Columbia Üniversitesi profesörü ve insan hakları aktivisti Mahmood Mamdani'nin , Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından ABD polisini harekete geçmeye çağıran önerisi, hukuk dünyasında ciddi tartışmalara yol açtı. Hukuk profesörleri ve emniyet yetkilileri, Mamdani'nin önerisinin uygulanabilirliğinin olmadığını, hatta polis memurlarını fiilen suç işler duruma düşürebileceğini savunuyor. Konuyla ilgili konuşan bir hukuk uzmanı, "Bu öneri, polisin yetki sınırlarını tamamen göz ardı ediyor ve yasaların açıkça ihlaline yol açardı" dedi.
Gelişmenin arka planı
Geçtiğimiz hafta UCM, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Gazze'de işlenen savaş suçlarına ilişkin tutuklama emri çıkardığını duyurmuştu. Bu karar, dünya genelinde hem destek hem de tepkiyle karşılandı. Mamdani, bu kararın ABD'de uygulanması gerektiğini savunarak, yerel polis güçlerinin Netanyahu'yu tutuklaması gerektiğini öne sürdü. Ancak bu öneri, hukuki olarak ciddi engellerle karşılaşıyor. Öncelikle, UCM kararları üye ülkelerde uygulanabilir olsa da, ABD UCM'nin kurucu statüsünü imzalamamış ve bu nedenle taraf değildir. Dolayısıyla, bir ABD polis memurunun, UCM'nin kararına dayanarak bir yabancı devlet başbakanını tutuklaması yasal bir dayanaktan yoksun.
Ayrıca, uluslararası hukukta devlet başkanlarının ve hükümet liderlerinin dokunulmazlıkları bulunmaktadır. Bu dokunulmazlık, görevdeki liderler için geçerlidir ve ancak belirli koşullarda kaldırılabilir. Mamdani'nin önerisi, bu dokunulmazlık ilkesini dikkate almıyor ve polis memurlarını, bir devlet başkanını yasa dışı olarak alıkoymak suçunu işleme riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Hukuk çevrelerinde, bu durumun polis memurlarını görevi kötüye kullanma ve yetkisiz tutuklama gibi suçlarla karşı karşıya bırakacağı belirtiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Mamdani'nin önerisi, aslında uluslararası hukukun uygulanması konusundaki büyük bir tartışmayı da gündeme getiriyor. UCM'nin kararlarının ulusal düzeyde uygulanması, ülkelerin iç hukuklarına ve uluslararası yükümlülüklerine bağlıdır. ABD'nin UCM'ye üye olmaması, bu kararın ABD'de doğrudan uygulanmasını imkansız kılarken, diğer ülkelerde de benzer zorluklar yaşanabilir. Ayrıca, bu tür öneriler, uluslararası hukukun üstünlüğünü sağlama çabalarına zarar verebilir ve hukukun araçsallaştırılmasına yol açabilir.
Öte yandan, bu tartışma, İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin uluslararası kamuoyundaki kutuplaşmayı da yansıtıyor. Netanyahu yanlıları, UCM kararını siyasi bir hamle olarak görürken, karşıtları bunu uluslararası hukukun gereği olarak savunuyor. Mamdani'nin önerisi, bu kutuplaşmayı daha da derinleştirerek hukuki süreçlerin siyasi amaçlarla kullanılmasına örnek teşkil ediyor. Hukuk uzmanları, bu tür girişimlerin hukukun ciddiyetini zedelediğini ve uzun vadede uluslararası hukuk sisteminin güvenilirliğine zarar verebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle bilinmektedir ve UCM'nin Netanyahu hakkındaki tutuklama kararını memnuniyetle karşılamıştır. Ancak Mamdani'nin önerisi, uluslararası hukukun uygulanmasındaki zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, uluslararası hukukun üstünlüğünü savunan bir ülke olarak, bu tür tartışmaların hukuk zemininde kalması gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin kendi hukuk sistemi, UCM kararlarının uygulanması konusunda belirli düzenlemelere sahiptir, ancak bu tür siyasi girişimlerin hukuki süreçleri etkilemesi endişe vericidir. Bu nedenle, Türkiye'nin bu tartışmaları yakından takip etmesi ve uluslararası hukukun adil ve tarafsız uygulanması için çaba göstermesi beklenir.