Meta Platforms'un, çocukların ruh sağlığına zarar verdiği gerekçesiyle açılan ve 42 eyaletin ortak olduğu devasa dava, hukukçulara ve yatırımcılara büyük tütün şirketlerinin 1990'lardaki yasal cehennemini hatırlatıyor. Davanın merkezinde, Meta'nın Instagram ve Facebook platformlarının genç kullanıcılarda anksiyete, depresyon ve yeme bozukluklarına yol açtığı iddiaları yer alıyor. Davacılar, şirketin bu etkileri bildiğini ancak kâr amacıyla gizlediğini öne sürüyor. Ancak Meta hisseleri, dava haberlerine rağmen dip yapmadı; yatırımcılar bu davayı büyük tütün davaları kadar tehlikeli görmediklerini işlemlerle gösteriyor. Peki bu dava Meta için gerçekten bir dönüm noktası mı, yoksa teknoloji devinin üzerinde duracağı bir gölge mi?
Gelişmenin arka planı
Dava, Ekim 2023'te 42 eyaletin başsavcısının ortak bir açıklamayla Meta'ya dava açtığını duyurmasıyla gündeme geldi. Davacılar, Meta'nın Gençlik Güvenliği ve Refahı raporlarını ve iç yazışmalarını delil olarak gösteriyor. Şirketin, algoritmalarını kasıtlı olarak genç kullanıcıları daha fazla içerikle meşgul etmek üzere tasarladığı ve bu süreçte onların zihinsel sağlığını riske attığı iddia ediliyor. Meta ise bu suçlamaları reddediyor ve bugüne kadar gençlere yönelik bir dizi güvenlik özelliği eklediğini hatırlatıyor. Şirket, 2023 yılında Instagram'da genç hesapları için ebeveyn kontrolü araçları ve uygulama içi süre limitleri getirmişti. Yine de davaların hacmi, tütün endüstrisinin karşı karşıya kaldığı toplu davalara benzetiliyor. 1998'de büyük tütün şirketleri, 46 eyalet ile yaptıkları anlaşma kapsamında 206 milyar dolar ödemeyi kabul etmişti. Analistler, Meta'nın da benzer bir senaryoyla karşılaşabileceğini ancak bu tutarın Meta'nın yıllık cirosuna oranla daha düşük olabileceğini belirtiyor.
Yatırımcıların sakinliği, davaların uzun yıllar sürebileceği ve olası bir mahkumiyetin kesin olmadığı gerçeğine dayanıyor. Ayrıca Meta'nın nakit rezervlerinin ve kârlılığının, olası bir cezayı karşılayabilecek düzeyde olduğu düşünülüyor. Meta'nın 2023 yılı geliri 134 milyar dolar, net kârı ise 39 milyar dolar seviyesinde. Şirketin kasasında 55 milyar dolardan fazla nakit bulunuyor. Bu durum, büyük tütün davalarının yaşandığı dönemdeki şirketlerin bilançolarıyla karşılaştırıldığında, Meta'yı daha güçlü bir konuma yerleştiriyor. Ancak hukukçular, tütün şirketlerinin yıllarca süren davalar sonucunda halkla ilişkiler ve marka imajı açısından ciddi kayıplar yaşadığına dikkat çekiyor. Meta'nın da benzer bir itibar erozyonuyla karşı karşıya kalabileceğini vurguluyorlar.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, yalnızca Meta'yı değil, tüm dijital platformların geleceğini etkileyebilecek bir emsal teşkil edebilir. Almanya, İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde de sosyal medya şirketlerine yönelik benzer yasal düzenlemeler tartışılıyor. Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamında platformlara daha sıkı kurallar getirilmiş durumda. Meta'nın davası, bu düzenlemelerin ne kadar etkili olduğunu ve şirketlerin genç kullanıcıları koruma konusundaki sorumluluğunu yeniden gündeme getiriyor. Öte yandan, ABD'deki eyaletlerin ortak hareket etmesi, federal düzenlemelerin yetersiz kaldığı bir dönemde eyaletlerin öncülük ettiği bir düzenleme dalgasını tetikleyebilir. Bu durum, diğer teknoloji devlerini de endişelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de sosyal medya platformlarının denetimi konusunda yeni bir tartışma başlatabilir. Türkiye'de özellikle genç nüfus arasında Instagram ve TikTok kullanımının yaygınlığı, çocukların dijital ortamda karşılaştığı riskleri artırıyor. Meta'ya açılan davada dile getirilen iddialar, Türkiye'deki düzenleyicilerin de benzer önlemler alması gerektiğini akla getiriyor. Ancak Türkiye'nin şu ana kadar odaklandığı nokta daha çok içerik denetimi ve milli güvenlik boyutu oldu. Bu davanın sonucu, Türkiye'nin sosyal medya yasalarını gözden geçirirken ruh sağlığı ve gençlik koruması gibi unsurları da eklemesi için bir fırsat yaratabilir.