Fransız aşırı sağcı lider Marine Le Pen, hakkında verilen mahkumiyet kararına rağmen 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri için erken bir kampanya başlatmaya hazırlanıyor. Bu karar, Fransız siyasi tarihinde daha önce görülmemiş bir duruma işaret ediyor: Mahkum bir adayın seçim yarışına girmesi. Le Pen, partisi Ulusal Birlik'in (RN) liderliğini bırakmış olsa da seçim stratejilerini belirlemede hâlâ etkili bir figür. Parti içindeki kaynaklar, Le Pen'in kampanyasını Mart 2025'te resmen başlatacağını ve ülke çapında bir dizi miting düzenleyeceğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Marine Le Pen, 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Emmanuel Macron'a karşı ikinci turda yüzde 41,5 oy almıştı. Ancak Eylül 2024'te, Avrupa Parlamentosu fonlarını kötüye kullanma suçlamasıyla mahkum edildi ve iki yıl hapis cezasına (ertelenmiş) çarptırıldı. Ayrıca beş yıl süreyle kamu görevine seçilme yasağı getirildi. Bu karar, Le Pen'in itiraz sürecinin devam etmesi nedeniyle henüz kesinleşmedi; ancak hukuki sürecin 2027 seçimlerine kadar sonuçlanması bekleniyor. Le Pen'in kampanya başlatma kararı, bu belirsizlik ortamında riskli bir strateji olarak değerlendiriliyor. Parti içindeki bazı isimler, bu durumun RN'nin imajına zarar verebileceğini düşünüyor.
Le Pen'in danışmanları, hukuki sürecin lehine sonuçlanması halinde seçimlerde güçlü bir konuma geleceğini savunuyor. Anketler, seçmenlerin önemli bir kısmının Le Pen'in mahkumiyetini siyasi bir komplo olarak gördüğünü ve ona sempati duyduğunu gösteriyor. Bu durum, Le Pen'in "sistem karşıtı" imajını güçlendirebilir. Ancak diğer yandan, mahkum bir adayın seçime katılması, Fransız seçim sisteminde ciddi tartışmalara yol açabilir. Anayasa Konseyi'nin bu konuda nasıl bir karar vereceği merak konusu.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa, Avrupa Birliği'nin kurucu üyesi ve nükleer silah sahibi bir ülke olarak küresel siyasette kilit bir rol oynuyor. Le Pen'in olası bir cumhurbaşkanlığı, AB'nin geleceği, NATO ve Rusya ile ilişkiler gibi konularda köklü değişikliklere yol açabilir. Le Pen, geçmişte Rusya'ya yakın duruşu ve AB karşıtı söylemleriyle tanınıyor. Ancak Ukrayna savaşı sonrası bu pozisyonunu yumuşatmak zorunda kaldı. Yine de Le Pen'in seçilmesi halinde AB'nin savunma politikalarında büyük bir dönüşüm yaşanabileceği öngörülüyor. Diğer Avrupa ülkelerindeki aşırı sağ partiler ise Le Pen'in başarısını kendi seçim stratejileri için örnek alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Le Pen'in Fransa'da iktidara gelmesi, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir döneme işaret edebilir. Le Pen, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine sert bir şekilde karşı çıkmış ve sığınmacı karşıtı söylemleriyle öne çıkmıştır. Bu durum, Türkiye'nin AB ile vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi konularda zorluk yaşamasına neden olabilir. Ayrıca Le Pen'in Rusya yanlısı geçmişi, NATO içinde Türkiye'nin pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Le Pen'in seçilmesi hâlâ belirsizliğini koruyor; Türkiye'nin bu gelişmelere karşı proaktif bir diplomasi izlemesi önem taşıyor.