Meksika'da, milli takımın 2026 Dünya Kupası formalarının Adidas tarafından yerli kadın işçilere düşük ücretlerle ve kötü koşullarda diktirildiği iddiası ülkede büyük bir skandala yol açtı. Sosyal medyada yayılan videolarda, Chiapas dağlarındaki atölyelerde çalışan Tzotzil ve Tzeltal kadınlarının formaları 30 peso (yaklaşık 50 TL) gibi sembolik bir ücret karşılığında diktiği öne sürüldü. Meksika kamuoyu, yerli kültürünün bir pazarlama aracı olarak kullanıldığı ve emeklerinin sömürüldüğü gerekçesiyle tepki gösterirken, Adidas ve Meksika Futbol Federasyonu (FMF) konuyla ilgili soruşturma başlattı.
Dağlardaki atölyeler: Zanaat mı, sömürü mü?
İddiaların odağında, Chiapas'ın San Cristóbal de las Casas kenti yakınlarındaki bir tekstil atölyesi var. Bir aktivistin gizlice kaydettiği videoda, atölyede çalışan kadınların formaları geleneksel nakış makineleriyle işlediği görülüyor. Kadınlar, günde 10-12 saat çalıştıklarını ve forma başına 30 peso aldıklarını belirtiyor. Bu ücret, Meksika'da yasal asgari günlük ücretin (248 peso) çok altında. Adidas ise yaptığı açıklamada, üretimin yerel bir taşeron firma aracılığıyla yapıldığını ve söz konusu atölyenin şirketin denetim listesinde olmadığını savundu. Ancak FMF Başkanı Juan Carlos Rodríguez, "Eğer bu doğruysa, bu kabul edilemez bir durum. Soruşturmayı derinleştireceğiz" dedi.
Konu, Meksika'da yerli hakları ve kültürel sahiplenme tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Antropolog María Elena Martínez, "Yerli kadınların emeği, ‘otantik’ bir ürün yaratmak için kullanılıyor, ancak karşılığında adil bir ücret almıyorlar. Bu, sömürünün modern bir biçimi" dedi. Adidas'ın formaları piyasaya sürdüğü tanıtım kampanyasında, "Meksika'nın zengin kültürel mirasından ilham alındığı" vurgulanmıştı. Ancak eleştirmenler, bu ilhamın yerli topluluklara herhangi bir fayda sağlamadığını, aksine onların emeğini görünmez kıldığını savunuyor.
Küresel yankılar ve marka itibarı
Olay, küresel moda ve spor endüstrisinde tedarik zinciri etiği konusunu yeniden gündeme taşıdı. Adidas, 2025 yılına kadar tedarik zincirinde tam şeffaflık hedefi koymuş bir marka olarak, bu iddialarla itibarını korumak zorunda. Almanya merkezli şirket, Chiapas'taki atölyeyi denetlemek üzere bir ekip gönderdiğini açıkladı. Meksikalı tüketiciler ise sosyal medyada #AdidasExploitation (Adidas Sömürüsü) etiketiyle kampanya başlatarak formaları boykot çağrısı yapıyor. Meksika'nın 2026 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak ülkelerden biri olduğu düşünüldüğünde, bu skandal ülkenin uluslararası imajına da gölge düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu skandal, Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektörü açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, benzer şekilde küresel markalar için üretim yapan ve zaman zaman işçi hakları ihlalleriyle gündeme gelen bir ülke. Olay, markaların tedarik zincirlerinde denetim mekanizmalarını ne kadar etkin uyguladığı sorusunu akıllara getiriyor. Türk ihracatçılar, Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirlik ve insan hakları odaklı ticaret politikalarına uyum sağlamak zorunda. Aksi takdirde, benzer bir itibar kaybıyla karşılaşabilirler. Ayrıca, Türkiye'de de yerli toplulukların kültürel mirasının ticarileştirilmesi konusunda hassasiyet yüksek. Bu nedenle, Türk firmalarının etik üretim ve kültürel duyarlılık konularında proaktif olması gerekiyor.