Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde Mekke'de düzenlenen ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin savunma ve dışişleri bakanlarının katıldığı toplantıda alınan kararlar, İslam dünyasında yeni bir güvenlik mimarisinin temelini attı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, "Türkiye olarak bölgede ağırlığımızı ortaya koyduk ve İslam dünyasının karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmesine yardımcı olmak için elimizden geleni yapıyoruz" dedi. Mekke Savunma Paktı olarak anılan girişim, üye ülkeler arasında savunma işbirliğini güçlendirmeyi, ortak tehditlere karşı koordinasyonu artırmayı ve terörle mücadelede ortak hareket etmeyi hedefliyor.
Mekke Savunma Paktı'nın Arka Planı
Mekke'deki zirve, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) 48. Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısı kapsamında gerçekleşti. Toplantıya 57 üye ülkenin temsilcileri katıldı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın ev sahipliğinde yapılan görüşmelerde, özellikle Yemen, Suriye, Libya ve Irak'taki istikrarsızlık, Filistin meselesi ve İran'ın bölgedeki artan etkisi masaya yatırıldı. Paktın en önemli maddelerinden biri, üye ülkelerin savunma sanayii işbirliğini derinleştirmek ve ortak askeri tatbikatlar düzenlemek. Ayrıca, siber güvenlik, istihbarat paylaşımı ve deniz güvenliği gibi alanlarda yeni mekanizmalar kurulması öngörülüyor.
Türkiye, paktın oluşum sürecinde aktif rol oynadı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, toplantı öncesinde Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Pakistan mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler yaptı. Türkiye'nin özellikle savunma sanayii alanındaki deneyimi ve SİHA kapasitesi, paktın somut işbirliği alanları arasında yer alıyor. Erdoğan, konuşmasında "İslam dünyası artık kendi kaderini tayin etme noktasındadır. Birlikte hareket edersek hiçbir güç bizi bölemez" ifadelerini kullandı.
Paktın hukuki statüsü henüz netleşmedi. İslam İşbirliği Teşkilatı şartına bağlı bir savunma işbirliği mi yoksa ayrı bir anlaşma mı olacağı konusunda görüşmeler sürüyor. Suudi Arabistan, paktın bağlayıcı bir savunma ittifakına dönüşmesini isterken, bazı ülkeler daha esnek bir işbirliği formatını tercih ediyor. Türkiye ise paktın NATO benzeri bir yapıya evrilmesi yerine, üye ülkelerin egemenlik haklarına saygılı, gönüllülük esasına dayalı bir mekanizma olmasını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mekke Savunma Paktı, Orta Doğu'da son yıllarda değişen güç dengelerinin bir yansıması olarak görülüyor. ABD'nin bölgeden kısmi çekilme sinyalleri, Suudi Arabistan ve BAE'nin Çin ile yakınlaşması, İran'ın nükleer programındaki belirsizlik ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı enerji krizi, İslam dünyasını kendi güvenlik yapılarını oluşturmaya itiyor. Pakt, İsrail ile normalleşme sürecinin yavaşlaması ve Filistin meselesinin yeniden gündeme gelmesiyle aynı döneme denk geldi. Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme çabaları, Gazze'deki son çatışmalar nedeniyle askıya alınmış durumda.
Paktın küresel yansımaları da olacak. NATO üyesi Türkiye'nin bu oluşumda aktif rol alması, Batı ile ilişkilerde yeni bir denge arayışı olarak yorumlanıyor. ABD yönetimi, paktın İran'a karşı bir blok oluşturmaması ve İsrail'e yönelik olmaması konusunda uyarılarda bulundu. Çin ise paktı, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bir fırsat olarak değerlendiriyor. Rusya, enerji ve silah satışı açısından pakt ülkeleriyle işbirliğini derinleştirmeye hazır olduğunu açıkladı.
Uzmanlar, paktın başarısının somut adımlara bağlı olduğunu belirtiyor. İslam dünyasında mezhep farklılıkları, ekonomik eşitsizlikler ve siyasi rekabetler nedeniyle böyle bir ittifakın işlemesi kolay değil. Ancak ortak tehdit algısı ve dış müdahalelere karşı duyulan rahatsızlık, ülkeleri bir araya getiriyor. Paktın ilk somut çıktısı, önümüzdeki aylarda düzenlenecek ortak deniz tatbikatı olacak. Ayrıca, savunma sanayii ortak üretim projeleri için bir fon kurulması planlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için Mekke Savunma Paktı, hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, İslam dünyasının savunma mimarisinde söz sahibi olarak Orta Doğu'da etkinliğini artırabilir ve savunma sanayii ihracatı için yeni pazarlar bulabilir. Ancak paktın İran karşıtı bir bloka dönüşmesi, Türkiye'nin Tahran ile dengeli ilişkilerini zorlaştırabilir. Ayrıca, NATO üyesi olarak Batı ile savunma işbirliğini sürdürürken, İslam dünyasıyla yeni bir güvenlik yapısı içinde yer almak, Ankara'nın denge politikasını test edecek. Paktın başarısı, Türkiye'nin bölgedeki liderlik iddiasını güçlendirebilir; ancak askeri ve ekonomik angajmanların maliyeti de dikkate alınmalı.