Lübnan'ın güney kıyısındaki tarihi Sur şehri, 18 Haziran'da İsrail hava saldırılarının hedefi oldu. Saldırıların ardından evlerine dönen Lübnanlı aileler, yıkılan binalar ve enkaz yığınlarıyla karşılaştı. Bölge sakinleri, son haftalarda artan çatışmaların ardından sağ kalan eşyalarını toplamaya çalışırken, bir yandan da ABD ile İran arasında varıldığı bildirilen yeni anlaşmaya temkinli bir umutla bakıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sur'da 18 Haziran Saldırıları
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), 18 Haziran sabahı Sur kent merkezi ve çevresindeki bazı noktalara hava saldırıları düzenledi. IDF sözcüsü, saldırıların 'Hizbullah'a ait askeri altyapıyı hedef aldığını' açıkladı. Ancak saldırılar sırasında sivil yerleşim yerlerinin de vurulduğu görüldü. Yerel kaynaklara göre en az 12 sivil hayatını kaybetti, 40'tan fazla kişi yaralandı. Saldırıların ardından kente giriş yapan BM Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ekipleri, hasar tespit çalışmalarına başladı.
Sur, Akdeniz kıyısındaki konumu ve Hizbullah'ın etkin olduğu güney bölgesine yakınlığı nedeniyle stratejik öneme sahip. Kentte yaşayanlar, 2006 savaşından bu yana en şiddetli çatışmalara tanıklık ettiklerini belirtiyor. Geri dönen aileler, evlerinin tamamen yıkıldığını, iş yerlerinin kullanılamaz hale geldiğini anlatıyor. Esraa Halil, enkaz halindeki evinin önünde gözyaşları içinde: 'Hiçbir şey kalmamış. Sadece birkaç fotoğraf kurtarabildim. Şimdi nereye gideceğimizi bilmiyoruz' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İran Anlaşması Umudu
Sur'a dönenlerin zihinlerindeki en büyük soru işareti, bölgesel istikrarın ne zaman sağlanacağı. Son haftalarda dolaylı yollardan yürütülen müzakerelerin ardından ABD ile İran arasında nükleer program ve bölgesel gerilimlerin azaltılmasına yönelik bir 'ön anlaşma'ya varıldığı belirtiliyor. Anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmemiş olsa da, tarafların karşılıklı adımlar atmasını öngördüğü ifade ediliyor. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kısmen durdurması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesi bekleniyor.
Uzmanlara göre anlaşma, Lübnan'daki tansiyonu da doğrudan etkileyecek. Hizbullah'ın ana destekçisi İran'ın gerilimi azaltma yönünde adım atması, örgütün İsrail'e yönelik saldırılarını sınırlandırmasını sağlayabilir. Ancak Sur'da yaşayanlar bu anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. Emekli öğretmen Mahmud El-Hac, 'Anlaşmalar gelir geçer, biz yine de enkazımızla baş başa kalırız. Umut etmek istiyoruz ama daha önce de hayal kırıklığına uğradık' diye konuştu.
Bölgedeki diğer aktörler de gelişmeleri yakından izliyor. Suudi Arabistan, anlaşmanın Yemen'deki savaşı sona erdirebileceği ihtimaline olumlu bakarken, İsrail ise anlaşmanın kendisini bağlamadığını ve Hizbullah'a karşı operasyonlarını sürdüreceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sur'daki yıkım ve ABD-İran anlaşması, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Ankara, İran ile enerji ve sınır güvenliği konularında işbirliği yaparken, Hizbullah'ın Lübnan'daki siyasi ve askeri varlığı Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Anlaşmanın başarılı olması halinde bölgesel gerilimin düşmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetlerini ve Mavi Vatan doktrinini olumlu etkileyebilir. Öte yandan, anlaşmanın başarısız olması yeni bir göç dalgasına ve sınır güvenliği riskine yol açabilir.