Kanada Başbakanı Mark Carney, Çin ve ABD arasında hassas bir diplomatik denge oyunu yürütüyor. Geçtiğimiz ay sonunda Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi Ottawa'ya gelerek yeni bir ekonomik ortaklığın temellerini atarken, Carney aynı anda New York'ta 1 trilyon ABD dolarını aşan yatırım taahhüdü için görüşmeler yapıyordu. Siyaset bilimci Alejandro Reyes'e göre bu zamanlama neredeyse kesinlikle kasıtlıydı. Carney'in iki dev güç arasında sıkışan Kanada'nın çıkarlarını korumak için sergilediği bu manevra, ülkenin geleneksel müttefiki ABD ile yükselen ekonomik partneri Çin arasında nasıl bir yol izleyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Wang Yi'nin Kanada ziyareti, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimlerin ardından ilişkileri normalleştirme çabasının bir parçası. Çin, Kanada'nın kritik mineraller, temiz enerji ve teknoloji alanlarındaki potansiyeline odaklanmış durumda. Öte yandan Carney, ABD Başkanı Donald Trump'ın ticaret savaşları ve NATO harcamaları konusundaki baskılarıyla karşı karşıya. Carney, Kanada'nın ABD ile olan 'birincil ilişkisini' korumak isterken, Çin'in sunduğu ekonomik fırsatları da kaçırmak istemiyor. Uzmanlar, bu ikili oyunun sürdürülebilirliği konusunda şüpheci. Reyes, 'Carney, ABD'ye sadakatini gösterirken Çin'den yatırım çekmeye çalışıyor, ancak bu iki hedef birbiriyle çelişebilir' diyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kanada'nın bu denge arayışı, küresel ticaret savaşlarının ortasında benzer bir ikilemle karşı karşıya kalan diğer ülkeler için de bir örnek teşkil ediyor. ABD, Çin'in ekonomik nüfuzunu sınırlamaya çalışırken, Kanada gibi doğal kaynak zengini ülkeler Çin pazarına erişim konusunda istekli. Ancak Çin'in insan hakları ihlalleri ve teknoloji hırsızlığı iddiaları, bu ortaklığı siyasi olarak riskli kılıyor. Carney'in bu hafta yapacağı ABD ziyareti, Trump yönetimine Kanada'nın Çin'le yakınlaşmasının ABD çıkarlarına zarar vermeyeceğini ikna etme çabası olarak görülüyor. Uzmanlar, Kanada'nın bağımsız bir dış politika izleme kapasitesinin sınırlı olduğunu ve sonuçta ABD'nin taleplerine boyun eğmek zorunda kalabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın ABD-Çin arasındaki denge arayışı, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile ittifakını sürdürürken, Rusya ve Çin'le de ekonomik ve askeri işbirliğini geliştiriyor. Bu çok yönlü dış politika, tıpkı Kanada gibi büyük güçler arasında manevra alanı yaratma stratejisinin bir yansıması. Ancak ABD'nin yaptırım tehditleri ve NATO içindeki uyum baskısı, Türkiye'nin bu politikasını sürdürülebilir kılmayı zorlaştırıyor. Kanada örneği, bir ülkenin ABD ve Çin arasında sıkıştığında her iki tarafla da ilişkilerini optimize etmenin sınırlarını gösteriyor. Türkiye, bu tür bir ikilemle karşılaştığında kendi çıkarlarını ön planda tutan esnek bir strateji geliştirmek zorunda kalacak.