İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin, Akdeniz'de kurtarılan sığınmacıları Arnavutluk'taki merkezlerde işleme koyma planı, Avrupa Birliği Komisyonu'ndan şartlı destek aldı. Brüksel, planın AB hukukuna uygun olması halinde finanse edilebileceğini belirtti. Ancak plan, uluslararası hukuk ve insan hakları örgütlerinden gelen güçlü eleştirilerle karşılaşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İtalya, son yıllarda artan düzensiz göçle başa çıkmak için sığınmacıları denizde kurtardıktan sonra işlemlerinin Arnavutluk'ta yapılmasını öngören bir anlaşma imzaladı. Plana göre, kurtarılan göçmenler Arnavutluk'taki özel merkezlere götürülecek ve burada iltica başvuruları değerlendirilecek. Başvuruları reddedilenler doğrudan ülkelerine geri gönderilecek; kabul edilenler ise İtalya'ya sevk edilecek.
Meloni, bu planın Akdeniz'deki ölümleri önleyeceğini ve insan kaçakçılığıyla mücadeleye katkı sağlayacağını savunuyor. Ancak uygulama, uluslararası sığınma hukuku ve AB'nin ortak sığınma politikaları açısından önemli hukuki sorunlar barındırıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, göçmenlerin üçüncü bir ülkede tutulmasının 'keyfi gözaltı' anlamına gelebileceği uyarısında bulundu.
AB Komisyonu, bu hafta yayımladığı görüşte, planın AB müktesebatıyla uyumlu olması için bazı koşullar öne sürdü. Bunlar arasında, sığınmacıların haklarının tam olarak korunması, adil yargılanma süreçleri ve merkezlerin insani standartlara uygunluğu yer alıyor. Brüksel, tüm bu şartların sağlanması halinde plana mali destek sağlayabileceğini sinyalini verdi.
Ancak insan hakları örgütleri, sığınmacıların denizde kurtarıldıktan sonra binlerce kilometre uzağa götürülmesinin psikolojik travmaya yol açacağını ve hukuki süreçlerin şeffaflığını zedeleyeceğini belirtiyor. Uluslararası Af Örgütü, bu tür bir uygulamanın sığınma hakkının özüne zarar verdiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Meloni'nin planı, AB üyesi olmayan üçüncü ülkelerde sığınmacı işleme merkezleri kurulması fikrinin en somut örneklerinden biri. Bu model, daha önce Danimarka ve Avusturya tarafından da gündeme getirilmiş, ancak hukuki ve etik engeller nedeniyle hayata geçirilememişti. Arnavutluk, bu anlaşmayla AB'ye yakınlaşma ve ekonomik yardım alma fırsatı yakalarken, insan hakları konusunda eleştirilere maruz kalıyor.
Avrupa'da yükselen sağ popülist hareketlerin göç politikaları, bu tür 'offshore' sığınma merkezlerini bir çözüm olarak sunuyor. Ancak Birleşmiş Milletler, sığınmacıların sorumluluğunun devletler arasında paylaştırılması gerektiğini, onları başka ülkelere 'depolamanın' uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2016 AB-Türkiye Göç Mutabakatı kapsamında benzer bir modelin parçası olmuş ve Suriyeli sığınmacıların Türkiye'de tutulması karşılığında mali yardım almıştı. Meloni'nin planı, AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı bu tür anlaşmaların bir benzeri olarak okunabilir. Ancak Arnavutluk modeli, Türkiye'den farklı olarak sığınmacıların kendi ülkelerine geri gönderilmesini de içeriyor. Bu, AB'nin göç yükünü komşu ülkelere devretme stratejisinin yeni bir halkası. Türkiye, kendi göç yönetimi politikalarını şekillendirirken, bu tür modellerin uluslararası hukuk ve insan haklarıyla uyumunu yakından izlemeli.