NEW YORK, 14 Eylül — Mahmoud Khalil ve bir grup Filistin yanlısı öğrenci aktivist, Columbia Üniversitesi'ne karşı pazartesi günü dava açtı. Davacılar, Ivy League üyesi okulu, yıllardır Filistin yanlısı görüşleri nedeniyle maruz kaldıkları yaygın taciz ve baskılara kasıtlı olarak kayıtsız kalmakla suçluyor. Dava, ABD'deki üniversite kampüslerinde İsrail-Filistin çatışması etrafında şekillenen gerilimin hukuki zemine taşındığı yeni bir aşamayı işaret ediyor.
Filistin yanlısı öğrencilere yönelik baskı iddiaları
Dava dilekçesine göre, Columbia Üniversitesi yönetimi, Filistin yanlısı öğrencilere yönelik sistematik taciz, tehdit ve ayrımcılığı önlemekte başarısız kaldı. Öğrenciler, kampüste yıllardır süren bu tür saldırılara maruz kaldıklarını ve üniversitenin şikayetlerine rağmen somut adım atmadığını belirtiyor. Özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze'de başlayan savaşın ardından kampüste Filistin yanlısı öğrencilere karşı baskıların arttığı, bazı öğrencilerin kimliklerinin ifşa edildiği ve iş bulma süreçlerinde engellendiği iddia ediliyor.
Mahmoud Khalil, daha önce de ABD'deki göçmenlik statüsü nedeniyle hedef alınmış, 2023 yılında Filistin yanlısı gösterilere katıldığı için tutuklanmış ve sınır dışı edilme süreciyle karşı karşıya kalmıştı. Khalil'in avukatları, müvekkillerinin ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini savunuyor. Columbia Üniversitesi yönetimi ise henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı; ancak üniversite daha önce kampüsteki nefret söylemi ve taciz vakalarını soruşturma sözü vermişti.
Dava, ABD'de üniversitelerin öğrencilerini koruma yükümlülüğü ve ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi yeniden gündeme getiriyor. Filistin yanlısı öğrenci grupları, kampüslerde İslamofobi ve antisemitizmle mücadele adı altında kendilerine yönelik ayrımcılığın arttığını savunuyor. İsrail yanlısı gruplar ise Filistin yanlısı gösterilerin Yahudi öğrenciler için güvenlik tehdidi oluşturduğunu öne sürüyor. Columbia Üniversitesi, son bir yılda kampüs içi gerilimler nedeniyle birçok kez ulusal medyanın gündemine geldi; üniversite yönetimi hem öğrenci protestolarını kontrol altına almak hem de akademik özgürlüğü korumak arasında sıkışmış durumda.
ABD kampüslerinde ifade özgürlüğü ve Filistin meselesi
ABD'de üniversite kampüsleri, İsrail-Filistin çatışması konusunda son yıllarda kutuplaşmanın merkezi haline geldi. 2023'ten bu yana Harvard, Penn, Columbia ve diğer prestijli üniversitelerde Filistin yanlısı öğrencilere yönelik disiplin soruşturmaları ve sınır dışı etme girişimleri arttı. Bu davalar, üniversitelerin öğrencilerini koruma sorumluluğunu yerine getirip getirmediği sorusunu yargıya taşıyor. Columbia'daki dava, benzer davalara emsal teşkil edebilir ve üniversitelerin kampüs içi taciz iddialarına yönelik politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir.
Dava ayrıca ABD'de yabancı öğrencilere yönelik göçmenlik baskılarıyla da bağlantılı. Mahmoud Khalil'in sınır dışı edilme süreci, Filistin yanlısı aktivistlerin ülkeden çıkarılmasına yönelik daha geniş bir çabanın parçası olarak görülüyor. İnsan hakları örgütleri, bu tür girişimlerin ifade özgürlüğünü ve akademik özgürlüğü tehdit ettiğini belirtiyor. Öte yandan, ABD yönetimi İsrail'e olan desteğini sürdürürken, ülke içinde Filistin yanlısı hareketin yükselişi Başkan Joe Biden yönetimini zor durumda bırakıyor. Yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde kampüs protestoları ve Filistin meselesi, Demokrat Parti içinde de tartışma yaratıyor.
Columbia Üniversitesi'ne açılan dava, sadece bir üniversiteyi değil, ABD'deki tüm yükseköğretim kurumlarının azınlık ve aktivist öğrencilere yönelik tutumunu sorguluyor. Dava sonucu, üniversitelerin öğrenci güvenliği ve ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi nasıl kuracağına dair önemli bir içtihat oluşturabilir. Aynı zamanda, Filistin yanlısı öğrencilerin hukuki mücadelesi, ABD'deki sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucuları tarafından yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Columbia Üniversitesi'ne açılan dava, ABD'de Filistin meselesinin hukuki ve toplumsal düzeyde ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Türkiye, Filistin davasını uluslararası platformlarda savunan ve İsrail'e karşı tutum alan bir ülke olarak, ABD'deki bu tür gelişmeleri yakından izliyor. Kampüslerdeki ifade özgürlüğü tartışmaları, Batı'daki Filistin yanlısı hareketin gücünü ve ABD iç siyasetine etkisini yansıtıyor. Bu dava, Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda Filistin konusundaki hassasiyetini destekleyen bir zemin oluşturabilir. Ayrıca, ABD'de yabancı öğrencilere yönelik baskılar, Türkiye'den giden öğrenciler için de dolaylı riskler taşıyor; ancak doğrudan bir etki henüz söz konusu değil.