Lübnan ve İsrail, ABD arabuluculuğunda yürütülen deniz ve kara sınırı müzakerelerinin altıncı turunu tamamladı. Görüşmeler, taraflar arasındaki yıllardır süregelen sınır anlaşmazlıklarının çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. ABD'li bir yetkili, iki tarafın İsrail'in güney Lübnan'daki "pilot bölgelerden" çekilmesine ilişkin bir planda ilerleme kaydettiğini açıkladı. Görüşmelerin detayları henüz kamuoyuyla tam olarak paylaşılmazken, sürecin hassasiyeti nedeniyle tarafların temkinli bir iyimserlik içinde olduğu belirtiliyor.
Görüşmelerin arka planı
Lübnan ile İsrail arasındaki sınır anlaşmazlıkları, özellikle deniz yetki alanları ve kara sınırının bazı bölümleri üzerinde yoğunlaşıyor. İki ülke arasında resmi bir sınır anlaşması bulunmuyor; BM tarafından belirlenen Mavi Hat, fiili sınır olarak kabul ediliyor. Ancak özellikle Akdeniz'deki doğal gaz yataklarının keşfiyle birlikte deniz sınırı müzakereleri daha da kritik hale geldi. ABD, 2020 yılından bu yana taraflar arasında dolaylı müzakerelere aracılık ediyor. Altıncı tur görüşmelerinin ana gündem maddesi, İsrail'in güney Lübnan'daki sözde "pilot bölgelerden" çekilmesi oldu. Bu bölgeler, İsrail'in 2006 savaşından bu yana fiili kontrolü altında tuttuğu ve Lübnan'ın egemenlik talebinde bulunduğu alanları kapsıyor.
Görüşmelerde tarafların, çekilme takvimi ve güvenlik düzenlemeleri konusunda ilerleme kaydettiği bildiriliyor. ABD'li yetkili, iki ülkenin de bu konuda siyasi irade gösterdiğini, ancak teknik detayların henüz netleşmediğini ifade etti. Lübnan tarafı, çekilmenin egemenlik haklarının tanınması anlamına geldiğini vurgularken, İsrail güvenlik endişelerini öne sürüyor. Özellikle Hizbullah'ın bölgedeki varlığı, İsrail'in çekilme konusunda temkinli olmasına neden oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan-İsrail sınır müzakereleri, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiğini de yakından ilgilendiriyor. Bölgedeki doğal gaz rezervleri, Mısır, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni içeren Doğu Akdeniz Gaz Forumu gibi yapılanmaları tetiklemiş durumda. Lübnan'ın da bu kaynaklardan pay almak istemesi, müzakereleri daha da önemli kılıyor. ABD'nin arabuluculuk rolü, bölgedeki istikrarı koruma ve İsrail-Lübnan arasında olası bir çatışmayı önleme amacı taşıyor. Ayrıca İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak da görülüyor. Müzakerelerin başarıya ulaşması halinde, iki ülke arasında yıllardır süren gerginliğin azalması ve bölgesel işbirliğinin artması bekleniyor.
Ancak sürecin önünde önemli engeller bulunuyor. Lübnan'daki siyasi kriz ve ekonomik çöküş, müzakere pozisyonunu zayıflatıyor. Ayrıca Hizbullah'ın askeri varlığı, İsrail'in güvenlik endişelerini artırıyor. İsrail tarafında ise iç siyasi istikrarsızlık ve aşırı sağcı partilerin etkisi, barışçıl bir çözümü zorlaştırabilir. ABD'nin bu dengeyi sağlamak için her iki tarafa da baskı yapması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail sınır müzakereleri, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası açısından da önem taşıyor. Türkiye, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda kendi çıkarlarını korumaya çalışırken, Lübnan ile İsrail arasında varılacak bir anlaşma, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarı desteklerken, Hizbullah'ın varlığı nedeniyle İsrail ile doğrudan ilişkileri sınırlı. Bu nedenle Türkiye, süreci yakından takip ediyor ve bölgesel dengeleri gözeterek kendi pozisyonunu belirliyor. Anlaşmanın sağlanması halinde, Doğu Akdeniz'deki gerilimlerin azalması ve Türkiye'nin enerji politikaları için daha öngörülebilir bir ortam oluşması mümkün olabilir.