Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşmesi beklenen zirve, son bir yılda ciddi sarsıntılar yaşayan iki ülke ilişkilerini yeniden rayına oturtma konusunda sınırlı bir potansiyele sahip. Uzmanlar, Washington’un güvenilir bir stratejik ortak olup olmadığına dair artan soru işaretlerinin bu görüşmede aşılamayacağını belirtiyor. Zirve, ticaret tarifeleri, vize politikaları ve savunma iş birliği gibi kritik başlıklarda taraflar arasındaki derin görüş ayrılıklarını gidermekten uzak görünüyor.
Güven bunalımının kaynakları
Geçtiğimiz yıl boyunca ABD-Hindistan ilişkileri, özellikle ticaret alanında yaşanan gerilimlerle sarsıldı. Trump yönetiminin Hindistan’a yönelik çelik ve alüminyum tarifelerini artırması, Hindistan’ın da misilleme olarak ABD ürünlerine ek gümrük vergileri getirmesiyle karşılıklı ticaret savaşı kızıştı. Ayrıca ABD’nin Hindistan’ın S-400 hava savunma sistemi alımına yönelik eleştirileri ve Hint vize politikalarındaki değişiklikler, stratejik ortaklık zeminini aşındırdı. Hindistan, ABD’nin bölgesel güvenlik taahhütlerine şüpheyle yaklaşıyor ve Çin’in artan etkisine karşı alternatif ortaklıklar geliştirme yoluna gidiyor.
Modi ile Trump arasındaki kişisel ilişkiler ise her ne kadar pozitif bir imaj sergilese de, somut politika çıktıları sınırlı kalıyor. Geçmişteki görüşmelerde 'Howdy Modi' gibi büyük etkinlikler düzenlenmesine rağmen, ticaret dengesi ve savunma iş birliğinde beklenen ilerleme kaydedilmedi. Bu nedenle yeni zirvenin de benzer bir atmosferde geçmesi ve sembolik açıklamalarla sınırlı kalması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-Hindistan ilişkilerindeki bu gerginlik, yalnızca ikili düzeyde kalmıyor; Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengelerini de etkiliyor. ABD’nin Çin’e karşı Hindistan’ı bir dengeleyici güç olarak görme stratejisi, Hindistan’ın bağımsız dış politika refleksleriyle çelişiyor. Hindistan, Rusya’dan S-400 alımı, İran ile liman anlaşmaları ve Asya’da çok kutuplu bir yapıyı savunmasıyla Washington’un beklentilerini karşılamıyor. Öte yandan, ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararı ve Pakistan ile ilişkilerindeki belirsizlik, Hindistan’da Washington’un bölgedeki taahhütlerine duyulan güveni azaltıyor.
Hint-ABD ticaret hacmi 2023’te 190 milyar doları aşmış olsa da, bu rakam potansiyelin oldukça altında kalıyor. İki ülke arasındaki yapısal sorunlar, savunma teknolojisi transferi, fikri mülkiyet hakları ve piyasa erişimi gibi konularda çözüm bekliyor. Ayrıca Hint diasporasının ABD siyasetindeki artan etkisine rağmen, Ankara-New Delhi hattındaki iş birliği henüz istenen düzeye ulaşmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Hindistan’ın ABD ile ilişkilerinde yaşadığı güven bunalımının, Türkiye’nin de benzer bir ikilemi yansıttığını göstermesi açısından önemlidir. Türkiye de S-400 alımı, Doğu Akdeniz politikaları ve Rusya ile ilişkileri nedeniyle ABD ile benzer gerginlikler yaşıyor. Modi-Trump görüşmesinden çıkacak sonuç, Türkiye’nin ABD ile kendi sorunlarını çözme stratejisine ışık tutabilir. Özellikle savunma tedarikinde bağımsızlık arayışı ve çok kutuplu dış politika yönelimi, Hindistan ile Türkiye’yi benzer bir kulvara yerleştiriyor. Bu nedenle ikili görüşmenin seyri, Türk dış politikası açısından da izlenmesi gereken bir gösterge niteliği taşıyor.