Macaristan Parlamentosu, ülkenin Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok'un görevden alınmasını öngören anayasa değişikliğini kabul ederek siyasi tarihinde bir ilke imza attı. Eski Başbakan Viktor Orban döneminde atanan Sulyok'un koltuğunu kaybetmesi, muhalefetin uzun süredir Orban'a karşı yürüttüğü mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Değişiklik, cumhurbaşkanının halk tarafından değil, parlamento tarafından seçilmesini öngörüyor ve mevcut cumhurbaşkanının görev süresinin sona ermesini hızlandırıyor.
Gelişmenin arka planı
Macaristan'da cumhurbaşkanlığı makamı, büyük ölçüde törensel yetkilere sahip olsa da, son yıllarda Orban yönetiminin ülkedeki demokratik kurumları zayıflattığı yönündeki eleştirilerin odağında yer alıyordu. Sulyok, 2022 yılında Orban'ın Ulusal Meclis'teki çoğunluğu sayesinde cumhurbaşkanı seçilmişti. Ancak muhalefet, Sulyok'un Orban'ın politikalarına tam destek verdiğini ve tarafsızlık ilkesini ihlal ettiğini savunuyordu. Özellikle geçtiğimiz aylarda Sulyok'un, Orban'ın yargı bağımsızlığını zedeleyen reformlarını veto etmeyi reddetmesi, tepkileri artırdı.
Parlamentodaki oylamada, iktidar partisi Fidesz'den bazı milletvekillerinin de muhalefetle birlikte oy kullanması, Orban'ın kendi partisi içinde de artan bir muhalefetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Sulyok'un görevden alınması, Orban'ın cumhurbaşkanlığı makamı üzerindeki kontrolünü kaybetmesi anlamına gelirken, muhalefet bu adımı demokrasi için bir zafer olarak nitelendiriyor. Yeni cumhurbaşkanının seçimi ise önümüzdeki haftalarda yapılacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Macaristan'daki bu gelişme, Avrupa Birliği'nin (AB) Orban yönetimine yönelik baskılarının arttığı bir döneme denk geliyor. Brüksel, Macaristan'ı hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü konularında defalarca uyarmış ve AB fonlarını dondurma tehdidinde bulunmuştu. Sulyok'un görevden alınması, AB ile Macaristan arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir. Öte yandan, bu durum Orban'ın iç siyasette zayıfladığı yönünde bir işaret olarak okunuyor. Muhalefet, bu hamlenin ardından erken seçim çağrıları yapmaya başladı bile.
Bölgesel olarak, Macaristan'daki bu siyasi çalkantı, Orta Avrupa'da demokratik gerileme endişelerini yeniden gündeme getiriyor. Polonya ve Çekya gibi ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanırken, Macaristan'daki gelişmeler Avrupa genelinde popülist liderlerin geleceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Eğer Orban'ın gücü gerçekten azalıyorsa, bu durum AB içinde daha dengeli bir güç dağılımına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu siyasi gelişme, Türkiye için öncelikle bir örnek teşkil etmekten ziyade, AB ile ilişkiler bağlamında önem taşıyor. Orban, AB içinde Türkiye'ye en yakın liderlerden biri olarak biliniyor; Sulyok'un görevden alınması Orban'ın gücünü zayıflatırsa, Türkiye'nin AB nezdindeki en önemli müttefiklerinden birini kaybetmesine yol açabilir. Ayrıca, bu gelişme AB'nin hukukun üstünlüğü konusundaki hassasiyetini bir kez daha gösteriyor; Türkiye'nin AB ile olan müzakerelerinde bu kriterlerin ne kadar belirleyici olduğu hatırlanmalıdır. Bununla birlikte, doğrudan bir etki beklenmemekle birlikte, Orta Avrupa'daki bu tür demokratik krizler, bölgesel istikrarı etkileyerek Türkiye'nin Avrupa ile olan ticari ve siyasi ilişkilerini dolaylı olarak şekillendirebilir.