Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasında olası bir nükleer anlaşmayı sabote etmeye çalışan "bozguncu" güçlere karşı uyarıda bulundu. İslamabad'da düzenlenen bir güvenlik forumunda konuşan Şerif, bölgesel barış ve istikrar için ABD-İran diyaloğunun önemine vurgu yaparak, bazı aktörlerin bu süreci baltalamak için kasıtlı çabalar içinde olduğunu belirtti. Açıklama, Tahran yönetiminin uluslararası toplumla yeniden angajman arayışında olduğu bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Şerif'in açıklamaları, ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden düşmanlığın ardından, özellikle 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) ABD’nin tek taraflı çekilmesiyle çökmesinden sonraki sürece denk geliyor. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmanın kısıtlamalarını aşmış durumda. Ancak son aylarda dolaylı görüşmeler ve bölgesel arabuluculuk çabaları yeniden canlandı. Pakistan, uzun süredir İran ile Suudi Arabistan arasında denge kurmaya çalışan bir ülke olarak, Tahran’ın uluslararası izolasyondan çıkmasını kendi çıkarları açısından önemli görüyor.
Şerif, konuşmasında "Bazı güçler İran ile ABD arasında kalıcı bir düşmanlıktan fayda sağlıyor. Onlar anlaşma istemiyor, çünkü çatışma onlara yarıyor" ifadelerini kullandı. Bu sözler, özellikle İsrail ve Körfez'deki bazı aktörlerin İran’ın nükleer programına karşı askeri seçenekleri masada tutmasına bir gönderme olarak yorumlandı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran anlaşmasının akıbeti, yalnızca ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini doğrudan etkileyecek bir nitelik taşıyor. Olası bir anlaşma, İran’a yönelik ekonomik yaptırımların hafiflemesini ve İran petrolünün küresel piyasalara dönüşünü sağlayarak enerji fiyatlarında düşüşe yol açabilir. Ayrıca Yemen, Suriye ve Irak gibi kriz bölgelerinde İran destekli grupların tutumunu değiştirebilir. Ancak anlaşmanın bozulması, bölgede yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir ve İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını hızlandırabilir.
Pakistan, jeopolitik konumu itibarıyla İran’a komşu olan ve Hindistan ile rekabet halindeki bir nükleer güç olarak bu süreci yakından izliyor. Şerif’in uyarısı, aynı zamanda İran’ın doğu sınırında istikrar sağlanmasının Pakistan için de hayati olduğu gerçeğini yansıtıyor. Uzmanlar, bu açıklamanın Pakistan’ın bölgesel arabuluculuk rolünü pekiştirme çabası olarak da okunabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile enerji ticaretinde önemli bir ortak konumunda ve Tahran’a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye’nin doğal gaz ithalatında Rusya’ya bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, ABD-İran anlaşması, Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgesel krizlerde Türkiye’nin manevra alanını genişletebilir. Ancak, İran’ın bölgesel nüfuzunun artması Ankara’nın zaman zaman karşı karşıya geldiği bir durum. Bu nedenle anlaşmanın, Türkiye’nin enerji güvenliği ve bölgesel çıkarları açısından dengeli bir şekilde yönetilmesi kritik önem taşıyor.