NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, siyasi dergi POLITICO'ya verdiği kapsamlı mülakatta, ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump'ın Avrupalı müttefiklere yönelik uzun süredir devam eden savunma harcamalarını artırma çağrılarını haklı bularak dikkat çekici bir çıkış yaptı. Eski Hollanda başbakanı, Trump'ın eleştirilen üslubunu onaylamasa da, özünde Atlantik ittifakının yük paylaşımı konusunda uyarılarının isabetli olduğunu vurguladı.
Trump'ın mirası ve NATO'nun dönüşümü
Rutte, Trump'ın başkanlık döneminde NATO'nun savunma harcamaları konusunda baskı altında olduğunu, ancak bu baskının Avrupalı ülkeleri harekete geçirdiğini belirtti. 2014'te Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 2'si oranında savunma harcaması yapma taahhüdü veren NATO üyelerinin sayısı, 2024 itibarıyla 32 üyenin 23'üne yükseldi. Rutte, "Trump'ın yöntemleri tartışılabilir, ancak varış noktası doğruydu. Avrupalılar gerçekten daha fazla yatırım yapmalıydı ve yapıyor" dedi.
NATO'nun yeni hedefi, yüzde 2'nin ötesine geçmek. Rutte, bir sonraki zirvede daha yüksek bir taahhüt seviyesi belirlenmesi gerektiğini ima etti. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı ve Çin'in yükselen tehdidi karşısında Avrupa'nın kendi güvenliğine daha fazla yatırım yapması gerektiğini savunan Rutte, ABD'nin desteğinin sürdürülmesi için Avrupa'nın üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade etti.
Atlantik'in iki yakasında yeni denklem
Rutte'nin bu açıklamaları, Trump'ın ikinci döneminde NATO'nun karşılaşabileceği zorluklara işaret ediyor. Trump'ın ilk döneminde NATO'yu "modası geçmiş" olarak nitelendirmesi ve ABD'yi ittifaktan çekme tehditleri, Avrupalı liderlerde endişe yaratmıştı. Rutte, bu kez Trump'la çalışmaya hazır olduğunu ve ittifakın güçlü kalması için gereken adımları atacağını söyledi.
Ancak Avrupa içinde de farklı sesler yükseliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa'nın stratejik özerkliğini savunurken, Doğu Avrupa ülkeleri ABD'nin askeri varlığının korunmasını istiyor. Rutte, bu ikilemi "Birlikte daha güçlüyüz" diyerek aşmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, savunma harcamalarında GSYH'nin yüzde 2'sini aşan ender ülkelerden biri olarak Rutte'nin çağrılarına uygun bir profil çiziyor. Ancak Ankara'nın ittifak içindeki siyasi gerilimleri (örneğin Yunanistan ve PYD/YPG konuları) ve ABD ile yaşadığı S-400 krizi göz önüne alındığında, Trump'ın ikinci döneminin Türkiye için hem fırsat hem risk barındırdığı söylenebilir. Türkiye, savunma harcamalarındaki güçlü performansıyla NATO'da elini güçlendirirken, Trump'ın kişisel diplomasi anlayışına uyum sağlamak zorunda kalabilir.