İsrail ordusu, Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden saatler sonra, Lübnan'ın güneyinde dört ayrı noktaya hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Hizbullah ve Lübnanlı yetkililer tarafından 'ağır bir ihlal' olarak nitelendirilirken, İsrail tarafı söz konusu operasyonların 'ateşkes ihlallerine karşı caydırıcı bir tedbir' olduğunu savundu. Olay, daha önce birçok kez çatışmaya dönüşen İsrail-Lübnan sınırındaki hassas dengenin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Ateşkes detayları ve ihlal iddiaları
Yerel kaynaklara göre, İsrail savaş uçakları dün gece geç saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye, Marjayoun ve Bint Jbeil bölgelerini hedef aldı. Saldırılarda ölen ya da yaralanan olmazken, birkaç konut ve tarım arazisinde hasar meydana geldi. Lübnan ordusu, saldırıların ardından bölgeye takviye birlikler sevk ederken, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) olayı 'ciddi bir endişe' olarak değerlendirdi.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise yaptığı açıklamada, saldırıların 'planlı bir operasyonun parçası olduğunu ve ateşkesin uygulanmasını sabote etmeye yönelik Hizbullah girişimlerine yanıt olarak gerçekleştirildiğini' belirtti. Açıklamada, 'Hizbullah'ın ateşkesi ihlal ederek güney Lübnan'da mevzi kazdığı ve roket mevzileri inşa ettiği yönünde istihbarat elde ettik; bu faaliyetleri engellemek bizim meşru savunma hakkımızdır' ifadelerine yer verildi. Hizbullah ise iddiaları 'asılsız ve provokatif' olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırılar, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda 27 Kasım'da imzalanan ateşkes anlaşmasının hemen ardından geldi. Anlaşma, İsrail ile Hizbullah arasında 2006'dan bu yana en yoğun çatışmaları sona erdirmeyi hedefliyordu. Ancak İsrail'in bu hamlesi, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu ve taraflar arasındaki güvensizliğin derinliğini gösteriyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, 'tarafları ateşkese bağlı kalmaya ve gerilimi artırıcı eylemlerden kaçınmaya' çağırdı.
Uzmanlar, İsrail'in bu tür saldırılarla iki amacı olduğunu belirtiyor: Birincisi, Hizbullah'ın askeri kapasitesini sınırlandırarak Kuzey İsrail yerleşimlerine yönelik tehdidi azaltmak; ikincisi ise kendi kamuoyuna 'güçlü bir duruş' sergilemek. Ancak bu taktik, Lübnan'da Hizbullah'a yönelik desteği artırabilir ve ülkeyi yeniden bir iç savaşa sürükleyebilir. Lübnan Başbakanı Necip Mikati, olayı 'egemenliğe kabul edilemez bir saldırı' olarak kınarken, Arap Birliği de İsrail'e 'derhal durması' çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için BM çatısı altında yürütülen ateşkes çabalarını desteklemektedir. Ancak İsrail'in bu saldırısı, hem Lübnan'ın toprak bütünlüğünü hem de bölgesel barışı tehdit etmektedir. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarları düşünüldüğünde, Lübnan'da yeniden alevlenecek bir çatışma, dolaylı olarak Türkiye'yi de etkileyebilir. Ankara'nın bu gelişmeleri yakından izlemesi ve taraflara itidal çağrısında bulunan diplomatik girişimlerde bulunması muhtemeldir. Ayrıca, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'nde konuyu gündeme getirmesi beklenebilir.