Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, bir Rus insansız hava aracının (drone) Çernobil Nükleer Santrali'nin hasar gören koruma yapısına çarpmasının ardından olayı "aşırı alçakça" olarak niteledi. Saldırı sonucu radyasyon seviyesinde bir artış yaşanmazken, bölgede çıkan yangın itfaiye ekipleri tarafından kontrol altına alındı. Olay, Rusya'nın Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik saldırılarının devam ettiği bir dönemde meydana geldi.
Saldırının ayrıntıları ve arka planı
Ukrayna hükümetine göre, Rusya'ya ait bir insansız hava aracı, 14 Şubat 2025 gecesi Çernobil Nükleer Santrali'ni çevreleyen dördüncü reaktörün üzerini örten dev koruma kubbesine çarptı. Çarpma sonucu kubbenin dış yüzeyinde hasar oluştu ve küçük çaplı bir yangın çıktı. Ukrayna Acil Durumlar Servisi yangına müdahale ederken, santral çevresinde yapılan radyasyon ölçümleri herhangi bir anormallik göstermedi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da olayı doğrulayarak, tesisin güvenliğinde bir tehdit oluşmadığını bildirdi.
Zelenskiy, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Bu saldırı, Rusya'nın nükleer güvenliği hiçe saydığının bir başka kanıtıdır. Çernobil, 1986 felaketinin karanlık bir hatırası olarak tüm dünyanın vicdanında yer edinmiştir. Bugün Rusya, bu kutsal alanı hedef alarak insanlık dışı bir eylem daha gerçekleştirmiştir" ifadelerini kullandı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayan bir açıklama yayımlayarak, uluslararası toplumu Rusya'ya karşı daha sert yaptırımlar uygulamaya çağırdı.
Saldırı, Ukrayna'nın kritik altyapı tesislerine yönelik son dönemde artan Rus drone ve füze saldırılarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle kış aylarında enerji santralleri ve trafo merkezleri hedef alınırken, nükleer tesislerin de risk altında olduğu uyarıları daha önce yapılmıştı. Çernobil bölgesi, 1986'daki nükleer felaketten bu yana büyük ölçüde terkedilmiş bir bölge olarak kalsa da, santralin bakımı ve radyoaktif atıkların yönetimi için halen çalışanlar bulunmaktadır.
Bölgesel ve küresel boyut
Çernobil'e yönelik bu saldırı, sadece Ukrayna için değil, tüm Avrupa ve dünya için endişe verici bir gelişmedir. Nükleer bir tesise yapılan herhangi bir askeri müdahale, potansiyel bir radyasyon sızıntısı riskini beraberinde getirir. Her ne kadar bu saldırıda ciddi bir tehlike oluşmamış olsa da, olay nükleer güvenlik protokollerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. UAEA, olayı yakından takip ettiğini ve Ukrayna'nın nükleer tesislerinin korunması için uluslararası destek çağrısını yineledi.
Rusya ise saldırıyla ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmezken, Ukrayna'nın provokasyonlarına karşı meşru müdafaa hakkını kullandığını iddia ediyor. Ancak uluslararası toplum, Rusya'nın sivil altyapıyı hedef almasını savaş suçu olarak nitelendiriyor. Avrupa Birliği ve NATO'dan yapılan açıklamalarda, Rusya'nın bu tür eylemlerinin kabul edilemez olduğu vurgulanarak, Ukrayna'ya askeri ve mali desteğin artırılacağı belirtildi. Özellikle hava savunma sistemlerinin Ukrayna'ya tedarik edilmesi konusunda yeni adımlar atılması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çernobil'e yönelik bu saldırı, Türkiye'nin Karadeniz bölgesindeki güvenlik çıkarları açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Ukrayna ile Karadeniz'de komşu olması nedeniyle olası bir nükleer kazadan doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer almaktadır. Ayrıca Türkiye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü destekleyen ve savaşın başından bu yana arabuluculuk rolü üstlenen bir ülke olarak, bu tür saldırıların bölgesel istikrarı daha da zedeleyeceği endişesini taşımaktadır. Olay, Montrö Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'deki güç dengesini de etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Türkiye'nin hem Rusya hem Ukrayna ile dengeli ilişkilerini korurken, nükleer güvenlik konusunda uluslararası işbirliğini artırması beklenmektedir.