Çin ekonomisi, bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda %4,7 oranında büyüyerek 2022'nin son çeyreğinden bu yana en yavaş çeyreklik genişlemeyi kaydetti. Bu oran, Pekin yönetiminin yıl sonu için belirlediği %4,5 ile %5 arasındaki hedef bandının alt sınırına yakın seyrederken, analistlerin beklentilerinin de altında gerçekleşti. Resmi verilere göre, sabit sermaye yatırımlarındaki belirgin yavaşlama ve emlak sektöründeki süregelen kriz, büyümenin ivme kaybetmesine yol açtı. Bu tablo, dünyanın ikinci büyük ekonomisinin toparlanması için daha fazla teşvik paketi çağrılarını güçlendirdi.
Büyüme Rakamları ve Sektörel Görünüm
Ulusal İstatistik Bürosu'nun (NBS) açıkladığı verilere göre, ikinci çeyrekteki %4,7'lik büyüme, piyasa beklentisi olan %5,1'in oldukça altında gerçekleşti. İlk çeyrekte büyüme %5,3 olarak kaydedilmişti. Böylece yılın ilk yarısında büyüme ortalaması %5,0 oldu; bu oran, hükümetin yıllık hedefinin alt bandına denk geliyor. Ancak ekonomistler, üçüncü ve dördüncü çeyrekte ivmenin daha da yavaşlayabileceğini, yıllık büyümenin %4,5'in altına inebileceğini öngörüyor.
Verilere göre, perakende satışlar Haziran'da yıllık %2,0 artışla beklenen %3,3'ün oldukça gerisinde kaldı. Sanayi üretimi ise aynı dönemde %5,3 artışla beklentileri karşıladı. Ancak sabit sermaye yatırımlarının ilk altı aydaki artışı %3,9 ile ocak-haziran dönemi için tahmin edilen %4,0 seviyesinin hafif altında kaldı. Özellikle emlak sektörü, konut satışlarındaki keskin düşüş ve inşaat faaliyetlerindeki zayıflıkla büyümenin en büyük engeli olmaya devam ediyor. Gayrimenkul geliştiricilerinin finansal sıkıntıları, konut fiyatlarında düşüşü hızlandırdı ve tüketici güvenini olumsuz etkiledi.
Dış ticaret tarafında, ihracatın güçlü seyrine rağmen iç talepteki zayıflık, ithalatın yavaşlamasına neden oldu. Yurt içi tüketimin düşük seyretmesi, ekonominin büyüme motorunu ihracata bağımlı hale getirdi; bu da küresel ticaret gerilimlerine karşı kırılganlığı artıran bir faktör olarak öne çıkıyor. Genç işsizliğinin yüksek seyretmesi ve hanelerin tasarruf eğilimi, tüketim harcamalarını baskılayan diğer unsurlar arasında.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Çin'in yavaşlayan büyümesi, yalnızca iç ekonomi için değil, aynı zamanda küresel ekonomi için de kritik bir öneme sahip. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve birçok gelişmekte olan ülkenin en büyük ticaret ortağı konumunda. Çin'in ithalat talebindeki zayıflama, özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki tedarik zincirlerini olumsuz etkiliyor. Avustralya, Brezilya ve Şili gibi emtia ihracatçıları, Çin'in yavaşlayan inşaat sektörü nedeniyle demir cevheri, bakır ve soya fasulyesi talebindeki düşüşten doğrudan etkileniyor.
Öte yandan, Çin'in merkez bankası olan Halk Bankası'nın faiz indirimlerine rağmen kredi talebindeki artış sınırlı kalıyor. Hükümetin, altyapı harcamalarını artırma ve tüketimi teşvik etme planları ise henüz istenilen etkiyi yaratmadı. Ekonomistler, PBoC'un yakın zamanda zorunlu karşılık oranlarını düşürebileceğini ve maliye politikasında genişlemeye gidilebileceğini öngörüyor. Ancak bu tür önlemlerin büyümeyi kalıcı olarak destekleyip desteklemeyeceği tartışmalı.
Küresel piyasalar, Çin verilerinin açıklanmasının ardından karışık bir seyir izledi. Çin'in büyüme endişeleri, emtia fiyatlarını baskılarken, güvenli liman olarak görülen altın ve ABD doları talebini artırdı. Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kuruluşlar, Çin'in büyüme yavaşlamasının dünya ekonomisi için aşağı yönlü risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Teşvik Çağrıları ve Önümüzdeki Dönem
Verilerin ardından çok sayıda ekonomist, Pekin'in yıllık hedefe ulaşabilmek için ek teşvik önlemleri açıklamasını bekliyor. Özellikle emlak sektörüne yönelik daha kapsamlı kurtarma paketlerinin devreye alınması, konut stoklarının eritilmesi ve yerel yönetimlerin borç yükünün hafifletilmesi gibi adımların büyüme üzerinde olumlu etki yaratabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte, uzun vadeli yapısal sorunlar (nüfus yaşlanması, yüksek borçluluk, verimlilik artışının yavaşlaması) göz önüne alındığında, yüksek büyüme hızlarının sürdürülebilir olmadığı görüşü de güç kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in yavaşlayan büyümesi, Türkiye ekonomisi açısından doğrudan olmasa da dolaylı etkiler barındırıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi giderek artıyor; Çin, Türkiye'nin en büyük ithalat kaynaklarından biri. Çin'deki iç talebin zayıflaması, Türk ihracatçıları için potansiyel bir pazar daralması anlamına gelebilir. Öte yandan, küresel emtia fiyatlarındaki düşüş, Türkiye'nin enerji ve hammadde ithalat maliyetlerini hafifletebilir. Ancak asıl belirleyici faktör, Çin'in izleyeceği teşvik politikalarının küresel büyümeye katkısı olacak. Türkiye, dış ticaret açığını kapatmak ve cari dengeyi iyileştirmek için Çin ile ticari ilişkilerini çeşitlendirmeye ihtiyaç duyuyor.