Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın ülkesinin Avrupa Birliği'ne (AB) yeniden katılabileceğine dair açıklamalarını "tekrar hoş geldiniz" sözleriyle karşıladı. Burnham, Brexit sonrası dönemde İngiltere'nin AB ile ilişkilerini yeniden değerlendirebileceğini belirtmiş, Macron da bu fikre sıcak bakarak Londra'ya kapıların açık olduğu mesajını verdi. Gelişme, Brexit'in ardından Avrupa siyasetinde yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor.
Burnham'ın açıklamaları ve Macron'un yanıtı
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, ülkesinin Avrupa Birliği'ne yeniden katılma olasılığını gündeme getirdi. Burnham, "İngiltere'nin çıkarları doğrultusunda AB ile daha yakın bir ilişki kurmak için önümüzdeki yıllarda yeniden değerlendirme yapabiliriz" ifadelerini kullandı. Bu sözler, 2016'daki Brexit referandumundan bu yana ilk kez bir İngiliz başbakanının AB'ye dönüş ihtimalini açıkça dile getirmesi olarak kaydedildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Burnham'ın bu açıklamalarına hızlı bir yanıt verdi. Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Macron, "İngiltere'nin AB'ye yeniden katılma arzusunu memnuniyetle karşılarız. Kapımız her zaman açık. Tekrar hoş geldiniz" dedi. Macron'un bu sözleri, Paris'in Londra ile ilişkileri güçlendirme konusundaki istekliliğini gösteriyor.
Uzmanlar, Macron'un bu çıkışının sadece bir nezaket mesajı olmadığını, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin genişleme ve derinleşme stratejisi çerçevesinde İngiltere'yi yeniden kazanma çabası olarak okunması gerektiğini belirtiyor. Brexit sonrası dönemde AB, ekonomik ve siyasi olarak birçok zorlukla mücadele ederken, İngiltere gibi önemli bir aktörün geri dönüşü Brüksel için stratejik bir kazanım olabilir.
Brexit sonrası ilişkiler ve olası senaryolar
İngiltere, 2016'da yapılan referandumun ardından 31 Ocak 2020'de resmen Avrupa Birliği'nden ayrıldı. Geçiş dönemi 31 Aralık 2020'de sona erdi ve ticaret anlaşması ile ilişkiler yeni bir çerçeveye oturtuldu. Ancak aradan geçen sürede İngiltere ekonomisi, ticaret ve iş gücü konularında önemli sıkıntılarla karşılaştı. Kuzey İrlanda protokolü ve göçmen sorunu gibi başlıklar Londra ile Brüksel arasında sürekli gerginlik yarattı.
Burnham'ın açıklamaları, İngiltere'de kamuoyunun bir bölümünde AB'ye dönüş yönünde artan bir eğilim olduğunu gösteriyor. Son anketler, İngiliz halkının yaklaşık %60'ının AB'ye yeniden katılmayı desteklediğini ortaya koyuyor. Özellikle genç nesil ve iş dünyası, tek pazarın sağladığı avantajlardan mahrum kalmanın olumsuz etkilerini vurguluyor.
Ancak yeniden katılım süreci hiç de kolay olmayacak. AB'nin mevcut üyeleri, İngiltere'nin eski ayrıcalıklarını (opt-out'lar, bütçe indirimi gibi) yeniden talep etmesi durumunda zorlu müzakerelerin yaşanacağını belirtiyor. Ayrıca İngiltere'nin euroya geçiş, Schengen bölgesine katılım gibi konularda ne tavır alacağı belirsizliğini koruyor. Brüksel, yeni üyeliklerde AB hukukunun üstünlüğü ve serbest dolaşım gibi temel ilkelerden taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Macron ve Burnham arasındaki bu diyalog, Avrupa kıtasındaki jeopolitik dengeler açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor. İngiltere'nin AB'ye dönüş sinyali, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'nın güvenlik mimarisinde iş birliğini güçlendirebilir. NATO içinde zaten müttefik olan İngiltere ve AB ülkeleri, savunma ve dış politika alanlarında daha etkin bir koordinasyon sağlayabilir.
Öte yandan, ABD yönetimi de Transatlantik ilişkilerin güçlenmesinden memnuniyet duyacaktır. Brexit sonrası dönemde Washington, Londra ile Brüksel arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesi için zaman zaman arabuluculuk yapmıştı. İngiltere'nin AB'ye yakınlaşması, Batı ittifakı içinde daha uyumlu bir yapı oluşmasına katkı sağlayabilir.
Ekonomik açıdan ise İngiltere'nin AB'ye dönüşü, Avrupa tek pazarının yeniden genişlemesi anlamına gelir. Ancak bu sürecin ne kadar süreceği ve hangi koşullarda gerçekleşeceği belirsiz. İngiltere'nin önce Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) veya Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) gibi yapılar üzerinden bir ara çözüm arayışına girebileceği konuşuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin AB'ye yeniden katılma ihtimali, Türkiye'nin Avrupa ile ilişkileri açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, uzun süredir AB üyelik müzakereleri yürüten ancak son yıllarda ilişkilerin dondurulduğu bir ülke. İngiltere'nin geri dönüşü, AB'nin genişleme politikasını canlandırabilir ve Türkiye'ye yönelik kapıların yeniden aralanmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Türkiye-İngiltere ticaret hacmi Brexit sonrası dönemde artmıştı; İngiltere'nin AB'ye dönüşü bu ticaretin kurallarını değiştirebilir. Türk dış politikası, Londra ile Brüksel arasındaki yakınlaşmayı dikkatle izlemeli ve olası bir genişleme dalgasında kendi stratejik konumunu güçlendirmelidir.