Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Pazar günü Kanada'nın Newfoundland kıyılarındaki Fransız toprağı Saint Pierre ve Miquelon'da bir araya gelerek, yeni küresel tehditler karşısında ikili bağları güçlendirme çağrısı yaptı. Bir Kanada başbakanının bu takımadalara gerçekleştirdiği ilk ziyaret olan görüşme, iki ülke arasında sembolik olduğu kadar stratejik bir yakınlaşmanın işareti olarak yorumlandı. Macron ve Carney, görüşmenin ardından yaptıkları açıklamalarda, Atlantik ötesi işbirliğinin önemine vurgu yaparak, ekonomik ve güvenlik alanlarında ortak adımlar atacaklarını belirttiler.
Ziyaretin Arka Planı ve Sembolik Önemi
Saint Pierre ve Miquelon, Fransa'nın Kuzey Amerika kıtasındaki tek toprağı olma özelliğini taşıyor. Kanada'nın doğu kıyısında yer alan bu küçük takımadalar, tarihsel olarak Fransız-Kanada ilişkilerinde özel bir yere sahip. Carney'in ziyareti, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 19. yüzyıla uzanan geçmişine rağmen, bir Kanada liderinin bu topraklara yaptığı ilk resmi ziyaret olması nedeniyle ayrıca dikkat çekici. Ziyaret sırasında iki lider, balıkçılık, deniz güvenliği ve iklim değişikliği gibi bölgesel konuların yanı sıra, Ukrayna savaşı, Çin'in yükselişi ve enerji güvenliği gibi küresel meseleleri de ele aldı.
Macron, görüşmenin ardından yaptığı konuşmada, "Fransa ve Kanada, demokrasi, insan hakları ve kurala dayalı uluslararası düzen gibi ortak değerlere sahip. Bu değerleri korumak için birlikte çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Carney ise, "Kanada ve Fransa, benzer zorluklarla karşı karşıya. İklim değişikliği, ekonomik istikrar ve güvenlik konularında işbirliğimizi derinleştirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. İki lider, ayrıca savunma sanayii, uzay ve yapay zeka alanlarında ortak projeler geliştirme konusunda mutabık kaldı.
Uzmanlar, bu ziyaretin zamanlamasının da önemli olduğunu belirtiyor. Fransa, Avrupa Birliği'nin (AB) itici gücü olarak, Kanada ise Kuzey Amerika'da ABD'nin yanı sıra bağımsız bir dış politika izleme arayışında. Özellikle ABD'nin son dönemde izlediği tek taraflı politikalar, Kanada'yı Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurmaya itiyor. Fransa için ise Kanada, Atlantik ötesi bağlantılarda ve Kuzey Kutbu'ndaki çıkarlarını korumada kilit bir ortak.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Fransa ve Kanada arasındaki ilişkiler, tarihsel olarak güçlü olmakla birlikte, son yıllarda ekonomik ve stratejik alanlarda daha da derinleşti. İki ülke, NATO ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlarda birlikte hareket ediyor. Ayrıca, Kanada'nın Avrupa Birliği ile imzaladığı Kapsamlı Ekonomik ve Ticari Anlaşma (CETA), Fransa ile ticari ilişkileri de olumlu etkiliyor. Ancak, anlaşmanın bazı hükümleri, özellikle tarım ve gıda güvenliği konusunda Fransa'da tartışmalara yol açmıştı. Yeni dönemde bu tür pürüzlerin aşılması hedefleniyor.
Öte yandan, Saint Pierre ve Miquelon'un stratejik konumu, Kuzey Atlantik'te deniz güvenliği ve kaynak paylaşımı açısından önem taşıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle Kuzey Kutbu'nda açılan yeni deniz yolları, bölgesel rekabeti artırıyor. Fransa, burada bayrak göstermek ve Kanada ile işbirliği yaparak egemenlik iddialarını güçlendirmek istiyor. Kanada ise, Fransa'nın Avrupa'daki ağırlığını kullanarak Kuzey Kutbu Konseyi'nde daha etkin olmayı amaçlıyor.
Görüşmede ayrıca, Ukrayna'ya destek ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar da ele alındı. İki lider, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne vurgu yaparak, Rusya'nın saldırgan politikalarını kınadı. Macron, Avrupa'nın savunma kapasitesini artırması gerektiğini belirtirken, Carney de Kanada'nın NATO yükümlülüklerini yerine getireceğini yineledi.
Ekonomik işbirliği kapsamında, iki ülke arasında temiz enerji, hidrojen ve kritik mineraller alanında yeni anlaşmalar imzalanması planlanıyor. Kanada, kritik mineraller açısından zengin bir ülke; Fransa ise bu mineralleri işleyerek Avrupa'nın yeşil dönüşümüne katkı sağlamak istiyor. Bu işbirliği, Çin'e olan bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa-Kanada ilişkilerinin güçlenmesi, Türkiye açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Fransa, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde ve Doğu Akdeniz'deki politikalarında zaman zaman karşıt tutum sergileyen bir aktör. Kanada ise Türkiye ile genellikle olumlu ilişkilere sahip. İki ülkenin savunma ve enerji alanında yakınlaşması, NATO içindeki dengeleri etkileyebilir. Ayrıca, kritik mineraller ve yeşil enerji işbirliği, Türkiye'nin Avrupa ile ticaretinde yeni fırsatlar yaratabileceği gibi, rekabeti de artırabilir. Türkiye, bu gelişmeyi yakından izleyerek, kendi stratejik çıkarları doğrultusunda pozisyon almalı.