Pakistan yönetimindeki Keşmir'de (Azad Keşmir) son günlerde patlak veren ve on yıllardır bölgenin gördüğü en kanlı protestolara dönüşen gösterilerde en az 25 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Hindistan ile Pakistan arasında bölünmüş olan Keşmir'in Pakistan kontrolündeki kesiminde 13 Mayıs'ta başlayan gösteriler, gıda fiyatlarındaki artış ve ekonomik sıkıntılara karşı duyulan öfkenin yanı sıra, yerel yönetimin kötü yönetimine karşı biriken hoşnutsuzluğun dışa vurumu olarak değerlendiriliyor. Göstericiler, Pakistan ordusunun bölgedeki etkisini protesto ederken, güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonucu ölü sayısının artması, ülkenin askeri yönetimini zor durumda bıraktı.
Gelişmenin Arka Planı
Azad Keşmir, 1947'den bu yana Pakistan'ın fiili kontrolünde olmasına rağmen, bağımsızlık yanlısı grupların ve yerel halkın bir kısmı, bölgenin Pakistan'a katılımının tam anlamıyla meşru olmadığını savunuyor. Bu gruplar, Keşmir'in Hindistan ile Pakistan arasında bölünmesinin halkın iradesine aykırı olduğunu ve bölgede yaşayanların kendi kaderini tayin hakkı bulunduğunu dile getiriyor. Ancak Pakistan yönetimi, Keşmir'in kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul ediyor ve bölgede ayrılıkçı hareketlere karşı katı bir güvenlik politikası izliyor.
Protestoların fitilini ateşleyen bir diğer önemli etken ise ekonomik durum. Keşmir'de işsizlik oranı yüksek, altyapı yetersiz ve temel gıda maddelerine erişim giderek zorlaşıyor. Son aylarda dünya genelinde artan gıda fiyatları, bölgedeki yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı. Protestoların öncülüğünü üstlenen gruplar, aynı zamanda Pakistan'ın federal hükümetinin Keşmir'e yönelik yatırımlarının yetersiz olduğunu ve bölge halkının ihmal edildiğini ifade ediyor.
Güvenlik güçlerinin göstericilere ateş açması sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı, insan hakları örgütlerine göre resmi rakamların çok üzerinde. Uluslararası Af Örgütü, Pakistan güvenlik güçlerinin orantısız güç kullandığını ve göstericilerin barışçıl taleplerine karşı şiddetle karşılık verdiğini belirtti. Pakistan hükümeti ise güvenlik güçlerinin meşru müdafaa hakkını kullandığını ve provokatörlerin gösterileri şiddete dönüştürdüğünü savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Keşmir'deki gelişmeler, yalnızca Pakistan iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güç dengelerini de etkileme potansiyeline sahip. Hindistan, Pakistan'ı Keşmir'deki istikrarsızlığı kendi lehine kullanmakla suçluyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Pakistan'ın Keşmir'deki durumu kullanarak bölgede istikrarsızlık yaratmaya çalıştığı belirtildi. Öte yandan Çin, Keşmir sınırındaki stratejik konumu nedeniyle bölgedeki gelişmeleri yakından izliyor. Çin, Pakistan'a verdiği desteği sürdürürken, Keşmir'deki istikrarsızlığın Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesini olumsuz etkilemesinden endişe ediyor.
ABD ve Avrupa Birliği, Keşmir'deki şiddet olaylarını kınayarak, tarafları itidalli olmaya çağırdı. Beyaz Saray Sözcüsü, yaptığı açıklamada, “Keşmir'deki tüm tarafları, sivillerin hayatını korumak ve diyaloğa dönmek için adım atmaya davet ediyoruz” dedi. Ancak Batılı ülkelerin Keşmir konusunda Hindistan'a yakın durması, Pakistan'da rahatsızlık yaratıyor.
Analistler, Keşmir'deki protestoların Pakistan'ın askeri yönetimi için ciddi bir iç güvenlik sınaması olduğunu vurguluyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, gösterilerin ardından bölgeye ziyaret gerçekleştirerek halka gıda yardımı sözü verdi. Ancak ordu yönetimi, protestoların arkasında dış güçlerin olduğunu iddia ederek, gösterilere karşı sert bir tutum sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Keşmir, Türkiye'nin yakından izlediği ve zaman zaman taraf olduğu bir mesele. Türkiye, Keşmir halkının haklarını savunan bir tutum sergilerken, Hindistan ile ilişkilerini de dengelemeye çalışıyor. Keşmir'deki bu istikrarsızlık, Türkiye'nin Pakistan ile olan stratejik ortaklığını güçlendirebilir. Ancak Türkiye, aynı zamanda Hindistan ile artan ticari ve diplomatik ilişkilerini de göz önünde bulundurmak zorunda. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Güney Asya politikasında hassas bir denge kurmasını gerektiriyor. Ayrıca, Keşmir'deki olaylar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda mazlum halkların yanında yer alma söylemini destekleyen bir zemin oluşturuyor. Ancak Türkiye'nin bu konudaki tutumu, Hindistan ile ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir.