İran ve İsrail, pazartesi günü beş haftalık savaşı durduran kırılgan ateşkesin ardından ilk kez birbirlerinin topraklarına saldırdı. Bu gelişme, tansiyonun yeniden yeni bir tam ölçekli çatışmayı tetikleyebileceği endişelerini artırdı. İran, gece boyunca İsrail topraklarına bir dizi füze fırlatırken, İsrail de buna karşılık olarak İran'daki askeri hedefleri vurdu. İki ülke arasındaki bu doğrudan askeri çatışma, uzun süredir devam eden vekalet savaşlarının ardından yeni bir aşamaya işaret ediyor. Henüz resmi bir can kaybı açıklanmazken, bölgesel güçler tarafları sükunete davet ediyor.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda İsrail ile İran destekli gruplar arasında artan gerilim, geçtiğimiz ay geçici bir ateşkesle sonuçlanmıştı. Ancak bu ateşkes, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkları çözmekten uzak kaldı. İran'ın nükleer programı, bölgedeki milis güçleri ve İsrail'in güvenlik endişeleri, gerginliğin temel nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, son saldırıların özellikle İran'ın iç siyasetinde artan baskılar ve İsrail'in kuzey sınırındaki güvenlik kaygılarıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. İran'ın dini lideri Ayetullah Hamaney, saldırının meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu savunurken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin her türlü tehdide karşı koyacağını vurguladı.
Saldırıların zamanlaması dikkat çekiyor: Tam da uluslararası toplumun Yemen'deki ateşkesi ve Gazze'deki insani krizi çözmeye odaklandığı bir dönemde gerçekleşti. İran'ın kullandığı füzelerin bir kısmının Şam'daki İran destekli gruplardan fırlatıldığı, İsrail'in ise hassas güdümlü mühimmat kullanarak İran'ın doğusundaki askeri üsleri hedef aldığı bildiriliyor. Her iki taraf da saldırılarının sınırlı olduğunu ve tam ölçekli bir savaş istemediklerini ifade etse de, olayların kontrolden çıkma riski bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu çatışma, Ortadoğu'daki güç dengelerini derinden etkileyebilecek bir potansiyele sahip. ABD ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya ve Çin de endişelerini dile getirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı çağrıları yapılıyor. İran'ın nükleer anlaşma müzakerelerinin yeniden başlaması beklenirken bu saldırılar süreci daha da karmaşık hale getirebilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı İsrail ile normalleşme görüşmelerini sürdürürken, bu çatışma ilişkileri zorlayabilir. Enerji piyasaları da gelişmelerden etkilendi: Brent petrol fiyatları yüzde 3 artışla 85 doların üzerine çıktı. Küresel petrol arzında herhangi bir kesinti yaşanmazsa fiyatların kısa vadede istikrar kazanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ve İsrail arasındaki bu doğrudan çatışma, Türkiye'nin bölgedeki dengeli politikasını test ediyor. Türkiye, hem İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürüyor, hem de İsrail'le son yıllarda normalleşme adımları atmıştı. Çatışmanın tırmanması, iki ülke arasında tercih yapılmasını zorunlu kılabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta PKK/PYD unsurlarıyla mücadele eden Türkiye, İran'ın bu ülkelerdeki milis güçleriyle olan ilişkileri nedeniyle sınır güvenliği açısından risk altında. Enerji maliyetlerindeki artış, Türkiye'nin zaten yüksek olan cari açığını daha da büyütebilir. İçişleri Bakanlığı, sınır güvenliğinin artırıldığını duyurdu. Türkiye'nin, hem ABD ile ilişkilerini dengeleyerek hem de bölgesel istikrarı koruyarak diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.