leo'nun seçilmesi, Amerikan Katolikliğinin küresel Kilise içindeki ağırlığını artırdı. Sheen gibi bir figürü övmesi, hem ABD'deki Katolik cemaatine hem de muhafazakâr çevrelere mesaj niteliğinde. Papa Leo, göreve geldiğinden bu yana muhafazakâr duruşuyla biliniyor; geleneksel değerlere vurgu yapıyor ve modernleşme yanlısı akımlara mesafeli duruyor. Sheen'in kutsanması, bu çizginin bir parçası olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fulton Sheen'in kutsanması ve Papa Leo'nun açıklamaları, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme değil. Ancak Katolik Kilisesi'nin ABD doğumlu bir papa etrafında muhafazakâr bir çizgi izlemesi, küresel dinler arası ilişkiler ve Batı'daki dini-siyasi dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, laik bir devlet olarak dini aktörlerin siyasetteki rolünü yakından izler. ABD'de televangelizmin yükselişi, Evanjelik lobilerin siyasi etkisini artırmış, bu durum zaman zaman Türkiye-ABD ilişkilerinde dolaylı yansımalar yaratmıştır. Papa Leo'nun muhafazakâr duruşu, Vatikan'ın küresel mülteci, iklim ve barış politikalarını etkileyebilir; bu da Türkiye'nin Akdeniz ve Orta Doğu'daki diplomatik dengelerini dolaylı olarak etkileyebilir.