Birleşik Krallık tarihinin en büyük ara seçimi olarak nitelendirilen Manchester belediye başkanlığı yarışı, yaklaşık 2 milyon seçmenin katılımıyla bugün gerçekleşiyor. Bu seçim, yalnızca Büyük Manchester bölgesinin geleceğini belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda İşçi Partisi’nin ülke genelindeki siyasi pozisyonu ve gelecekteki başbakan adayı olarak görülen Andy Burnham’ın halk nezdindeki desteğini ölçmesi açısından da kritik bir öneme sahip.
Seçimin arka planı ve önemi
Andy Burnham, 2017’den bu yana Büyük Manchester’ın doğrudan seçilmiş belediye başkanı olarak görev yapıyor. Pandemi döneminde merkezi hükümetle yaşadığı gerilimlerle dikkat çeken Burnham, özellikle sağlık ve ulaşım politikalarında aldığı popülist kararlarla tanınıyor. Ancak bu seçim, Burnham’ın başbakanlık heveslerinin önünde bir engel olarak görülen Reform UK’nin yükselişiyle gölgeleniyor. Anketler, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’nin İşçi Partisi’nin geleneksel seçmen tabanında ciddi bir erimeye yol açtığını gösteriyor.
Büyük Manchester, Birleşik Krallık’ın en kalabalık ikinci metropol bölgesi olup, sanayi devriminden bu yana işçi sınıfının kalesi olarak biliniyor. Ancak son yıllarda artan yaşam maliyeti, göç ve güvenlik endişeleri, seçmeni aşırı sağ partilere yöneltmiş durumda. Uzmanlar, bu seçimin sonucunun, Rishi Sunak liderliğindeki Muhafazakar Parti’nin ne ölçüde oy kaybedeceğine dair de önemli ipuçları vereceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Manchester seçimi, sadece Birleşik Krallık iç siyaseti için değil, Avrupa’daki popülist dalganın seyri açısından da izleniyor. Reform UK’nin kazanacağı bir ivme, Fransa’da Marine Le Pen, İtalya’da Giorgia Meloni gibi isimlerin yükselişine benzer bir tablo çizebilir. Öte yandan, Burnham’ın zaferi, İşçi Partisi’nin merkez sol politikalarının hala bir karşılığı olduğunu gösterebilir. Bu seçim, ayrıca Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini de dolaylı olarak etkileyebilir; çünkü Burnham, AB ile daha yakın ilişkiler kurulmasını savunan bir siyasetçi olarak biliniyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, Britanya’daki bu seçim, Batı demokrasilerinde artan siyasi kutuplaşma ve ana akım partilerin güven kaybına dair önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Seçim sonuçları, ABD’de başkanlık seçimlerine yaklaşırken, popülist söylemlerin ne kadar etkili olduğunu anlamak için de bir referans noktası olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu seçim, Türkiye ile doğrudan ilgili olmasa da, Birleşik Krallık’taki siyasi dengelerin değişmesi, Türkiye-İngiltere ilişkileri üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Özellikle Reform UK’nin göç karşıtı söylemleri, Türkiye kökenli Britanya vatandaşlarının durumunu etkileyebilir. Ayrıca, İşçi Partisi iktidara gelirse, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde daha ılımlı bir İngiltere görebiliriz. Manchester gibi büyük bir şehirdeki seçim, aynı zamanda Türk diasporasının siyasi katılımı açısından da model teşkil ediyor.