JOHANNESBURG, 3 Haziran – Malavi hükümeti, Güney Afrika'da son haftalarda artan yabancı düşmanlığı saldırılarından kaçmak isteyen vatandaşlarını ülkeye geri getirmek üzere bir tahliye programı başlatacağını duyurdu. Bu karar, Mozambik ve Zimbabve gibi diğer bölge ülkelerinin de benzer adımlar atmasıyla birlikte, Güney Afrika'daki göçmen karşıtı şiddetin ciddi bir boyuta ulaştığını gösteriyor.
Güney Afrika'da yabancı düşmanlığı neden artıyor?
Güney Afrika'da özellikle Johannesburg çevresindeki gecekondu mahallelerinde yaşanan saldırılarda, Afrikalı göçmenler hedef alınıyor. Saldırganlar, yabancıların işlerini ellerinden aldığını ve sosyal hizmetleri gereksiz yere kullandığını iddia ediyor. Ülkede işsizlik oranının %32'nin üzerinde olması, ekonomik durgunluk ve yüksek suç oranları, yabancı düşmanlığının temel nedenleri arasında sayılıyor. Güney Afrika'da yaşayan yaklaşık 3 milyon yabancının önemli bir kısmı komşu ülkelerden geliyor. Malavi'nin tahliye kararı, bu ülkede bulunan tahmini 200 bin Malavili vatandaşını etkileyecek.
Bölgesel güvenlik ve ekonomi üzerindeki etkileri
Güney Afrika'daki saldırılar, bölge ülkeleri arasında diplomatik gerilime yol açmış durumda. Nijerya ve Kenya gibi ülkeler, vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için Güney Afrika yönetimine resmi uyarılarda bulundu. Bu durum, Afrika Birliği'nin serbest dolaşım ve entegrasyon hedeflerine de darbe vuruyor. Öte yandan, Malavi gibi ekonomik olarak zayıf ülkeler, vatandaşlarını geri alarak sosyal ve ekonomik yük altına girecek. Tahliye edilenlerin iş bulma ve yeniden entegrasyon süreçleri, yerel kaynaklar üzerinde ek baskı oluşturacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malavi, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında ilişkilerini geliştirdiği ülkelerden biri. Güney Afrika'da Afrika kökenli göçmenlere yönelik saldırılar, küresel yabancı düşmanlığının bir parçası olarak Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye, benzer şekilde Suriyeli mültecilere yönelik artan toplumsal gerilimle mücadele ediyor. Bu gelişme, göçmen politikalarının daha kapsamlı ve sürdürülebilir olması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, Boko Haram ve El-Şebab gibi terör örgütlerinin etkin olduğu bölgelerde istikrarsızlık, Türkiye'nin insani yardım ve güvenlik iş birliğini olumsuz etkileyebilir.