ABD ve İran, Ortadoğu'da tüm cephelerde savaşı sona erdirme ve küresel enerji nakli için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma konusunda anlaştı. İki ülke ortak bir açıklamayla duyurduğu anlaşma, Lübnan'daki çatışmaları da kapsıyor ancak Tahran'ın nükleer programına ilişkin kritik konuda ayrıntılı bir düzenleme içermiyor. Yetkililer, nükleer dosyanın ilerleyen müzakerelerde ele alınacağını belirtti. Anlaşma, bölgede aylardır süren yüksek tansiyon ve askeri çatışmaların ardından geldi. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel petrol fiyatlarında rekor artışlara yol açmış, dünya ekonomisini tehdit etmişti.
Gelişmenin arka planı
Müzakerelerin, Umman ve Katar'ın arabuluculuğunda başkent Maskat'ta yürütüldüğü öğrenildi. Taraflar, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı mayınlayarak ve deniz trafiğine kapatarak uluslararası deniz hukukunu ihlal etmesiyle başlayan krizin çözümü için bir yol haritası üzerinde mutabık kaldı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, anlaşmanın sahadaki fiili ateşkesi kalıcı hale getireceğini ve Lübnan, Gazze, Yemen gibi bölgelerde istikrarı yeniden tesis etmeye yönelik olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı ise anlaşmanın İran'ın egemenlik haklarını tanıdığını ve bölge ülkelerinin çıkarlarını gözettiğini söyledi.
Anlaşma kapsamında ABD'nin İran'a yönelik bazı ekonomik yaptırımları askıya alması ve İran'ın da nükleer faaliyetlerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimine açması öngörülüyor. Ancak nükleer programın tamamen durdurulması veya kapsamlı bir şekilde sınırlandırılması konusu ertelendi. İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesi ve santrifüj sayısı gibi kritik parametreler sonraki turlara bırakıldı. ABD'li diplomatlar, bu konuda İran'ın iş birliği yapmaması halinde yaptırımların geri getirilebileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Söz konusu anlaşmanın bölgesel dengeleri yeniden şekillendirmesi bekleniyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, başta Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt olmak üzere Körfez ülkelerinin petrol ihracatını normalleştirecek. Petrol fiyatları anlaşma haberinin ardından yüzde 10'dan fazla düşüş kaydetti. Küresel çapta enflasyonla mücadele eden merkez bankaları, bu gelişmeyi olumlu karşıladı. Öte yandan, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. İsrail Başbakanı, nükleer program konusunda net bir çerçeve olmamasından endişe duyduğunu ifade etti. Rusya ve Çin ise anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, ABD'nin bölgede yeniden nüfuz kazanma çabası olarak yorumlayanlar da var.
Lübnan cephesinde ateşkesin sağlanması, Hizbullah'ın İran'dan aldığı desteğin azalmasıyla mümkün oldu. Hizbullah'ın silahsızlandırılması veya siyasi kanada dönüşmesi konusu ise belirsizliğini koruyor. Suriye ve Yemen'de de benzer bir sükunet bekleniyor. Ancak uzmanlar, İran'ın nükleer programı konusunda somut adımlar atılmazsa krizin yeniden alevlenme riski olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın açılmasından doğrudan olumlu etkilenecektir. Petrol fiyatlarındaki düşüş, cari açığı azaltacak ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlayacaktır. Ayrıca Türkiye, Ortadoğu'da istikrarı savunan bir dış politika izlediği için anlaşmayı desteklemektedir. Ancak İran'ın nükleer programının denetim altına alınamaması, Türkiye'nin komşusu İran'da olası bir askeri müdahale riskini canlı tutabilir. Bu durum, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel nüfuz politikası açısından izlenmesi gereken bir alandır.