Morgan Stanley'nin yayımladığı kapsamlı bir rapora göre, küresel yapay zeka (AI) altyapısını finanse etmek amacıyla ihraç edilen borçlanma araçlarının toplam hacmi 2026 yılı itibarıyla 500 milyar doları aşacak. Rapor, teknoloji şirketlerinin veri merkezleri, sunucu çiftlikleri ve yapay zeka modellerini eğitmek için gerekli donanım yatırımlarını finanse etmek üzere tahvil piyasalarına yöneldiğine işaret ediyor. Özellikle Microsoft, Amazon, Google ve Meta gibi büyük teknoloji oyuncularının, yapay zeka yarışında geri kalmamak için sermaye harcamalarını rekor seviyelere çıkardığı belirtiliyor.
Rekor Seviyede Sermaye Harcaması ve Borçlanma
Morgan Stanley analistleri, 2024 yılında teknoloji şirketlerinin yapay zeka odaklı sermaye harcamalarının 300 milyar doları bulduğunu, bu rakamın 2025'te 400 milyar dolara, 2026'da ise 500 milyar doların üzerine çıkacağını öngörüyor. Bu harcamaların büyük bir kısmı, şirketlerin nakit akışlarının ötesinde olduğu için borçlanma yoluyla finanse ediliyor. Raporda, "Yapay zeka altyapısına yapılan yatırımlar, şirketlerin bilançolarını zorluyor ve tahvil piyasaları bu açığı kapatmak için kritik bir rol oynuyor" ifadesine yer verildi. Sadece 2025'in ilk yarısında, teknoloji sektörü yapay zeka ile ilgili projeler için 120 milyar dolar değerinde tahvil ihraç etti; bu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45'lik bir artış anlamına geliyor. Uzun vadeli faiz oranlarının görece düşük seyretmesi ve yatırımcıların yapay zeka alanına olan güçlü ilgisi, bu borçlanmaları cazip kılıyor.
Küresel Piyasalar ve Jeopolitik Boyut
Yapay zeka borç ihracındaki bu patlama, yalnızca ABD merkezli teknoloji devleriyle sınırlı değil. Çinli teknoloji şirketleri, özellikle Alibaba ve Tencent, ABD'nin çip ihracatı kısıtlamalarına rağmen kendi yapay zeka altyapılarını kurmak için büyük miktarlarda borçlanıyor. Avrupa'da ise, Almanya ve Fransa merkezli şirketler, AB'nin dijital egemenlik hedefleri doğrultusunda veri merkezi yatırımlarına hız verdi. Morgan Stanley, bu borçlanmaların küresel anlamda finansal istikrar açısından bir risk oluşturmadığını, ancak faiz oranlarında ani bir yükseliş olması halinde bazı şirketlerin borç servisinde zorlanabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, yapay zeka yatırımlarının getirisinin henüz net olarak görülmemesi, uzun vadede bu borç yükünün sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bununla birlikte, hükümetlerin yapay zeka altyapısını stratejik öneme sahip bir alan olarak görmesi ve bazı ülkelerin sübvansiyonlar sağlaması, özel sektör borçlanmasını teşvik ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, küresel yapay zeka yatırım furyasının nispeten gerisinde kalmış olsa da bu gelişme dolaylı olarak Türkiye'yi de etkiliyor. Bir yandan, küresel teknoloji devlerinin artan borçlanması, uluslararası sermaye piyasalarında faiz oranlarını yukarı çekebilir ve Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, yapay zeka veri merkezlerine olan talep, enerji ve soğutma sistemleri gibi alanlarda Türk müteahhitlik ve teknoloji firmaları için yeni fırsatlar doğurabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi yapay zeka stratejisini güçlendirmesi ve yerli teknoloji şirketlerini bu küresel tedarik zincirine entegre etmesi, orta ve uzun vadede ekonomik rekabet gücü açısından kritik önem taşıyor.