Lübnan ordusu, ABD arabuluculuğunda varılan çerçeve anlaşmasının uygulanması kapsamında ülkenin güneyindeki Zawtar al-Gharbiya bölgesine konuşlanmaya başladı. Bu gelişme, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların ardından yerinden edilen on binlerce Lübnanlının evlerine dönme umudunu artırdı. Bölge sakinleri, hasar tespiti ve güvenlik garantileri beklerken, 'Sadece geri dönmek istiyoruz' ifadeleriyle özlemlerini dile getiriyor. Ordu konuşlanması, ateşkesin kalıcılığı ve sivil dönüşünün güvenliği açısından kritik bir adım olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin arabuluculuğunda varılan çerçeve anlaşması, İsrail ile Hizbullah arasında haftalardır süren çatışmaların ardından 27 Kasım 2023'te yürürlüğe giren ateşkesin somut adımlarla desteklenmesini öngörüyor. Anlaşma kapsamında Lübnan ordusunun, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgelere (UNIFIL'in de faaliyet gösterdiği alan) kademeli olarak konuşlanması planlanıyor. Zawtar al-Gharbiya, bu sürecin 'pilot bölgesi' olarak seçildi; burası, çatışmaların en yoğun yaşandığı ve sivil kayıpların en yüksek olduğu yerlerden biriydi. Ordu yetkilileri, bölgede mayın ve patlamamış mühimmat taraması yapıldığını, ardından sivil dönüşüne izin verileceğini belirtiyor. Ancak bazı köylerde altyapının tamamen tahrip olduğu, su ve elektrik şebekelerinin çalışmadığı bildiriliyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne göre, çatışmalar nedeniyle yaklaşık 120 bin kişi yerinden edilmişti; bunların büyük kısmı başkent Beyrut ve çevresine sığınmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, sadece Lübnan'ın iç istikrarı için değil, aynı zamanda bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor. İsrail-Hizbullah çatışması, İran'ın bölgedeki vekil güçlerinin etkinliği ve ABD'nin diplomatik manevraları gibi daha geniş bir jeopolitik tablonun parçası. ABD'nin arabuluculuğu, Çin ve Rusya'nın Ortadoğu'daki nüfuz mücadelesi bağlamında da okunabilir. Ateşkesin kalıcı olması, Lübnan'ın ekonomik krizden çıkışı için de hayati. Zira ülke, 2019'dan bu yana derin bir mali krizle boğuşuyor; turizm ve tarım gibi sektörler ancak istikrarla yeniden canlanabilir. Öte yandan, Hizbullah'ın silahsızlandırılması veya güney sınırından çekilmesi konusundaki anlaşmazlıklar devam ediyor; bu durum, Lübnan ordusunun sahada etkinliğini sınırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki istikrar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası ve bölgedeki mülteci hareketleri açısından önem taşıyor. Türkiye, Suriye iç savaşından bu yana Lübnan'daki siyasi ve insani krizlerle yakından ilgileniyor; Beyrut'taki Türk işbirliği projeleri, altyapı yardımları ve ticari bağlantılar mevcut. Bu gelişme, Lübnan'ın yeniden inşasında Türk şirketlerinin yer alabileceği fırsatlar doğurabilir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO müttefiki ABD ile Lübnan konusunda koordinasyonu, ikili ilişkilerde bir yumuşama sinyali olarak görülebilir. Ancak Hizbullah'ın gelecekteki rolü, Ankara'nın bu ülkeye yönelik politikasında dikkatle izlenmesi gereken bir denge unsuru olmaya devam ediyor.