Human Rights Watch (HRW) ve FairSquare adlı insan hakları örgütleri Cuma günü yaptıkları açıklamada, önümüzdeki Manchester belediye başkanlığı seçimlerinde yarışacak adaylara çağrıda bulundu. Örgütler, seçilmeleri durumunda adayların Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hükümetiyle, ülkedeki ağır insan hakları ihlalleri konusunda görüşme yapmayı kamuoyu önünde taahhüt etmelerini istedi. İki örgüt adaylara gönderdikleri ortak mektupta, “Manchester Şehri’nin” BAE ile olan güçlü ticari ve kültürel bağlarına dikkat çekerek, bu bağların insan hakları konusundaki endişeleri görmezden gelmek için bir mazeret olarak kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
Mektubun İçeriği ve Talepler
Uluslararası Af Örgütü destekli FairSquare ve HRW, adaylara hitaben yazdıkları mektupta, Manchester'ın BAE ile olan ekonomik ve kültürel ilişkilerinin derinliğine dikkat çekti. Mektupta, BAE'nin insan hakları sicilinin endişe verici olduğu, özellikle ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve adil yargılanma hakları konusunda ciddi kısıtlamalar yaşandığı belirtildi. Örgütler, adayların seçim kampanyalarında bu konuları gündeme getirmelerini ve seçilmeleri halinde BAE'li yetkililerle yapacakları görüşmelerde insan hakları ihlallerini açıkça dile getirmelerini talep etti. Ayrıca, Manchester'ın BAE ile olan kardeş şehir ilişkisinin ve ticari anlaşmalarının, insan hakları ihlallerini meşrulaştıracak şekilde kullanılmaması gerektiğinin altı çizildi.
Manchester, 2024 yılında BAE'nin ikinci büyük şehri Dubai ile kardeş şehir anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma, ticaret, eğitim ve kültür alanlarında iş birliğini öngörüyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür anlaşmaların otoriter rejimlere meşruiyet kazandırabileceği konusunda uyarıyor. HRW'nin Orta Doğu direktörü Sarah Leah Whitson yaptığı açıklamada, “Manchester'ın Dubai ile olan ilişkisi, BAE'nin insan hakları ihlallerini görmezden gelmek için bir bahane olmamalı. Şehir liderleri, ticari çıkarların insan haklarından önce gelmeyeceğini açıkça ortaya koymalı” dedi.
Seçim Süreci ve Adayların Tepkisi
Manchester belediye başkanlığı seçimleri 2 Mayıs'ta yapılacak. Seçimlerde İşçi Partisi, Muhafazakar Parti, Liberal Demokratlar ve Yeşiller Partisi'nin adayları yarışıyor. Şu ana kadar adayların hiçbiri insan hakları örgütlerinin çağrısına resmi bir yanıt vermedi. Ancak, bazı adayların kampanya ekipleri konuyla ilgili açıklamalar yaptı. İşçi Partisi adayı Andy Burnham'ın sözcüsü, Burnham'ın insan haklarına bağlılığını vurgulayarak, “Andy, uluslararası insan hakları standartlarını savunma konusunda kararlıdır. BAE ile ilişkiler dahil tüm konularda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kalacaktır” dedi. Muhafazakar Parti adayı Graham Brady ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.
Seçim yarışı, özellikle göçmen ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu Manchester'da insan hakları konusunun hassasiyetini artırıyor. Kentte yaşayan Pakistan kökenli ve Orta Doğu kökenli toplulukların yoğunluğu, konunun yerel seçmenler nezdinde de önemli olmasına neden oluyor. Uzmanlar, adayların bu çağrıya vereceği yanıtın, seçim sonuçlarını etkileyebileceği görüşünde.
BAE'nin İnsan Hakları Karnesi
BAE, son yıllarda ifade özgürlüğü, siyasi tutuklular ve yargısız gözaltılar konusunda uluslararası insan hakları örgütlerinin eleştirilerine hedef oluyor. Özellikle, 2011 Arap Baharı'ndan bu yana ülkede muhalif sesler susturulurken, Birleşik Arap Emirlikleri'nin hapishanelerinde çok sayıda siyasi tutuklu bulunuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporlarına göre, BAE'de yargı süreçleri bağımsızlıktan yoksun ve sanıkların avukatlara erişimi kısıtlı. Ayrıca, işkence ve kötü muamele iddiaları da sıklıkla gündeme geliyor.
BAE hükümeti ise bu suçlamaları reddediyor ve ülkenin hukuk sisteminin bağımsız olduğunu savunuyor. Ancak uluslararası toplumun baskısı artarak devam ediyor. Avrupa Parlamentosu ve Birleşmiş Milletler, BAE'ye insan hakları ihlalleri konusunda uyarılar yapmış, ancak ülke bu çağrılara rağmen politikalarını değiştirmemişti.
Ortadoğu'da Yansımalar
Bu gelişme, Batılı ülkelerdeki yerel yönetimlerin, uluslararası insan hakları ihlalleri karşısında artan duyarlılığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle son yıllarda, Batılı şehirlerin otoriter rejimlerle olan kardeş şehir anlaşmalarını sorgulayan hareketler güç kazandı. 2021'de Londra'nın bazı belediyeleri, Mısır'daki insan hakları ihlalleri nedeniyle kardeş şehir anlaşmalarını askıya almıştı. Benzer şekilde, Almanya'nın bazı şehirleri de Ürdün ve Bahreyn ile olan ilişkilerini gözden geçirmişti.
Manchester'daki bu girişim, Birleşik Krallık'ın Orta Doğu politikalarına da dolaylı bir eleştiri olarak yorumlanıyor. Birleşik Krallık hükümeti, BAE ile güçlü ticari ve askeri ilişkiler yürütüyor. Özellikle savunma sanayii alanında BAE, Birleşik Krallık'ın önemli bir müşterisi konumunda. Bu nedenle, Manchester'daki insan hakları vurgusunun ulusal düzeyde de tartışma yaratması bekleniyor. Bazı yorumcular, bu gelişmenin Birleşik Krallık ile BAE arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratabileceğini öne sürerken, diğerleri yerel yönetimlerin ulusal dış politikayı etkileme kapasitesinin sınırlı olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Birleşik Arap Emirlikleri'nin uluslararası alanda artan insan hakları baskısıyla mücadelesinin bir parçası olarak okunabilir. Türkiye, son yıllarda BAE ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini geliştirme çabasında. Bu nedenle, BAE'ye yönelik eleştiriler, Türkiye ile BAE arasındaki yakınlaşma sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin kendi insan hakları karnesinin de uluslararası örgütler tarafından eleştirildiği göz önüne alındığında, HRW ve FairSquare gibi örgütlerin bu tür çağrıları, Türkiye için de bir hatırlatma niteliği taşıyor. Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak, insan hakları konusundaki tutumunu netleştirmesi ve uluslararası normlara uyum konusunda kararlılık göstermesi bekleniyor.