Lübnan’ın güneyinde dört yaşındaki Malika, İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında annesini kaybettikten ve kendisi de ağır yaralandıktan sonra uzun ve zorlu bir iyileşme sürecinden geçiyor. Küçük kız, saldırıda vücuduna isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle birçok ameliyat geçirdi ve halen psikolojik destek alıyor. Olay, İsrail ile Hizbullah arasında yıllardır süren çatışmaların sivil halk, özellikle de çocuklar üzerinde yarattığı yıkımı bir kez daha gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, Ekim ayında Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a ait olduğunu iddia ettiği hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlemişti. Bombardımanda, Malika’nın ailesinin yaşadığı bina hedef alınmış; annesi Hanan ile birlikte Malika da enkaz altında kalmıştı. Komşuların yardımıyla çıkarılan Malika, Beyrut’taki bir hastaneye kaldırıldı. Doktorlar, sol kolundaki kemiklerin parçalandığını ve iç organlarında ciddi hasar oluştuğunu tespit etti. Üç ay süren tedavi sürecinde dört büyük ameliyat geçiren Malika, şimdi fizik tedavi görüyor.
Uzmanlar, savaş travması yaşayan çocukların iyileşme sürecinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik destekle de mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Malika’ya hastanede psikologlar eşlik ederken, gece kâbusları ve annesini arama davranışları sürüyor. Babası Ali, kızının bir daha eskisi gibi olamayacağını ancak hayatta kalmasının bir mucize olduğunu söylüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Malika’nın hikâyesi, çatışma bölgelerinde çocukların maruz kaldığı şiddetin somut bir örneği. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son on yılda Lübnan’da çatışmalarda en az 200 çocuk hayatını kaybetti, yüzlercesi de yaralandı. İsrail-Hizbullah gerilimi, sivil halkı orantısız biçimde etkiliyor. Uluslararası toplum, çatışmaların durdurulması için çağrılar yaparken, sivillerin korunmasına yönelik mekanizmaların yetersizliği eleştiriliyor. Özellikle çocukların savaşın en kırılgan kurbanları olduğu gerçeği, insani yardım kuruluşlarının raporlarında sıkça vurgulanıyor.
Malika’nın tedavi masrafları, uluslararası bağışçılar ve sivil toplum kuruluşları tarafından karşılanıyor. Ancak binlerce benzer durumdaki aile, sağlık hizmetine erişimde büyük zorluk yaşıyor. Lübnan’ın ekonomik krizi, hastanelerin kapasitesini daha da kısıtlarken, savaş mağduru çocukların rehabilitasyonu için uzun vadeli bir plan bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’da yaşanan bu tür insani krizlerde aktif bir rol üstlenmese de, bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye’nin güvenliğine dolaylı etkisi bulunuyor. İsrail-Hizbullah çatışmalarının tırmanması, Doğu Akdeniz’deki dengeleri etkileyebilir ve Türkiye’nin enerji projelerini tehdit edebilir. Ayrıca, savaş mağduru çocukların durumu, insani yardım kuruluşları aracılığıyla Türkiye’nin de dâhil olduğu uluslararası çabalarla ele alınıyor. Ancak Türkiye’nin bu krizde doğrudan bir diplomatik girişimi bulunmuyor; daha çok Filistin ve Suriye’deki benzer durumlara odaklanması, Lübnan’daki çatışmaların Türkiye için öncelikli bir mesele olmadığını gösteriyor.