Malta'nın başkenti Valletta'da, ünlü araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia'nın 2017'de bombalı saldırı sonucu öldürülmesine azmettirdiği iddiasıyla yargılanan iş insanı Yorgen Fenech'in avukatları, Çarşamba günü mahkemede savunmalarını yaparken suçu eski bir üst düzey hükümet yetkilisine yüklemeye çalıştı. Savunma ekibi, cinayetin arkasındaki asıl organizatörün, dönemin başbakanlık müsteşarı Keith Schembri olduğunu öne sürdü. Fenech, Caruana Galizia'nın yolsuzluk iddialarını araştırdığı ve dönemin hükümetini hedef alan haberlerinin ardından, 16 Ekim 2017'de evinin yakınında bombalı saldırıda yaşamını yitirmesiyle ilgili olarak 2019'dan bu yana tutuklu bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Daphne Caruana Galizia, Malta'nın en tanınmış ve tartışmalı gazetecilerinden biriydi. Yolsuzluk ve organize suç iddialarına odaklanan haberleriyle, özellikle Panama Belgeleri'nde adı geçen dönemin Malta Başbakanı Joseph Muscat ve yakın çevresini hedef alan yazılarıyla biliniyordu. Cinayet, Avrupa genelinde büyük yankı uyandırmış ve Malta hükümetini uluslararası alanda zor durumda bırakmıştı. Olayın ardından yapılan soruşturmalar, üç kişinin bombayı yerleştirdiğini ortaya çıkarmış, ancak azmettirici olarak gösterilen Fenech'in yargılanması uzun süre gecikmişti. Fenech, 2019 yılında lüks yatıyla ülkeden kaçmaya çalışırken yakalanmış ve tutuklanmıştı. Savcılık, Fenech'in dönemin başbakanlık müsteşarı Keith Schembri ile yakın ilişkisini ve cinayet planını anlatan mesajlaşmalarını delil olarak sunmuştu.
Mahkeme sürecinde Fenech'in avukatları, müvekkilinin masum olduğunu ve asıl suçlunun Schembri olduğunu savunuyor. Savunmaya göre, cinayet emrini veren isim Schembri'ydi ve Fenech sadece bir günah keçisi olarak seçilmişti. Avukatlar, eski başbakanlık müsteşarının cinayet günü telefonla Fenech'i aradığına ve onu tehdit ettiğine dair iddialarını mahkemeye sunmayı planlıyor. Ancak Schembri tüm suçlamaları reddediyor. Bu dava, Malta'nın siyasi ve hukuki tarihinde bir dönüm noktası olarak görülüyor; çünkü ilk kez bu kadar üst düzey bir yetkili, bir gazeteci cinayeti davasında adı geçen kişiler arasında yer alıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, yalnızca Malta'nın iç meselesi olmanın ötesinde, Avrupa Birliği'nde basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü açısından da önemli bir test niteliği taşıyor. Daphne Caruana Galizia'nın öldürülmesi, AB'nin Malta'ya yönelik eleştirilerinin artmasına yol açmış, hatta Avrupa Parlamentosu'nda soruşturma komisyonları kurulmasına neden olmuştu. AB Komisyonu, Malta'daki yargı sürecinin bağımsızlığını ve etkinliğini yakından izliyor. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) gibi kuruluşlar, davadaki gelişmelerin basın özgürlüğü için kritik olduğunu vurguluyor. Öte yandan, Karadağ ve Batı Balkanlar gibi AB adayı ülkelerdeki benzer davalar için de bir emsal teşkil etme potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de gazetecilere yönelik tehdit ve saldırılar zaman zaman gündeme gelmekte; bu dava, uluslararası camiada basın özgürlüğü ihlallerine yönelik yargı süreçlerinin ne kadar yakından takip edildiğini göstermesi bakımından bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin AB ile ilişkileri bağlamında, hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü gibi konularda yaşanan sıkıntılar benzer eleştirilere yol açabiliyor. Bu davanın sonucu, uluslararası toplumun bu tür suçlara karşı nasıl bir tutum sergilendiğine dair önemli bir sinyal olacaktır. Türkiye, basın özgürlüğü alanındaki reformlarını hızlandırarak bu tür eleştirilerin önüne geçme fırsatı bulabilir.