Malta’da 2017 yılında bombalı suikastle öldürülen yolsuzluk karşıtı gazeteci Daphne Caruana Galizia cinayetinin azmettiricisi olduğu iddia edilen işadamı Yorgen Fenech, yedi yıl süren hukuki sürecin ardından bugün mahkeme önüne çıktı. Fenech, ülkenin en zengin işadamlarından biri olarak biliniyordu. Duruşma, La Valletta’daki ceza mahkemesinde yoğun güvenlik önlemleri altında başladı. Cinayetle ilgili daha önce beş kişi suçlu bulunarak mahkûm edilmişti. Fenech ise cinayeti planlamak ve azmettirmekle suçlanıyor. Olay, Malta’nın yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele konusunda büyük tartışmalara yol açmış, ülkenin küçük ada devleti olmasına rağmen uluslararası medyada geniş yankı uyandırmıştı.
Gelişmenin arka planı: Panama Belgeleri’nden suikaste
Daphne Caruana Galizia, Malta’da yolsuzluk ve organize suçları araştıran bağımsız bir gazeteciydi. İnternet blogu Running Commentary üzerinden yayınladığı haberlerle siyaset ve iş dünyasının bağlantılarını ifşa ediyordu. Özellikle Panama Belgeleri ve Dubai Belgeleri’nde Malta Başbakanı Joseph Muscat’ın eşi ve bazı bakanlarla bağlantılı offshore şirketleri ortaya çıkarmıştı. 16 Ekim 2017’de evinden ayrıldıktan kısa süre sonra arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Cinayet, Avrupa çapında infiale yol açtı. Soruşturma yıllarca sürdü. Fenech, Ekim 2019’da lüks yatıyla ülkeden kaçmaya çalışırken yakalandı. O dönem Başbakan Muscat, Fenech’in bir iş ortağı tarafından yönetilen şirketlerle ilişkisi olduğu için eleştirilmiş ve istifa etmek zorunda kalmıştı. Cinayette kullanılan bombanın fitilini sağlayan, patlayıcıyı hazırlayan ve bombayı yerleştiren dört kişi daha önce farklı cezalar almıştı. Ancak asıl azmettirici olarak görülen Fenech’in yargılanması, defalarca ertelenmiş ve hukuki engellerle karşılaşmıştı.
Yorgen Fenech, cinayeti planlamak, organize etmek ve azmettirmekle suçlanıyor. Savcılık iddianamesinde, Fenech’in cinayet için aracı kişilere yüz binlerce avro ödediği ve olay günü saat 14.00 civarında telefon görüşmeleri yaptığı belirtiliyor. Ayrıca Fenech’in şirketi 17 Black’in, Malta’da siyasilere rüşvet veren bir yapılanma olduğu öne sürülüyor. Fenech’in avukatları ise suçlamaları reddediyor ve müvekkilinin masum olduğunu savunuyor. Duruşmanın ilk gününde jüri seçimi yapılırken, tanık listesinin oldukça uzun olduğu ve davanın aylar süreceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Malta’nın itibarı ve AB’nin denetimi
Caruana Galizia cinayeti ve sonrasındaki süreç, Malta’nın Avrupa Birliği üyesi bir ülke olarak hukuk devleti karnesini zedeleyen bir vaka haline gelmişti. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu, Malta’daki yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele konularında defalarca rapor yayınlamış ve kınama kararları almıştı. Özellikle Başbakan Muscat’ın istifası, ülkenin siyasi sistemindeki denetim mekanizmalarının sorgulanmasına neden olmuştu. Davanın nihayet mahkemeye taşınması, Malta’nın uluslararası itibarını kısmen de olsa onarma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak bazı analistler, yargı sürecinin bağımsızlığı konusunda hâlâ şüpheler olduğunu ifade ediyor. Bu dava, aynı zamanda Avrupa’da basın özgürlüğü ve gazeteci güvenliği açısından da önemli bir mihenk taşı. Ülkeler Arası Basın Özgürlüğü Örgütleri, Malta’da hâlâ haber kaynaklarını ifşa etmek veya eleştirel haber yapmak isteyen gazetecilere yönelik baskılar olduğunu belirtiyor. Avrupa Parlamentosu, Caruana Galizia’nın ölümünden sonra Malta’da medya özgürlüğünü güçlendirmek için yasal reformlar talep etmiş ancak bu reformların yeterli olmadığı ifade ediliyor.
Dava, ayrıca Malta’nın ekonomik ve siyasi bağlantıları nedeniyle Akdeniz genelinde de yankı uyandırıyor. Malta, küçük bir ada ülkesi olmasına rağmen finans merkezi olarak uluslararası şirketlerin ve zengin işadamlarının cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Yolsuzluk ve kara para aklama iddiaları, ülkenin finans merkezi konumunu tehdit ediyor. Avrupa Komisyonu ve IMF, Malta’yı düzenli olarak kara para aklama riskleri konusunda uyarıyor. Bu dava, Malta’nın bu alandaki denetim mekanizmalarının ne kadar etkili olduğunun da bir göstergesi olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malta’daki Caruana Galizia cinayeti davası, Türkiye’deki yolsuzluk ve basın özgürlüğü tartışmalarıyla doğrudan ilgili olmasa da, küresel ölçekte yargı bağımsızlığı ve gazeteci güvenliği konularında emsal teşkil eden bir vaka. Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi olarak benzer yükümlülüklere sahip. Bu tür davaların sonuçlanması, uluslararası alanda hukuk devleti ilkelerine bağlılığın testi olarak görülüyor. Ayrıca Malta, Türkiye için Akdeniz’de bir rakip olarak değil, daha çok AB içinde bir ortak olarak değerlendirilmeli. Dava, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin gazeteci koruması maddeleri kapsamında dikkatle izlenmeli. Türkiye’nin kendi yargı reformu sürecinde, bu tür uluslararası vakaların referans alınması faydalı olabilir.