Lübnanlı üst düzey bir yetkili, ABD'nin arabuluculuk yaptığı İsrail-Lübnan anlaşmasını sert bir dille eleştirerek, anlaşmanın ülkeyi bölebileceği ve bölgesel istikrarı tehdit edebileceği uyarısında bulundu. Yetkili, adının açıklanmaması koşuluyla yaptığı açıklamada, anlaşmanın Lübnan'ın egemenliğini zedelediğini ve ülke içindeki siyasi bölünmeleri derinleştirdiğini ifade etti. Bu gelişme, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen müzakere sürecinin tıkanmasına neden olurken, daha geniş ABD-İran gerilimini de yansıtıyor.
Anlaşmanın içeriği ve tarafların tepkileri
Söz konusu anlaşma, İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırının belirlenmesini ve enerji kaynaklarının paylaşımını içeriyor. Ancak Lübnanlı yetkili, anlaşmanın ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasının bir parçası olduğunu ve Lübnan'ı ABD-İsrail eksenine bağımlı hale getirdiğini savundu. Yetkili, “Bu anlaşma, Lübnan'ı iç siyasi çatışmalara sürükleyecek ve ülkeyi bölecektir. Hizbullah gibi aktörler anlaşmayı kabul etmezse iç savaş riski artar” dedi.
İsrail tarafı ise anlaşmayı “tarihi bir adım” olarak nitelendirerek, ABD arabuluculuğunda varılan mutabakatın bölgesel barışa katkı sağlayacağını belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, anlaşmanın iki ülke arasındaki gerginliği azaltacağını ve Doğu Akdeniz'de enerji iş birliğini artıracağını vurguladı. Ancak Lübnanlı siyasi analistler, anlaşmanın ülkede mezhepsel ve siyasi bloklar arasındaki ayrışmayı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan-İsrail sınır anlaşmazlığı, yalnızca iki ülke arasında bir sorun değil, aynı zamanda ABD ile İran arasındaki nüfuz mücadelesinin bir cephesi. İran destekli Hizbullah, anlaşmaya karşı çıkan en güçlü aktör konumunda. Uzmanlar, anlaşmanın başarısız olması halinde Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarını artırabileceğini ve böylece daha geniş bir bölgesel savaşın tetiklenebileceğini belirtiyor. Öte yandan, ABD'nin arabuluculuk girişimi, Washington'ın İran'ı çevreleme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Lübnan'ın siyasi yapısı zaten derin bir kriz içinde. Cumhurbaşkanlığı seçimleri aylardır yapılamazken, ekonomik çöküş ülkeyi iflasın eşiğine getirdi. Bu ortamda sınır anlaşması, hükümetin meşruiyetini daha da sorgulanır hale getirebilir. Bölgesel güçler, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, anlaşmayı desteklerken, İran ve Suriye karşı çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarsızlığı ve bölgesel gerilimleri yakından takip ediyor. Ankara, Lübnan'ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinden yana bir tutum sergiliyor. ABD arabuluculuğundaki bu anlaşma, Doğu Akdeniz'de enerji paylaşımını da ilgilendirdiği için Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, kendi Doğu Akdeniz politikasında benzer bir arabuluculuk veya iş birliği modelini destekleyebilir, ancak anlaşmanın İran karşıtı bir cephe oluşturma potansiyeli Ankara'nın bölgesel dengeleri yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Türkiye, Lübnan'daki krizin yayılmasının Suriye ve Irak'taki istikrarı da tehdit edebileceğinin farkında.