ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 28 Şubat 2025 tarihinde yaptığı yazılı açıklamayla, ABD silahlı kuvvetlerinin İran toprakları üzerinde geniş kapsamlı askeri operasyonlar başlattığını duyurdu. Açıklamada, saldırıların İran'ın farklı bölgelerindeki askeri hedeflere yönelik olduğu belirtilirken, operasyonların Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi amacıyla gerçekleştirildiği ifade edildi. CENTCOM, saldırıların İran'ın askeri kapasitesini zayıflatmayı ve ABD'nin bölgedeki müttefiklerini korumayı hedeflediğini vurguladı. Operasyonlarda kullanılan silah sistemleri ve hedeflerin niteliği hakkında ayrıntılı bilgi verilmezken, yetkililer saldırıların sürpriz bir şekilde ve eş zamanlı olarak icra edildiğini kaydetti.
Gelişmenin arka planı: Artan gerilim ve yeni cephe
ABD'nin bu operasyonu, İran'ın bölgedeki nüfuzunu genişletme çabaları ve ABD'ye yakın ülkelere yönelik artan tehditlerin ardından geldi. Son haftalarda İran destekli milis gruplarının Irak ve Suriye'de ABD üslerine düzenlediği roket ve insansız hava aracı saldırıları, Washington yönetimini harekete geçirdi. CENTCOM verilerine göre, yalnızca Şubat ayı içerisinde bu tür saldırıların sayısı 20'ye ulaştı. ABD, İran'ın Yemen'deki Husilere ve Lübnan'daki Hizbullah'a sağladığı askeri desteğin yanı sıra nükleer programındaki ilerlemelerden de endişe duyuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın son raporları, İran'ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırdığını ortaya koydu.
Pentagon kaynakları, operasyonların hava, deniz ve kara unsurlarını kapsadığını, ancak kara birliklerinin İran topraklarına girmediğini bildirdi. Saldırılarda, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait füze rampaları, insansız hava aracı üsleri ve istihbarat merkezleri hedef alındı. ABD Başkanı'nın ulusal güvenlik danışmanı yaptığı açıklamada, operasyonların sınırlı ve orantılı olduğunu, İran'ın sivil altyapısına zarar verilmediğini iddia etti. Ancak bağımsız kaynaklar, saldırılarda en az 15 İran askerinin hayatını kaybettiğini öne sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve yeni ittifaklar
Ortadoğu'da yeni bir sıcak çatışma kapısını aralayan bu saldırılar, küresel petrol piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı, haberin ardından yüzde 4 artışla 95 doların üzerine çıktı. Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan, çatışmanın yayılmaması çağrısı yaparken, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD'ye karşı 'sert bir misilleme' sözü verdi. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayarak BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı.
Avrupa Birliği çatışmasızlık çağrısı yaparken, İsrail sessizliğini koruyor ancak uzmanlar, operasyonların İsrail'in güvenlik çıkarlarına dolaylı olarak hizmet ettiğini belirtiyor. Rusya ve Çin, ABD'yi kınayarak İran'ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini istedi. NATO ise konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmaktan kaçındı. Bölgedeki kriz, aynı zamanda İran'ın Çin ve Rusya ile olan stratejik iş birliğini derinleştirebilir. Öte yandan, Afganistan ve Pakistan sınırındaki güvenlik dinamikleri de bu gelişmeden etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile İran arasındaki bu doğrudan askeri çatışma karşısında oldukça hassas bir konumda bulunuyor. Ankara, Tahran'la enerji ve ticaret alanlarında derin bağlara sahipken, aynı zamanda NATO müttefiki olarak Washington ile ittifak ilişkisini sürdürüyor. Türkiye'nin başlıca endişesi, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesi ve bunun Türkiye'nin sınır güvenliğini, özellikle de Irak ve Suriye'deki PKK varlığını nasıl etkileyeceği. Ayrıca, yaptırımlar ve gerilim nedeniyle İran'dan doğalgaz ithalatı ve komşu ülkelerle ticarette aksamalar yaşanabilir. Türkiye'nin bu süreçte arabuluculuk yapma potansiyeli olsa da, ittifak çıkarları ile bölgesel gerçekler arasında denge kurması zorunlu.