Birleşmiş Milletler'in Cenevre merkezinde pazartesi günü konuşan eski bir Belarus siyasi mahkumu, ülkesinde baskıların ve yeni tutuklamaların sürmesi nedeniyle, siyasi mahkumların serbest bırakılması karşılığında yaptırımların hafifletilmesinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Avrupa Birliği ve ABD'nin Belarus'a yönelik yaptırımları, 2020 yılındaki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından başlamıştı. Minsk yönetimi, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında bir dizi siyasi mahkumu serbest bırakmış olsa da, insan hakları örgütleri ülkede yeni gözaltıların ve baskıların devam ettiğini rapor ediyor.
Yaptırım hafifletilmesi ve mahkum takası
Eski mahkum, isminin açıklanmaması kaydıyla yaptığı açıklamada, "Yaptırımların hafifletilmesi, siyasi mahkumların serbest bırakılması için önemli bir araç olabilir, ancak bu bir kereye mahsus bir eylem olmamalı. Sistemik bir değişiklik olmazsa, yeni mahkumlar eski mahkumların yerini alıyor" dedi. Belarus'ta 2020 seçimlerinden bu yana binlerce kişi siyasi nedenlerle gözaltına alındı. Uluslararası Af Örgütü'ne göre, ülkede halen en az 900 siyasi mahkum bulunuyor. Batılı ülkeler, yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini, Minsk'in insan hakları ihlallerine son vermesi ve demokratik reformlar yapması koşuluna bağlamıştı. Ancak uzmanlar, son mahkum salıverilmelerinin ardından yeni tutuklamaların devam etmesinin, bu koşulların yeterince karşılanmadığını gösterdiğini belirtiyor.
Avrupa Birliği, Belarus'a yönelik yaptırımlarını ilk olarak 2020 yılında uygulamaya koymuş, 2021 ve 2022 yıllarında ise genişletmişti. Yaptırımlar, başta Alexander Lukaşenko rejimine yakın isimlerin mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasakları gibi tedbirleri içeriyor. ABD ise Belarus'a yönelik yaptırımlarını 2021'den itibaren artırdı. Minsk yönetimi, yaptırımları "haksız" olarak nitelendirirken, Batılı ülkeleri "iç işlerine karışmakla" suçluyor. Öte yandan, Belarus'un Rusya ile yakınlaşması, yaptırımların etkisini hafifletme amacı taşıyor. Minsk, Rusya'dan enerji ve mali destek alarak ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Belarus'taki gelişmeler, sadece ülkenin iç siyasetini değil, aynı zamanda Avrupa güvenliğini ve Rusya ile Batı arasındaki ilişkileri de yakından ilgilendiriyor. Belarus, Rusya'nın en yakın müttefiklerinden biri olarak, Ukrayna savaşında Moskova'ya lojistik destek sağlamıştı. Bu nedenle Batılı ülkeler, Belarus'a yönelik yaptırımları Rusya'yı da zayıflatma stratejisinin bir parçası olarak görüyor. Ancak yaptırımların hafifletilmesi, Belarus'ta devam eden baskılar nedeniyle eleştiriliyor. İnsan hakları örgütleri, siyasi mahkumların serbest bırakılmasının sembolik bir adım olduğunu, ancak ülkede özgürlüklerin hala ciddi şekilde kısıtlandığını vurguluyor.
Uluslararası toplum, Belarus'taki insan hakları durumu konusunda bölünmüş durumda. Avrupa Birliği, Minsk'e yönelik yaptırımlarını sıkılaştırma eğilimindeyken, Çin ve diğer bazı ülkeler Belarus'la ekonomik işbirliğini artırıyor. Özellikle Çin, Belarus'un en büyük yatırımcılarından biri haline gelmiş durumda. Bu durum, yaptırımların etkinliğini sınırlıyor. Ayrıca, Belarus'un Rusya ile bütünleşme süreci, Batı'nın yaptırım politikalarını daha da karmaşık hale getiriyor. Moskova, Minsk'e ekonomik ve askeri destek sağlayarak, Belarus'u Batı'ya karşı bir tampon bölge olarak kullanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Belarus ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini dengeli bir şekilde yürütüyor. Ankara, Minsk'e yönelik Batı yaptırımlarına katılmazken, aynı zamanda insan hakları konusunda da uluslararası normlara atıfta bulunuyor. Belarus'ta devam eden baskılar ve yeni tutuklamalar, Türkiye'nin bölgedeki istikrar arayışını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Karadeniz bölgesindeki güvenlik çıkarları düşünüldüğünde, Belarus-Rusya ittifakının güçlenmesi, Ankara için yeni jeopolitik riskler oluşturabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Ukrayna savaşında arabuluculuk rolü, Belarus'u da kapsayan daha geniş bir diyalog sürecini gerektirebilir. Bu nedenle, Ankara'nın Belarus'taki gelişmeleri yakından izlemesi bekleniyor.