Malezya hükümeti, 16 yaşından küçükler için sosyal medya platformlarını yasaklayan bir düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Resmi olarak çocukların çevrimiçi ortamda karşılaştıkları siber zorbalık, uygunsuz içerik ve bağımlılık risklerini azaltmayı hedefleyen bu karar, ülkede ve uluslararası alanda geniş yankı uyandırdı. Yetkililer, yasağın özellikle akıllı telefon kullanımının yaygınlaştığı ve gençler arasında sosyal medya bağımlılığının arttığı bir dönemde alındığını belirtiyor. Ancak eleştirmenler, yasağın uygulanabilirliğinin düşük olduğunu ve bununla birlikte bireysel mahremiyet üzerinde ciddi tehditler oluşturabileceğini vurguluyor. Yeni düzenleme, platformların kullanıcı yaşını doğrulamak için biyometrik veri ya da resmi kimlik belgesi talep etmesini zorunlu kılıyor; bu da veri güvenliği ve kişisel bilgilerin kötüye kullanımı konusunda endişeleri beraberinde getiriyor.
Düzenlemenin arka planı: Çocuk güvenliği mi, dijital otoriterlik mi?
Malezya İletişim ve Dijital Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslağı, geçtiğimiz ay parlamentoda kabul edildi ve yürürlüğe girdi. Bakan Fahmi Fadzil, kararın gerekçesini açıklarken, "Gençlerimizi çevrimiçi tehlikelerden korumak için harekete geçmek zorundayız. Sosyal medya, onların ruh sağlığını ve eğitim başarılarını olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı. Verilere göre, Malezya'da 10-15 yaş arası çocukların yüzde 80'inden fazlası en az bir sosyal medya platformunda aktif. Siber zorbalık vakalarının son üç yılda yüzde 40 arttığı ve intihara sürükleyen içeriklerle bağlantılı olayların sayısının yükseldiği belirtiliyor.
Ancak sivil toplum kuruluşları ve dijital haklar savunucuları, bu yasağın çocukları korumaktan çok, hükümetin internet üzerindeki denetimini artırmaya yönelik bir adım olduğunu iddia ediyor. Malezya Dijital Haklar Örgütü sözcüsü, "Yaş doğrulama için biyometrik veri toplanması, ülke çapında bir gözetim altyapısı oluşturulmasına kapı aralıyor. Bu verilerin hangi amaçlarla kullanılacağı ve ne kadar güvende olacağı belirsiz" dedi. Ayrıca, yasağın teknik uygulamasında büyük zorluklar olduğuna dikkat çekiliyor. VPN kullanımı veya sahte yaş beyanı gibi yöntemlerle yasağın kolayca aşılabileceği, bunun da asıl hedef kitlenin korunmasını etkisiz kılabileceği ifade ediliyor.
Küresel bağlam: Dünyada çocuklar için sosyal medya düzenlemeleri
Malezya'nın bu adımı, dünyada çocukların sosyal medya kullanımına yönelik artan yasaklama eğiliminin bir parçası olarak görülüyor. Avustralya geçen yıl 14 yaş altı için benzer bir yasağı gündeme getirmiş, ancak uygulamadaki zorluklar nedeniyle geri adım atmıştı. Avrupa Birliği ise Dijital Hizmetler Yasası ile platformları reşit olmayan kullanıcıları koruma konusunda yükümlü kılıyor, ancak tam bir yaş sınırı getirmiyor. Fransa'da 15 yaş altına sosyal medya için ebeveyn izni zorunluluğu bulunurken, ABD'de federal düzeyde kapsamlı bir yasa bulunmuyor; yalnızca eyalet bazında düzenlemeler mevcut.
Uzmanlar, yaş doğrulama yöntemlerinin mahremiyet açısından ciddi riskler taşıdığı konusunda uyarıyor. Electronic Frontier Foundation (EFF) gibi kuruluşlar, biyometrik veri toplamanın siber suçlular için bir hedef oluşturduğunu ve devletlerin bu verileri ifade özgürlüğünü kısıtlamak için kullanabileceğini belirtiyor. Malezya'nın İnternet sansürü konusunda geçmişte tartışmalı adımlara imza attığı da biliniyor. 2021'de sosyal medya platformlarına nefret söylemi ve yanlış bilgiyle mücadele adı altında içerik kaldırma talimatı vermesi, ifade özgürlüğü endişelerini artırmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya'nın bu hamlesi, Türkiye'de de zaman zaman gündeme gelen sosyal medya düzenlemeleri ve çocukların çevrimiçi güvenliği tartışmalarıyla paralellik taşıyor. Türkiye, 13 yaş altı için sosyal medya kullanımına ebeveyn izni şartı getirmiş, ancak tam bir yaş yasağı uygulamıyor. Malezya örneği, yaş doğrulama için biyometrik veri kullanımının mahremiyet endişelerini derinleştirdiğini gösteriyor. Türkiye'nin de benzer bir adım atması durumunda, Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında veri güvenliği ve kullanım amaçları netleştirilmelidir. Ayrıca, teknolojik alt yapı ve uygulama maliyetleri dikkate alındığında, yasağın etkinliği konusunda kapsamlı bir fizibilite çalışması yapılması gerekiyor. Küresel ölçekte bu tür düzenlemelerin ifade özgürlüğü ve dijital haklar bağlamında oluşturduğu riskler, Türk kamuoyu ve karar alıcılar için önemli bir ders niteliği taşıyor.