ZÜRİH - İsviçre'de pazar günü yapılan referandumda, sağcı bir partinin ülke nüfusunun 10 milyon ile sınırlandırılması önerisi, yaşlı seçmenler ve şehir sakinlerinin yoğun katılımıyla reddedildi. Hükümet ve iş dünyası liderleri sonuçtan memnuniyet duyduklarını açıklarken, referandum verileri bu başarısızlıkta en büyük rolün kentli ve yaşlı seçmenlere ait olduğunu gösterdi.
Gelişmenin Arka Planı
İsviçre'nin aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından önerilen ‘10 Milyon Girişimi’, ülke nüfusunun 10 milyona ulaştıktan sonra yeni göçmen kabulünü durdurmayı hedefliyordu. Referandum sonuçlarına göre, seçmenlerin yüzde 57'si bu öneriye ‘hayır’ dedi. Özellikle Zürih, Cenevre ve Basel gibi büyük şehirlerde ‘hayır’ oyları yüzde 65'in üzerine çıktı. SVP liderleri yenilgiyi kabul ederken, ‘küçük bir zafer kazandık’ diyerek muhalefetlerini sürdüreceklerini belirttiler.
Referandumun galibi olan hükümet ve iş dünyası temsilcileri, sonucun ülke ekonomisi ve uluslararası ilişkiler açısından olumlu olduğunu vurguladı. İsviçre'nin vasıflı işgücüne bağımlı olduğuna dikkat çeken işveren sendikaları, nüfus sınırlamasının ekonomik büyümeyi baltalayacağını savunuyor. Öte yandan, kırsal bölgelerde yaşayan seçmenlerin büyük kısmı öneriyi destekledi. Bu durum, İsviçre'deki kent-kır ayrışmasını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Yaşlı seçmenlerin ise gelecek nesiller için sürdürülebilir bir politika izlenmesini istedikleri yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsviçre'nin nüfus sınırlamasını reddetmesi, Avrupa'da yükselen göçmen karşıtı dalga karşısında önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği ile sıkı ekonomik bağları olan İsviçre, göç politikasında serbest dolaşım anlaşmasına uygun hareket etmeyi tercih etmiş oldu. Bu karar, AB ile ilişkilerde olası bir gerilimi önlerken, diğer Avrupa ülkelerine de ilerici bir model sunuyor. Örneğin, Almanya ve Fransa'da benzer nüfus sınırlama tartışmaları yaşanırken, İsviçre örneğinin referans alınması bekleniyor. Küresel ölçekte ise, düşük doğum oranları ve yaşlanan nüfus sorunuyla boğuşan birçok gelişmiş ülke için İsviçre kararı dikkatle izlenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsviçre'nin bu kararını yakından takip etmelidir. İsviçre'deki Türk diasporasının sayısı 120 bini aşarken, nüfus sınırlaması olasılığı doğrudan bu toplumu etkileyebilirdi. Referandumun reddedilmesi, Türk kökenli İsviçrelilerin haklarını korurken, Ankara açısından da pozitif bir gelişme olarak değerlendirildi. Dahası, İsviçre ile imzalanan işgücü anlaşmaları kapsamında Türkiye'den giden vasıflı işçi sayısı son yıllarda artış gösteriyor. Türkiye'nin AB üyelik sürecinde referans alabileceği bu model, göç politikasında esnek ve entegrasyon odaklı bir yaklaşımın başarı şansını artırdığını ortaya koyuyor.