Kanada Başbakanı Mark Carney'in son gümrük tarifesi tehditleri, Amerikan yönetiminin çelik ve alüminyum vergilerine karşı orantılı bir yanıt olarak görülse de, uzmanlar bu durumun hızla kontrolden çıkabilecek tam kapsamlı bir ticaret savaşına dönüşebileceği konusunda uyarıyor. Carney, ABD'nin Kanada'ya yönelik yıkıcı tarifeleri karşısında misilleme yapmak zorunda olduğunu ancak bunu yaparken diplomatik kanalları da açık tutması gerektiğini ifade ediyor. İki ülke arasındaki ekonomik entegrasyon, karşılıklı bağımlılık ve ticaret hacmi göz önüne alındığında, atılacak her adımın küresel piyasalarda domino etkisi yaratacağı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ulusal güvenlik gerekçesiyle Kanada'dan yapılan çelik ve alüminyum ithalatına ek gümrük vergileri getirmesi, iki müttefik ülke arasında yeni bir ticari gerilim dalgası başlattı. Kanada, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 700 milyar doları aşıyor. Carney hükümeti, bu vergilerin Kanada ekonomisine doğrudan maliyetinin milyarlarca dolar olacağını ve özellikle Ontario ve Quebec gibi sanayi bölgelerinde istihdam kayıplarına yol açacağını öngörüyor. Misilleme olarak Kanada'nın ABD'den ithal edilen tarım ürünleri, teknoloji ürünleri ve diğer mallara yönelik vergileri gündeme getirmesi bekleniyor.
Carney, yaptığı açıklamada, "Amacımız ticaret savaşını kazanmak değil, ekonomimizi korumak. Ancak ABD'ye karşı koymak zorundayız; aksi takdirde emsalsiz bir baskıya maruz kalacağız" dedi. Uzmanlar, Carney'in bu tavrının hem içeride hem dışarıda dengeli bir yaklaşım sergilediğini, ancak bu dengenin korunmasının zor olduğunu vurguluyor. Zira Washington, Kanada'nın misillemelerini "tırmanma" olarak görüp daha sert önlemler alabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Kanada-ABD ticaret savaşı, sadece iki ülkeyi ilgilendirmiyor. Bu gerilim, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (USMCA) geleceğini de tehdit ediyor. Anlaşmanın 2026'da yeniden müzakere edilmesi beklenirken, yaşanan bu ticari çatışma anlaşmanın çökmesine yol açabilir. Ayrıca ABD ile Çin arasında devam eden ticaret savaşının bir uzantısı olarak görülen bu durum, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendiriyor. Avrupa Birliği, Japonya ve diğer büyük ekonomiler, Kanada'nın yaşadığı bu durumu yakından izliyor ve kendi ticaret politikalarını buna göre şekillendiriyor.
Uzmanlar, Kanada'nın misillemelerinin ABD'de bazı eyaletlerde siyasi etki yaratabileceğini, özellikle tarım ürünlerine yönelik vergilerin Midwest ve Güney eyaletlerindeki çiftçileri olumsuz etkileyeceğini, dolayısıyla Trump'ın müttefiki olan Cumhuriyetçi politikacıların baskı altına girebileceğini belirtiyor. Ancak Trump yönetimi şu ana kadar geri adım atmaya niyetli görünmüyor; aksine tarifelerin devam edeceği sinyalini veriyor. Bu da tırmanma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, küresel ticaret savaşlarından doğrudan etkilenen ülkelerden biri olarak, Kanada-ABD gerilimini yakından izliyor. Türkiye'nin ihracat yaptığı pazarlardaki belirsizlikler ve ithalat maliyetlerindeki artış, dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir. Özellikle otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerde Kanada ve ABD pazarına dolaylı olarak bağımlı olan Türk firmaları, tedarik zinciri aksaklıkları yaşayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı benzer ticari sürtüşmeler göz önüne alındığında, Ankara bu deneyimden ders çıkararak ticaret politikalarını çeşitlendirme stratejisini güçlendirebilir. Bu tür gerilimler, Türkiye'nin küresel ticarette alternatif pazarlar araması ve yerli üretimi artırma politikalarını daha da önemli kılıyor.