Mekke Anlaşması olarak bilinen ve birçok Müslüman ülkeyi kapsayan savunma işbirliği, üyelerin kendi güvenlik ortaklıklarını sürdürürken diğerlerinden riskleri üstlenmesini beklemesi nedeniyle çökme riskiyle karşı karşıya. Anlaşmanın temel vaadi olan "bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılır" ilkesi, kriz anında ne kadar bağlayıcı olacak? Bu soru, anlaşmanın mimarisindeki derin çatlakları gözler önüne seriyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Yapısı
Mekke Anlaşması, 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan ve 41 Müslüman ülkenin katıldığı bir savunma ittifakı olarak ortaya çıktı. Temel amacı, terörizmle mücadele ve üye ülkelerin güvenliğini kolektif olarak sağlamaktı. Ancak anlaşmanın metni, NATO'nun 5. maddesi benzeri bir otomatik müdahale taahhüdü içermiyor; aksine, her üye kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket etme esnekliğine sahip. Bu esneklik, ilk bakışta egemenlik açısından olumlu görünse de, kriz anında kolektif savunmanın etkinliğini sorgulatıyor.
Anlaşmanın zayıf noktası, üyelerin ikili güvenlik anlaşmalarını sürdürmesi. Örneğin, Suudi Arabistan ABD ile, Pakistan Çin ile, Türkiye ise NATO ile güçlü savunma bağlarına sahip. Bu durum, Mekke Anlaşması'nın gerçek bir kolektif güvenlik şemsiyesi olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Üyeler, bir yandan Mekke Anlaşması'na bağlılık gösterirken, diğer yandan kendi öncelikli ittifaklarına güvenmeye devam ediyor. Bu ikili yapı, anlaşmanın caydırıcılığını azaltıyor.
Ayrıca, anlaşma kapsamında oluşturulan ortak askeri güç (Islamic Military Counter Terrorism Coalition - IMCTC) henüz istenen operasyonel kapasiteye ulaşamadı. Merkezi Riyad'da bulunan bu koalisyon, 2017'de aktif hale getirildi ancak bugüne kadar sadece sınırlı tatbikatlar ve eğitim programları düzenledi. Gerçek bir kriz durumunda, bu gücün ne kadar hızlı ve etkili müdahale edebileceği belirsiz.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mekke Anlaşması'nın başarısızlığı, sadece üye ülkeleri değil, bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Orta Doğu'da artan İran-İsrail gerilimi, Yemen'deki iç savaş, Suriye krizi ve Körfez'deki istikrarsızlık, böyle bir ittifakın etkinliğini test ediyor. Eğer anlaşma üyeleri, birbirlerinin güvenlik risklerini paylaşmazsa, bölgesel güç boşlukları daha da derinleşebilir. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE gibi körfez ülkeleri, İran'a karşı ortak bir cephe oluşturmayı umuyordu; ancak Pakistan gibi nükleer güce sahip bir üyenin İran ile ilişkilerini dengeleme çabası, bu hedefi zayıflatıyor.
Küresel ölçekte ise, Mekke Anlaşması'nın zayıflaması, ABD'nin bölgedeki liderliğini de etkileyebilir. Washington, özellikle Arap-İsrail normalleşmesi sürecinde bu ittifakı bir denge unsuru olarak görüyordu. Ancak anlaşmanın etkisizliği, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine olan güvenini sarsabilir ve Rusya ile Çin'in nüfuz alanını genişletmesine olanak tanıyabilir. Çin, özellikle Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgede ekonomik ve askeri varlığını artırırken, Mekke Anlaşması'nın zayıflığı Pekin'in işine gelebilir.
Öte yandan, anlaşmanın başarısızlığı, İslam dünyasında bir birlik ve dayanışma projesi olarak görülen bu girişimin itibarını zedeleyebilir. Müslüman ülkeler arasında zaten var olan mezhep ve ideolojik ayrılıklar, böyle bir ittifakın sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Sünni-Şii ayrımı, Arap-Arap olmayan rekabeti ve farklı dış politika öncelikleri, Mekke Anlaşması'nın altını oyan faktörler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mekke Anlaşması'nın geleceği, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika stratejileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, anlaşmanın kurucu üyelerinden biri olmasına rağmen, NATO üyeliği ve kendi bölgesel öncelikleri nedeniyle ittifaka mesafeli yaklaşıyor. Anlaşmanın etkinliğini yitirmesi, Türkiye'nin Orta Doğu'daki güvenlik mimarisinde daha bağımsız hareket etmesine olanak tanıyabilir; ancak aynı zamanda bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin sınır güvenliği ve enerji güvenliği üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Özellikle İran ve Suudi Arabistan arasındaki dengeyi korumaya çalışan Ankara, böyle bir ittifakın çöküşünden en çok etkilenecek ülkelerden biri olabilir.