Mısır ile Türkiye arasında son dönemde ivme kazanan savunma iş birliği, özellikle ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının ardından artan bölgesel gerilimler ve jeopolitik kaymalar karşısında dikkat çekiyor. İki ülke, ortak hava ve deniz tatbikatları, askeri ortak üretim projeleri ve giderek derinleşen güvenlik, istihbarat ve diplomatik koordinasyon ile bölgesel istikrara katkı sağlamayı hedefliyor. Kahire ve Ankara arasındaki bu yakınlaşma, özellikle Doğu Akdeniz, Libya ve Sudan gibi kriz bölgelerinde ortak çıkarların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Yakınlaşmanın Arka Planı ve Somut Adımlar
Mısır-Türkiye savunma ortaklığı, iki ülke arasında yıllardır süren siyasi gerilimin ardından hızla normalleşme sürecine girdiği bir dönemde somutlaşıyor. 2021 yılında başlatılan istihbarat ve diplomatik temaslar, 2023'te büyükelçi atamalarıyla zirveye ulaştı. Savunma alanındaki iş birliği ise ortak askeri tatbikatlarla pekiştiriliyor. Geçtiğimiz aylarda Doğu Akdeniz'de gerçekleştirilen hava ve deniz tatbikatları, iki ülkenin deniz kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini test etti. Ayrıca, savunma sanayii alanında ortak üretim projeleri değerlendiriliyor. Türkiye'nin insansız hava araçları ve Mısır'ın kara sistemlerindeki deneyimlerinin birleştirilmesi, her iki ülkenin savunma kapasitesini artırabilir.
Güvenlik ve istihbarat koordinasyonu da önemli bir boyut oluşturuyor. Her iki ülkenin istihbarat teşkilatları, Libya'daki terör grupları ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliği konusunda bilgi paylaşımını artırdı. Mısır, Türkiye'nin Libya'daki varlığını kabul ederken, Ankara da Kahire'nin Doğu Akdeniz'deki haklarını tanıma sinyali verdi. Bu koordinasyon, IŞİD ve El Kaide gibi ortak tehditlere karşı mücadelede de iş birliğini derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır-Türkiye yakınlaşması, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Özellikle ABD-İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonları sonrası Ortadoğu'da artan istikrarsızlık, bu iş birliğini daha da anlamlı kılıyor. İki ülke, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte hareket ediyor. Aynı zamanda, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, Mısır ve Türkiye'nin Libya ve Suriye'deki farklı pozisyonlarına rağmen iş birliğini mümkün kılıyor.
Küresel bağlamda, bu ortaklık ABD ve Avrupa Birliği tarafından da yakından izleniyor. Washington, Mısır ve Türkiye'nin NATO çerçevesindeki konumlarını güçlendirebilecek bu iş birliğini desteklerken, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve Libya'daki istikrar açısından da önemli görüyor. Rusya ve Çin ise bu yakınlaşmanın kendi bölgesel çıkarlarına etkisini değerlendiriyor. Mısır'ın Rusya'ya yakınlığı ve Türkiye'nin Ukrayna savaşındaki arabulucu rolü, bu ortaklığın küresel jeopolitik denklemin bir parçası haline geldiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikasında son yıllarda yaşanan yumuşama sürecinin somut bir yansıması. Mısır'la savunma iş birliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji haklarını güvence altına almasına, Libya ve Sudan'daki nüfuzunu pekiştirmesine ve askeri ihracatını artırmasına katkı sağlayabilir. Özellikle SİHA ve deniz platformu ihracatı, Mısır pazarına açılma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, bölgesel yalnızlaşma riskini azaltan bu ortaklık, Türkiye'nin AB ve ABD ile ilişkilerinde de elini güçlendirebilir. Ancak, İran'la olan karmaşık ilişkiler ve Körfez ülkelerinin tepkileri de dikkatle yönetilmesi gereken unsurlar arasında.