Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, Mali silahlı kuvvetleri ve Rus Wagner grubu personeli, 2023 ile 2025 yılları arasında ülkenin çeşitli bölgelerinde ortak operasyonlar düzenleyerek sivilleri öldürmek ve işkence etmek dahil olmak üzere savaş suçları işledi. Rapor, Batı Afrika ülkesinde son yıllarda artan şiddet olaylarına ilişkin çarpıcı bulgular ortaya koyuyor.
Raporun ayrıntıları: Sistematik ihlaller ve cezasızlık
Amnesty International'ın saha araştırmalarına dayanan raporu, Mali'nin kuzey ve orta bölgelerinde, özellikle Gao, Kidal ve Mopti civarında, güvenlik güçlerinin ve Wagner paralı askerlerinin sivil halka yönelik keyfi gözaltılar, işkence ve toplu infazlar gerçekleştirdiğini belgeliyor. Raporda, köylere düzenlenen baskınlarda onlarca sivilin öldürüldüğü, evlerin yakıldığı ve hayvanların telef edildiği ifade ediliyor. Tanık ifadelerine göre, operasyonlar sırasında gözaltına alınan erkekler bir daha ailelerine dönmedi; bazıları toplu mezarlarda bulundu.
Uluslararası Af Örgütü, bu eylemlerin uluslararası hukuka göre savaş suçu teşkil ettiğini vurguluyor ve faillerin hesap vermesi çağrısında bulunuyor. Örgüt, Mali hükümetine ve Wagner grubuna ihlalleri durdurma ve bağımsız soruşturma yürütme çağrısı yaparken, uluslararası toplumu da bu konuda harekete geçmeye davet ediyor. Raporda ayrıca, sivillerin maruz kaldığı ihlallerin sistematik bir hal aldığı ve cezasızlık ortamının failleri cesaretlendirdiği belirtiliyor.
Mali hükümeti ise suçlamaları reddediyor. Yetkililer, operasyonların yalnızca terör örgütlerine karşı yürütüldüğünü ve sivillerin zarar görmediğini savunuyor. Ancak bölgeden gelen bağımsız gözlemci raporları ve yerel sivil toplum kuruluşlarının ifadeleri, hükümetin iddialarının aksini gösteriyor. Wagner grubu ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve küresel yansımalar: Sahel'de istikrarsızlık derinleşiyor
Mali, 2020 ve 2021 yıllarındaki askeri darbelerin ardından Fransa ve diğer Batılı ülkelerle güvenlik işbirliğini sonlandırarak Rusya'ya yönelmişti. Wagner grubunun ülkeye konuşlandırılması, Sahel bölgesinde jeopolitik dengeleri değiştirdi. Fransa'nın bölgeden çekilmesiyle oluşan boşlukta Rusya nüfuz alanını genişletirken, Birleşmiş Milletler barış gücü misyonu MINUSMA da 2023'te ülkeden ayrılmak zorunda kaldı.
Amnesty raporu, Batı Afrika'da artan Rus etkisinin sivil halk üzerindeki yıkıcı sonuçlarını gözler önüne seriyor. Wagner'in insan hakları ihlalleri, yalnızca Mali'de değil, Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan ve Mozambik gibi ülkelerde de belgelenmiş durumda. Bu durum, Rusya'nın Afrika'daki askeri varlığının uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi endişeler yarattığını gösteriyor.
Uluslararası toplum, Mali'deki ihlallere karşı yaptırım uygulama konusunda bölünmüş durumda. Batılı ülkeler Wagner grubunu yaptırım listelerine alırken, Rusya ve müttefikleri bu suçlamaları reddediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise Rusya'nın veto hakkı nedeniyle etkili bir karar alınamıyor. Sahel'deki güvenlik krizi, iklim değişikliği ve ekonomik zorluklarla birleşerek bölgeyi daha da kırılgan hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mali'deki istikrarsızlık ve Rus Wagner grubunun artan etkisi, Türkiye'nin Afrika açılımı ve Sahel politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Mali dahil Sahel ülkeleriyle ekonomik ve savunma işbirliğini geliştirmeye çalışıyor. Ancak bölgede Rusya'nın gölgesinde yaşanan insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin bölgedeki meşruiyetini ve Batılı müttefikleriyle ilişkilerini zorlaştırabilir. Ayrıca, istikrarsızlığın derinleşmesi, terörizm ve düzensiz göç gibi sorunları tetikleyerek Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. Türkiye'nin, bölgede insan haklarına saygılı ve sürdürülebilir bir güvenlik yaklaşımını teşvik etmesi, uzun vadeli çıkarları açısından kritik görünüyor.