Yeni Macar hükümeti, eski Başbakan Viktor Orban'ın otoriterleşme ve yolsuzlukla anılan mirasını tasfiye etmek için 'Araf Operasyonu' adı verilen kapsamlı bir girişim başlattı. Operasyon, yolsuzlukla mücadele, medyada bağımsızlığın yeniden tesisi ve demokratik kurumların güçlendirilmesi olmak üzere üç ana eksende ilerliyor. Başbakan Péter Magyar liderliğindeki yeni kabine, Orban'ın 2010'dan bu yana kademeli olarak inşa ettiği 'illiberal demokrasi' modelini tersine çevirmeyi hedefliyor. İlk adım olarak, Orban döneminde atanmış yüzlerce bürokrat ve yargıç görevden alınırken, kamu ihalelerinde şeffaflık sağlanması için acil yasal düzenlemeler yapılıyor. Operasyonun adı, eski rejimin 'cehennem gibi' yozlaşmış yapısına atıfla seçildi.
Operasyonun Arka Planı ve Hedefleri
'Araf Operasyonu', Nisan 2025'te yapılan erken genel seçimlerin ardından iktidara gelen Magyar'ın seçim vaatlerinin bir yansıması. Orban döneminde medya neredeyse tamamen hükümet yanlısı oligarkların eline geçmiş, anayasa değişiklikleriyle yürütme yetkileri aşırı genişlemişti. Yeni hükümetin ilk icraatları arasında, Orban'ın partisi Fidesz'e yakın medya kuruluşlarına devlet reklamı verilmesini durdurmak ve kamu yayıncısı MTVA'nın yönetimini bağımsız bir kurula devretmek yer alıyor. Ayrıca, Orban döneminde çıkarılan ve sivil toplumu kısıtlayan 'STK Yasası' yürürlükten kaldırılıyor. Yolsuzlukla mücadele kapsamında ise eski bakanlar ve üst düzey bürokratlar hakkında soruşturmalar başlatıldı. Magyar, 'Macaristan'ın AB fonlarını çalan bir ülke olarak anılmasına son vereceğiz' diyerek Avrupa Birliği ile ilişkileri düzeltme sözü verdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Avrupa Birliği içinde hukukun üstünlüğü konusunda yıllardır süren gerilimleri hafifletebilir. Orban yönetimi, AB'nin Macaristan'a ayırdığı milyarlarca avroluk fonu yolsuzlukla kullanmakla suçlanıyor ve Brüksel'le sık sık karşı karşıya geliyordu. Yeni hükümetin reformları, AB fonlarının serbest bırakılmasının önünü açabilir. Ancak, Macaristan'ın bu dönüşümü, Orban'ın Polonya ve Slovakya gibi diğer Visegrad ülkelerindeki popülist liderlerle kurduğu ittifakı da etkileyebilir. Uzmanlar, Macaristan'ın demokratik restorasyonunun, Orta Avrupa'da otoriterleşme eğilimlerine karşı bir örnek teşkil edebileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu operasyonun başarısı, AB'nin yıllardır uyguladığı 'koşulluluk mekanizması'nın etkinliğini de test edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu dönüşüm, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından dolaylı bir öneme sahiptir. AB, hukukun üstünlüğü konusunda Türkiye'ye benzer eleştiriler yöneltmektedir. Macaristan'ın reformları başarılı olursa, AB'nin aday ülkeler ve üye devletler için standartları yükseltmesi beklenebilir. Ayrıca, Orban'ın Türkiye ile göçmen anlaşmaları konusunda yakın çalıştığı biliniyor; yeni Macar yönetiminin göç politikasında farklı bir yaklaşım benimsemesi, Türkiye'nin AB ile sığınmacı mutabakatını etkileyebilir. Ancak henüz bu konuda somut bir adım atılmamıştır.