Britanya İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, başbakan olması durumunda ülke genelinde radikal bir yetki devri programı başlatacağını açıkladı. Burnham, özellikle Büyük Manchester bölgesinde uygulanan ve kendisinin de yakın zamana kadar yönettiği modeli tüm Britanya'ya yaymayı hedefliyor. Bu model, bölgesel belediye başkanlarına ulaşım, eğitim, sağlık ve ekonomi politikalarında merkezi hükümetten daha fazla söz hakkı tanıyor.
Yetki Devrinin Ayrıntıları ve Arka Planı
Burnham, bir gazeteye verdiği röportajda, "Britanya'nın en merkeziyetçi ülkelerden biri olduğunu" vurgulayarak, Londra dışındaki bölgelerin potansiyellerini tam olarak kullanamadığını söyledi. Planına göre, bölgesel belediye başkanlarına vergi toplama, altyapı yatırımları ve kamu hizmetlerinin yönetimi gibi konularda daha geniş yetkiler verilecek. Ayrıca, her bölgenin kendi ekonomik kalkınma stratejisini belirlemesine olanak tanınacak. Burnham, bu adımın Britanya'nın bölgeler arası gelişmişlik farkını kapatacağını ve ekonomik büyümeyi hızlandıracağını iddia ediyor.
İşçi Partisi içinde popüler bir figür olan Burnham, 2010-2015 yılları arasında Gölge İçişleri Bakanı olarak görev yapmış, 2015 ve 2016 parti liderlik seçimlerinde Jeremy Corbyn'e karşı yarışmıştı. Şimdilerde ise bir sonraki genel seçimde başbakanlık için adaylığını koymayı planlıyor. Anketler, İşçi Partisi'nin mevcut Muhafazakar hükümete karşı açık ara önde olduğunu gösteriyor. Ancak parti içinde Keir Starmer liderliğine yönelik bazı hoşnutsuzluklar bulunuyor. Burnham'ın bu çıkışı, Starmer'ın merkezci çizgisine karşı daha sol ve desantralize bir alternatif olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Burnham'ın önerisi, Britanya'da uzun süredir tartışılan "bölgesel eşitsizlik" sorununa çözüm olarak sunuluyor. Londra ve güneydoğu İngiltere, ülkenin ekonomik büyümesinin büyük kısmını çekerken, kuzey İngiltere, Galler ve İskoçya geride kalıyor. Yetki devri, İskoçya ve Galler'de zaten uygulanıyor; ancak İngiltere'nin bölgeleri için böyle bir model henüz tam anlamıyla hayata geçirilmiş değil. Burnham'ın planı, İngiltere içinde de bölgesel parlamentolar veya meclisler oluşturulmasını da içerebilir. Bu, Birleşik Krallık'ın gelecekteki yönetim yapısına dair önemli bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Bazı yorumcular, bu tür bir desantralizasyonun bağımsızlık yanlısı hareketleri zayıflatabileceğini belirtiyor.
Küresel ölçekte ise Britanya'nın merkeziyetçilikten uzaklaşması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi yönündeki genel eğilimle uyumlu. Birçok ülkede belediye başkanlarının rolü giderek artıyor. Örneğin, ABD'de şehirler iklim değişikliği ve göç gibi konularda federal hükümetten bağımsız politikalar izliyor. Burnham'ın modeli, Britanya'da da benzer bir dinamiği tetikleyebilir. Ancak bu sürecin başarıya ulaşması için merkezi hükümetin finansal kaynakları bölgelere aktarmayı kabul etmesi gerekiyor ki bu da kolay bir siyasi uzlaşı gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde merkeziyetçi bir yönetim geleneğine sahip olmasına rağmen son yıllarda büyükşehir belediyelerinin yetkilerini artırmıştır. Andy Burnham'ın Britanya için önerdiği radikal yetki devri modeli, Türkiye'deki yerel yönetim tartışmalarına ışık tutabilir. Özellikle bölgesel kalkınma farklarının azaltılması ve metropol belediyelerinin güçlendirilmesi açısından benzerlikler bulunuyor. Ancak Türkiye'deki mevcut sistem, merkezi hükümetin belediyeler üzerindeki denetimini sürdürüyor. İngiltere'deki bu gelişme, merkeziyetçilik-yerelleşme dengesi üzerine düşünmek için bir örnek teşkil edebilir.