Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de bir temyiz mahkemesi, 2023 yılında aşırı sağcı sempatizan olduğu düşünülen kişilere yönelik saldırılar nedeniyle suçlu bulunan Alman vatandaşının hapis cezasını 8 yıldan 7 yıla indirdi. Karar, ülkede yargı bağımsızlığı ve siyasi motivasyonlu davalar konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı
Söz konusu saldırılar, Şubat 2023'te Budapeşte'de düzenlenen ve her yıl aşırı sağcı grupların katıldığı "Büyük Budapeşte" yürüyüşü sırasında meydana geldi. Alman aktivist, bu etkinliğe katılan aşırı sağcı gruplara mensup kişilere fiziksel müdahalede bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınmış ve yargılanmıştı. İlk derece mahkemesi, sanığı "grup halinde saldırı" ve "kamu düzenini bozma" suçlamalarıyla 8 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Temyiz sürecinde mahkeme, sanığın eyleminin siyasi motivasyonlu olduğunu kabul etmekle birlikte, cezada indirime giderek 7 yıla hükmetti. Kararın gerekçesinde, sanığın pişmanlık göstermesi ve iyi halinin etkili olduğu belirtildi. Alman yetkililer, vatandaşlarının cezasının hâlâ ağır olduğunu ve davanın siyasi boyut taşıdığını savunuyor.
Macaristan hükümeti ise yargı kararlarına saygı duyulması gerektiğini, ülkenin bağımsız mahkemelerinin adil yargılama yaptığını öne sürüyor. Ancak uluslararası gözlemciler, özellikle aşırı sağcı gruplara yönelik saldırılarda Macar yargısının çifte standart uyguladığını iddia ediyor. Son yıllarda Macaristan'da aşırı sağcı grupların güçlenmesi ve iktidar partisi Fidesz'in bu gruplara göz yumduğu eleştirileri sıkça dile getiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, Avrupa Birliği içinde yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü konusundaki gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Almanya ile Macaristan arasında son dönemde artan siyasi anlaşmazlıklar, bu tür davalarda karşılıklı suçlamalara yol açıyor. Alman hükümeti, vatandaşının cezasının düşürülmesini yeterli bulmazken, Macaristan'ın AB değerlerinden uzaklaştığı yönündeki eleştirileri yineledi.
Dava aynı zamanda Avrupa'da yükselen aşırı sağ hareketlere karşı mücadelede farklı ülkelerin tutumlarını gözler önüne seriyor. Almanya'da aşırı sağcı gruplara yönelik saldırılar genellikle daha hafif cezalarla sonuçlanırken, Macaristan'da bu tür eylemler daha sert yaptırımlarla karşılaşabiliyor. Bu durum, Macar yargısının siyasi motivasyonlu kararlar aldığı şüphesini güçlendiriyor.
Olayın bir diğer önemli boyutu da, Avrupa'da aktivistlerin ve gazetecilerin yargı yoluyla susturulmaya çalışılması endişesi. Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi kuruluşlar, Macaristan'da son yıllarda aktivistlere yönelik baskıların arttığını rapor ediyor. Bu dava, söz konusu endişeleri somutlaştıran örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu dava, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri ve Avrupa'daki Türk toplumu açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Macaristan, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde zaman zaman destek veren bir ülke konumunda. Ancak Macaristan'da yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü konusundaki erozyon, AB içinde hukuk devleti ilkesinin zayıflamasına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde referans alabileceği standartları da etkileyebilir. Ayrıca Avrupa'da aşırı sağın yükselişi ve bu gruplara karşı eylemlerin cezalandırılması, Türkiye'deki benzer tartışmalarla paralellik taşıyor. Türk vatandaşlarının Avrupa'da maruz kaldığı ayrımcılık ve yargısal süreçler açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme.