Almanya'da 23 Şubat'ta yapılacak erken seçimlere kısa bir süre kala, muhafazakar CDU/CSU ittifakının başbakan adayı Friedrich Merz'in Çin'e yönelik politikaları merak konusu. Merz, Angela Merkel dönemindeki pragmatik yaklaşımdan daha sert bir çizgiye kayacağının sinyallerini veriyor. Özellikle ABD ile ilişkileri güçlendirme ve Çin'e karşı Avrupa'da daha koordineli bir tutum izleme vaadi, Berlin-Pekin hattında yeni bir dönemin habercisi olabilir.
Gelişmenin Arka Planı: Merkel'in Mirası ve Yeni Rotasyon
Angela Merkel'in 16 yıllık iktidarı boyunca Almanya, Çin ile geniş ekonomik işbirlikleri geliştirdi. Volkswagen, BASF, Siemens gibi dev şirketler Çin pazarında yüksek karlar elde ederken, Berlin siyasi olarak Pekin'i eleştirmekten kaçındı. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı ve tedarik zinciri krizleri, Alman ekonomisinin Çin'e bağımlılığını sorgulamaya açtı. Merz, kampanya konuşmalarında 'ekonomik güvenlik' kavramını öne çıkararak, Çin'e bağımlılığı azaltmak ve ticaret akışını çeşitlendirmek istediğini belirtiyor. Aynı zamanda Çin'in Tayvan'a yönelik artan baskısı ve insan hakları ihlalleri konusunda AB nezdinde daha sesli bir duruş sergileyeceğini ifade ediyor.
Vodaphone Business tarafından sunulan bir analizde, Merz'in Çin politikasının ABD ile koordinasyon içinde şekilleneceği vurgulanıyor. Eski bir iş insanı olarak Merz, transatlantik bağları yeniden canlandırma sözü veriyor; ancak bu durum, Çin ile Almanya arasındaki ticaret hacminin 250 milyar euroyu aştığı bir ortamda hassas bir denge kurmayı gerektiriyor. Merz, Çin'den teknoloji transferi ve yatırım koşullarını sertleştirme eğiliminde olup, özellikle stratejik altyapılarda Çin sermayesine sınırlamalar getirilmesini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa ile Sınav
Friedrich Merz'in Çin stratejisi, yalnızca Almanya'yı değil, tüm Avrupa'yı etkileyecek. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB'nin Çin karşısında 'stratejik özerklik' arayışındayken, Merz daha Atlantikçi bir çizgiyi benimsiyor. Bu, AB içinde Çin politikasında bir çatlağa yol açabilir. Öte yandan, Almanya'nın Çin'e yönelik yarı-iletken, yapay zeka ve yeşil enerji alanlarındaki bağımlılığı, Merz'in hamlelerini sınırlandırıyor. Çin, Alman otomotiv endüstrisi için en büyük pazar olmaya devam ediyor. Uzmanlar, Merz'in Çin'e karşı 'risk azaltma' (de-risking) stratejisini 'ekonomik kopuş'tan (decoupling) ayrı tutarak pragmatik bir denge kurmaya çalışacağını öngörüyor. Bu süreçte ABD ile ortak teknoloji ihracat kontrolleri ve yatırım inceleme mekanizmaları gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'nın Çin politikasında yaşanacak bir dönüşüm, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Çin ile ticaret hacmini 2023'te 48 milyar dolara çıkarmışken, Almanya ile 56 milyar dolarlık ticaret yapıyor. Eğer Merz, Çin'den ithalatı kısıtlama yönünde adımlar atarsa, Türkiye'nin Almanya'ya ihracatında rekabet avantajı oluşabilir. Öte yandan, Çin'in yatırımlarını Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarma stratejisi (örneğin Kuşak ve Yol Projesi kapsamında) Merz'in daha katı kurallarıyla karşılaşabilir. Bu durum, Türkiye'nin Çin-Almanya eksenindeki aracı rolünü etkileyebilir. Ayrıca Almanya'nın NATO içinde Çin tehdidi algısını artırması, Türkiye'nin savunma sanayiinde Çin ile olan işbirliklerini (örneğin füze sistemleri) yeniden değerlendirmesine yol açabilir.