Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, önümüzdeki hafta Japonya'da düzenlenecek G7 Liderler Zirvesi'nde Çin'in agresif ticaret politikalarının ana gündem maddesi olmasını talep ediyor. Ancak Pekin yönetimi, artan uluslararası baskıya rağmen ekonomik rotasından sapmayacağını net bir dille ifade ediyor. Macron'un bu hamlesi, Batı ile Çin arasında ticaret savaşlarının kızıştığı bir dönemde geliyor. Fransa, özellikle Çin'in sübvansiyonlu yeşil enerji teknolojileri ve çelik ihracatının Avrupa pazarında yarattığı dengesizlikten rahatsız. G7'nin ortak bir tavır almasını isteyen Macron, aksi takdirde küresel ticaret kurallarının aşındığı uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
G7 ülkeleri, Çin'in uyguladığı ihracat odaklı sübvansiyonlar ve aşırı üretim kapasitesi nedeniyle yerli sanayilerinin zarar gördüğünü düşünüyor. Özellikle elektrikli araç bataryaları, güneş panelleri ve çelik sektörlerinde Çin'in agresif fiyatlandırması, Batılı üreticileri zor durumda bırakıyor. Macron, bu durumun sadece Avrupa için değil, ABD ve Japonya için de ortak bir tehdit olduğunu vurguluyor. Çin ise bu suçlamaları reddediyor ve kendi kalkınma modelini koruma hakkını savunuyor. Beijing, G7 ülkelerinin kendi iç sorunlarını Çin'e fatura etmeye çalıştığını öne sürüyor.
Macron'un bu girişimi, Fransa'nın Çin'e karşı daha sert bir tutum benimsediği yönünde yorumlanıyor. Geçtiğimiz yıl Fransa, Çin merkezli teknoloji şirketlerine yönelik kısıtlamaları artırmış, özellikle 5G altyapısı ve veri güvenliği konularında endişelerini dile getirmişti. Öte yandan, Almanya gibi bazı AB ülkeleri, Çin ile ticari ilişkilerin bozulmasından endişe ediyor. Alman otomotiv ve makine sanayisi, Çin pazarına yoğun bağımlılığı nedeniyle daha temkinli bir yaklaşım benimsiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
G7'nin Çin'e yönelik ortak bir cephe oluşturması, küresel ticaret dengelerini yeniden şekillendirebilir. ABD Başkanı Joe Biden, Çin'e karşı 'yüksek gümrük duvarları' ve teknoloji transferi kısıtlamaları dahil olmak üzere agresif önlemler alırken, Avrupa daha dengeli bir strateji izlemeye çalışıyor. Macron, G7'nin Çin'e karşı güçlü bir mesaj vermesini isterken, aşırı sert yaptırımların küresel tedarik zincirlerini bozabileceği uyarısı da yapılıyor.
Çin ise bu baskıya karşı kendi kartlarını oynuyor. Son aylarda Brezilya, Suudi Arabistan ve Güney Afrika gibi ülkelerle ikili ticaret anlaşmalarını derinleştiren Pekin, aynı zamanda yükselen piyasaların oluşturduğu BRICS grubunu genişletme planlarını sürdürüyor. Uzmanlar, Çin'in Batı'nın baskısına rağmen 'Kuşak ve Yol' girişimi gibi kendi ticaret ağlarını güçlendirerek alternatif bir küresel sistem inşa etmeye çalıştığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması ve Çin ile gelişen ticari ilişkileri nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenecek konumda. Çin'in agresif ihracat politikası, Türkiye'nin tekstil, beyaz eşya ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerinde rekabet baskısı yaratıyor. Öte yandan, Türkiye'nin Çin ile olan ticaret açığı, Batı'nın Çin'e yönelik yaptırımlarının Türk ekonomisine dolaylı etkileri olabileceğini gösteriyor. Türkiye, hem AB ile uyumlu bir pozisyon almak hem de Çin ile stratejik ortaklığını korumak arasında hassas bir denge yürütmek zorunda. Ayrıca, Batı-Çin ticaret savaşları, Türkiye'nin alternatif tedarik merkezi olma potansiyelini artırarak yeni yatırım fırsatları da yaratabilir.