Wall Street'in önde gelen yatırım bankalarından Morgan Stanley'nin baş ABD hisse senedi stratejisti ve yatırım direktörü Mike Wilson, son dönemde artan hisse senedi ve borçlanma araçları arzının sağlıklı bir piyasa sinyali verdiğini söyledi. Bloomberg Open Interest programında Matt Miller'a konuşan Wilson, mevcut piyasalarda bu arzı absorbe edecek yeterli sermaye bulunduğunu vurguladı. Wilson'un açıklamaları, yatırımcıların geleneksel 60/40 portföy stratejisinden uzaklaştığı bir döneme denk geldi.
Gelişmenin arka planı: 60/40 Stratejisi neden sorgulanıyor?
60/40 stratejisi, yatırım dünyasında onlarca yıldır kullanılan klasik bir portföy dağılım yöntemi. Bu strateji, portföyün yüzde 60'ını hisse senetlerine, yüzde 40'ını ise tahvillere ayırarak hem büyüme hem de istikrar hedefliyor. Ancak son yıllarda düşük faiz oranları, yüksek enflasyon ve jeopolitik belirsizlikler bu stratejinin etkinliğini sorgulatmaya başladı. Mike Wilson'a göre, piyasalardaki yapısal değişimler yatırımcıları daha esnek ve çeşitlendirilmiş portföylere yöneltiyor.
Wilson, özellikle 2023 ve 2024 yıllarında görülen halka arz (IPO) dalgasına dikkat çekti. "Son dönemde birçok şirket halka arz yoluyla fon topladı. Bu, piyasanın derinliğini ve yatırımcı iştahını gösteriyor. Yeterli likidite var, bu nedenle arzın fiyatlar üzerinde baskı yaratmasını beklemiyoruz" dedi. Stratejist, ayrıca teknoloji ve yapay zeka odaklı şirketlerin ön planda olduğu bu döngüde, geleneksel sektörlerin de fırsatlar sunduğunu belirtti.
Bölgesel veya küresel boyut: Likidite bolluğu ve riskler
Küresel piyasalarda son yıllarda merkez bankalarının gevşek para politikaları sayesinde büyük bir likidite birikimi oluştu. Ancak yüksek enflasyonla mücadele için faiz artırımlarına gidilmesi, bu likiditenin bir kısmını çekmeye başladı. Wilson, mevcut durumda piyasanın bu sıkılaşmayı absorbe edebilecek güçte olduğuna inanıyor. "ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine başlamasıyla birlikte risk iştahı artabilir. Ancak yatırımcıların varlık fiyatlamalarında daha seçici olması gerekiyor" uyarısında bulundu.
Morgan Stanley'nin analizine göre, 60/40 stratejisinin getirisi son beş yılda enflasyonu karşılamakta zorlandı. Bu nedenle emtia, gayrimenkul ve alternatif yatırım araçlarına yönelim artıyor. Wilson, özellikle enerji ve savunma sektörlerinin jeopolitik riskler nedeniyle öne çıktığını söyledi. Öte yandan, gelişmekte olan piyasalar da ucuz değerlemeleriyle yabancı yatırımcıların ilgisini çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu dönüşüm, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için hem fırsat hem de risk barındırıyor. 60/40 stratejisinden uzaklaşılması, yatırımcıların daha yüksek getiri arayışına girmesi anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye'nin hisse senedi piyasası ve tahvil getirilerinin yabancı yatırımcılar için cazibesini artırabilir. Özellikle Türk şirketlerinin son dönemde artan halka arzları, Morgan Stanley'nin işaret ettiği likidite bolluğundan faydalanabilir. Ancak yüksek enflasyon ve kur riski, yatırımcıların temkinli olmasına yol açıyor. Türkiye'nin makroekonomik istikrarı sağlaması ve politika belirsizliklerini azaltması, bu küresel sermaye akışından daha fazla pay almasını sağlayabilir.